Adil olmak ya da olamamak... İşte tüm mesele bu!

Aslına bakarsanız bu hafta için karantina günlerinde televizyon kanallarının yayıncılığını eleştiren bir yazı kaleme almıştım. Çünkü bana göre, hepimizin evlerimize hapsolduğumuz korona günlerini pek de iyi değerlendirememişlerdi.

Yazımı hazırlamış göndermek için beklerken, ister istemez açıklamalarıyla sosyal medyada gündem olan Eda Demirci’ye odaklandım. Ve bilvesile oturup onunla ilgili bir yazı yazmaya karar verdim.

Usta gazeteci Ali Eyüboğlu ve sunucu İlkay Buharalı’nın hazırlayıp sunduğu ‘Magazin Noteri’ programına konuktu Eda Demirci. Ekip, Samsun’a doğru yola koyulmuş ve açıkçası çok başarılı bir işe imza atıyordu.

Zira gerek boşanma sürecinde, gerek sonrasında hiçbir şekilde açıklama yapmamış olan Eda Demirci, eski eşi İsmail Küçükkaya ile ilgili ilk kez açıklamalarda bulunuyordu. Yayını baştan sona kadar izledim. Hattı bazı kısımları tekrar tekrar seyrettim. Peki anlattıklarına şaşırdım mı? Asla!

Güçlü ama haksız olanın kısa vadede kazandığını çok gördüm fakat uzun vadede kazanan daima haklı olandır. Magazin Noteri yayınından özetle ben şunları anladım: Popüler bir gazeteci ve programcı olan eşi İsmail Küçükkaya tarafından mütemadiyen psikolojik şiddet görmüş Eda Demirci.

Hem evlenmeden önce ve hem de evlilik süresince aldatılmış, popülerliğini öne sürerek -Eda Demirci’nin deyimiyle- hayatı neredeyse bitirme noktasına getirmiş bir acılı portre var karşımızda.

Kanser tedavisi gören öğretmen bir eş bugünedek neden sustuğunu ise şu şekilde anlatıyor: “Öğrencilerime, aileme karşı sorumluluğum, toplum içerisinde düşürüleceğim pozisyon ve gelecek ağır eleştirilerin kaygısı ile sustum.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ile de telefonda görüşmüş, durumunu anlatmaya çalışmış ama hiç anlayamadığım bir şekilde görmezden gelinmiş, mesajları cevapsız bırakılmış.

Ekranda farklı bir profil ile izleyici karşısına çıkan, gönülleri fetheden Küçükkaya, evinde Eda Demirci’nin anlatımıyla çizdiği profilin tam zıttı...

Televizyon bir sahne... Ben güçlüyüm, bana bir şey olmaz. Sana kimse inanmaz. Sen kimsin ki seni dinlesinler. Sen İsmail Küçükkaya’nın karısısın. Bir öğretmensin, ne yapabilirsin, şu pozisyonum olmasa ağzını burnunu dağıtırım’ gibi hakikaten çok incitici, rezil cümlelerle sürekli bir sözlü şiddete maruz kalmış.

Size burada iki saatlik yayını anlatacak değilim, arzu eden bulup, izleyebilir ama ortada gerçekten de akıllara durgunluk verecek vahim bir durum var. Öte yandan video sosyal medyaya düştüğü andan itibaren her kesimden çok şaşırtıcı yorumlar da yağmaya başladı. Küçükkaya’ya destek vermek adına, üstelik de demokrat yazarlar, şarkıcılar, sosyal medya kullanıcıları  Demirci’yi topa tuttu.

Kadıncağız sakin bir şekilde, , gözyaşlarını zor tutarak anlatıyor ve hala inanmak zor ama hala birileri ‘ya öyle değilse’ diyor.

Bir kadın sanatçı aynen şöyle yazmış: ‘Neden şimdi konuşuyorsun?

Oysa yayını izlemiş olsalar, bunun cevabını çoktan göreceklerdi. Ama bir şekilde zihinlerinde masumiyetine inandıkları insanlar, asla böyle bir şey yapmazdı! Eda Demirci asla haklı olamazdı…

Bir kadının feryadının duyulması için çığlığını başka hangi kelimelerle ifade etmesi lazım. İlla ki bir kadın cinayetine mi kurban gitmesi lazım sesini işitmemiz için. Kan revan halini mi görmemiz lazım!

‘Ailem bile İsmaili çok sevdikleri için önce İsmail’in yanında durdu; inanmak istemiyorlardı. Fakat sonunda kendi gözleriyle gördüler.

Benim yaşadığımı kimse yaşamasın. Bu camia asla dürüst değil. Bir tiyatro sahnesindeymiş gibi oynuyor bu camiadaki insanlar. Herkes birbirini koruyor. En çok da hak, hukuk, adaletten bahsedenler’ diyor Eda Demirci.

Haksız mı? Bana sorsanız asla haksız değil.

Riyakarlık almış başı gidiyor. Çokça şahit olmuş biri olarak artık hiçbir şeye şaşırmıyorum. Bu tuhaf recmin en çok da hemcinslerimiz tarafından yapılıyor olması ise hakikaten çok üzücü…

Haftaya daha keyifli bir konuda buluşmak dileğiyle dostlar…

Sevgi ile kalın...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.