Reformcu AK Parti geri gelmelidir!

Baştan söyleyeyim, “AK Parti kuruluş ilkelerine dönmeli” diyenlerden değilim. Sonra arkamdan dedikodu yapılmasın. Sadece reformcu, yenilikçi, temel hak ve özgürlükler alanında cesur adımlar atan AK Parti’yi geri istiyorum.

Bakanız bu ülkede ilk defa 90 yıldan sonra İttihat ve Terakki zihniyetinden kalma yanlışlarve alışkanlıklar geride bırakılarak bir şeyler yapılmaya başlandı.

Aleviler, Kürtler, gayrimüslimler, Araplar, Romanlar gibi daha düne kadar insan yerine konulmayan farklılıklarımızla yüzleştik ve onların hak ve hukukunu garanti altına almaya yönelik adımlar attık.

Allah var, AK Parti de bireyi baskı altına alarak, kapalı baskıcı bir siyasi tavır geliştirmek yerine tam tersi demokrasinin bir gereği olarak geleneksel farklılıkların ortaya konulup korunmasında çok aktif bir rol oynadı.

Esasen iktidar olmanın da anlamı budur. Çünkü ülkesinde yaşayan her kesimden insanın hak ve hukukunu anayasada garanti altına alan ve belirli bir ideolojiyi zorla dayatmayan iktidarlar ancak kalıcı olabilir.

Çağın gerisinden değil çağın ötesine seslenen ve bir ses olmayı becerebilenlerin harcıdır devlet yönetmek. AK Parti, tam da bu noktada yıllardır milletin talebine göre siyasi bir duruş sergiledi ve bu yüzdendir ki hemen her seçimde millet tarafından ödüllendirildi.

Ne var ki her öğretinin her düşüncenin, her siyasi görüşün, ideolojinin zamanla bağnazları oluşuyor. Moda tabirle söyleyecek olursak “trolleri” de diyebiliriz.

Üzülerek ifade etmeliyim ki son zamanlarda refahın, zenginliğin, makamın, şöhretin, nüfuzun tadını alan muhafazakâr camianın kahir ekseriyetinde de bu yaşandı.

Kuruluş kodlarına sıkı sıkıya bağlı cesaret sahibi samimi insanlar tuhaf bir şekilde gevşemeye başladı.

Medyası, her kesimden insanı kucaklamak yerine içe kapalı tamamen kendi mahallesine yönelik milliyetçi yayınlar yapmaya başladı.

Güçlenene kadar demokrasinin nimetlerinden faydalanan ve özgürlükçü, insan merkezli bir anlayış sergileyen bazı AK Partililer gücü ele geçirdikten sonra ilginç bir biçimde zihinsel bir daralma yaşadı.

Bu daralma aynı zamanda ciddi bir bilinç kaymasını da beraberinde getirdi. İdeolojik olarak nereye demir atacağını henüz kestiremeyen kafası karışık tipler türemeye başladı.

İşin hazin tarafı, vaktiyle bir sistem karşıtı olarak doğan ve oligarşik bürokrasi ile mücadele eden AK Parti yorgunluğun ve gevşemenin de tesiriyle artık bu çerçevede sıkı sıkıya mücadele etmeyi bıraktı.

Erdoğan’ın tüm ikazlarına rağmen bu canlanma istenilen seviyede olmadı. Düşünün birçok toplantıda partililere kibirden uzak durulması gerektiğini söyleme gereğini hissetti.

Bu zihinsel daralma her ne kadar son yerel seçimlerde kendini açık bir biçimde gösterse de bundan ders alamayacak kadar benliğini yitirmiş bir kesimin hiç umurunda olmadı.

Ben asıl vahameti AK Parti’nin reformcu özelliğini yitirmiş olmasında görüyorum. Nedendir bilmiyorum temel hak ve özgürlükler alanında büyük atılımların/açılımların yapılması gerektiğini söyleyen eski yazarlarımız yok artık.

Eskiden, hemen herkes için özgürlük talep eden ve bu noktada hükümeti zorlayan, eleştiren ve hatta eksik gören gazetecilerimiz, siyasetçilerimiz ve akademisyenlerimiz vardı. Bugün sosyal medyada ortalama bir troll ile bir gazeteci, akademisyen ve siyasetçi arasında neredeyse fark yok gibi.

Böyle bir ortamda özgürlük ve hukuk demek neredeyse ihanetle bir tutuluyor. Oysa önce insan diyen herkesin bir diğerinin hak ve hukukunu gözettiği bir zihniyeti kendi çabalarımızla hayata geçirebilmenin yollarını aramalıydık.

Ben Erdoğan’ın bu düşünce kabızlığından rahatsız olduğunu düşünüyorum. Kimse kusura bakmasın medyası bırakın uluslararası algı üretmeyi içeride CHP’nin algılarına yenik düşüyor.

Devlet kanalı dahi bir gün hata yapmasa rahat uyuyamıyor. Romanlar, Ermeniler ve Kürtler ise hala küfür aracı ediliyor ve ötekileştiriliyor.

Birçok yazımda ifade etmişimdir. Bu ülkenin kimyasını değiştirebilecek olan bir şey varsa o da; her kesimin bir diğerinin hak ve özgürlüklerini sahiplenmesidir.

Darbecilere hizmet eden, beyinleri sulanmış, resmi ideolojinin gönüllü acentesi gibi çalışan sözde aydınların, yazarların, siyasetçilerin söylemlerine kulak asmadan, derinlikli, insanı ortaya çıkaran bir ahlaki anlayışı kendi aramızda yaygınlaştırarak yani özgürlüğü ve adaleti herkes için arzu ederek bunu başarmalıyız.

Son zamanlarda Erdoğan’ın reform talepleri beni tam da bu noktada heyecanlandırdı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.