Aynı gün göçüp gitmiş bu diyardan iki koca yürekli şair…

Türk dilinin en güzel şiirlerini yazan iki güzeller güzeli adam…

‘Yâr deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lâmbamda titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban’ diyen Abdürrahim Karakoç, sekiz sene önce bırakmış biz sevenlerini ve şiiri yetim…

Türküler onsuz kalmış, sevdalar yetim…
Aşkın ayrılığın, hasretin vuslatın en güzel dizelerini yazan büyük ozan…

Modern çağın şöhret gibi, kibir gibi hiçbir musibetinin yanından bile geçemediği bir gönül ustası, yürek emekçisi…

Bir gün sormuşlar ‘Nedir Mihriban’ın hikayesi?’

‘Bugüne kadar hiç kimselere anlatmadım, daha da anlatmam. Yaşayıp, yaşamadığını da bilmiyorum.
O kendi yoluna gitmiş, ben kendi yoluma. Şimdi ben onun ismini versem, anlatsam, ayıp olmaz mı’ diye cevap vermiş o her zamanki tevazuuyla…

Bir diğer üstadımız, 1987 yılında aramızdan ayrılan Cahit Zarifoğlu…

Şiirleriyle yüreklerde çiçekler açtıran, her gece uyumadan önce eksik kalmasın diye çocuklara masal kitapları yazmayı ihmal etmeyen bir başka güzel adam…

Bakın neler yazmış Cemal Süreya onun ardından…

‘İyi şairdi. İlk şiirleri de iyiydi. Sezai Karakoç çevresindendi. Daha yüz yüze gelmeden, 1962’de bana, Paris’e bir mektup yollamıştı. Adresimi Sezai Karakoç’tan almış. Saklamamışım o mektubu.
Dönüşte yeniden tanıştık. Zaman zaman vapurda, yolda, Sezo’nun (Sezai Karakoç) evinde bürosunda rastlaştıkça konuşurduk ama her şeyden konuşurduk…”

Necip Fazıl’ın Hocası Seyyid Abdülhakim Arvasi’nin soyundan gelen Berat Hanım’la birleştirdi hayatını.

Berat Hanımefendi,
“Pek çok şeyi ilk Cahit beyden öğrendim.
Bana emek verdi, beni eğitti, öğretti; hem hocam hem kocam oldu” sözleriyle anlatmış eşi Zarifoğlu’nu.

Duygulanmamak ne mümkün!
‘Sevgi emek ister’ sözünü tam manasıyla bizlere aktarmış.

Ve üstad Zarifoğlu emek verdiği, eğittiği, sevdiği kadına, evlatlarının annesine yazdığı o muazzam şiir:

‘Ey Berat Hanım!
Dersen ki,
"Bu ne zalim adam
Halimi bilmez, halden anlamaz.
Küçük bir şeyi mesele yapar"
-Ne büyük yalan-
Doğrusu var hakkın
N’etsem n’apsam
Kollarını bilezik
Boynunu kordon
Ayağını hal hal donatsam
Yine hakkın kalır…’
Şiirle başladık madem, yine şiirle bitirelim.
Bu hüzünbaz yazıya, yine bir Cahit Zarifoğlu şiiriyle veda edelim…
‘Seçkin
Bir kimse değilim
İsmimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim
Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme
Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim
Sana zorsa yanmaya razıyım
Kolaysa affı esirgeme
Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında
Biliyorum
Bağışlanmamı diliyorum…’

Kabirleri nur, mekanları cennet olsun…
Edebiyat zorunlu ders biliyorum ama dilerim okullarda şiir dersi de zorunlu olsun…

Dilerim hayırlı haberler alacağımız, sağlıklı, huzurlu bir hafta geçiririz.

Önümüzdeki hafta görüşmek dileğiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.