Patrik Sahak II’nin konuşması üzerine

Bazıları kötü günler için para biriktirir bazıları da sıcak ve samimi ilişkilerden örülmüş dost ve maneviyat biriktirir. Rahmetli Markar da samimi dostluklar ve maneviyat biriktirenlerdendi.

Patrik Sahak II, MarkarEsayan’ın cenaze merasiminde bu minvalde çok anlamlı bir konuşma gerçekleştirdi.

Patrik Sahak II, MarkarEsayan’ın 1400 yıldır Müslümanlarla birlikte yaşama tecrübesi olan Ermeni halkının bir üyesi olarak ve yüzyılların bilgeliğini özümseyerek durulması gereken en doğru siyasi duruşu benimsediği ifade etti.

Patrik Sahak II, konuşmasına şu cümlelerle devam etti; “Mensubu olduğu ülkeyi ve vatanı varlığının bir kutsalı olarak görmek, sadakat ve bağlılıkla devletine, milletine hizmet etmek, sevincini ve gönencini, üzüntü ve tasayı aynı bayrak altında yaşamak ve hep birlikte mutlu bir ülke oluşturmak ülküsünü benimsedi.”

“Bu topraklarda “Milleti Sadıka” olmanın özü ve anlamı budur. Bu sadece Ermenilerin değil, tüm ülke vatandaşlarının paylaşması gereken en doğal duruş ve seçimdir.”

Rahmetli Markar için de; “Bu ülkedeki öteki mahallelere geçti ve komşusu olduğu insanları, onların inanç dünyasını, kaygılarını, korkularını, beklentilerini gördü. Yara sadece Ermenilerde kanamıyordu. Tüm ülkeyi saran yangınlarda bilinçli bir vatandaş ve aydın olarak haklının yanında olmak gerektiğini anladı” diyerek en hassas meselemize parmak bastı.

MarkarEsayan da bir yazısında şöyle diyordu; “Bu ülke hepimizin… Herkes, tüm özellikleri, tüm farkları, renkleriyle kendisini birinci sınıf, özgür ve güvende hissetmeli. Birliğimizin temelindeki en güçlü harç bu duygudur.”

Patrik Sahak II, konuşmasının sonlarına doğru şu cümleleri sarf etti; “Ermeniler ve Türkler, Azeriler ve Ermeniler arasında dostluk köprüleri kuracak o mübarek insanlara ekmek gibi, su gibi ihtiyacımız var. Kaç felaket önlenir, kaç can kurtulurdu, kim bilir?”

Bu dostane, anlamlı ve içten konuşması için Patrik Sahak II’ye teşekkür ederim. Bizim bu topraklarda bir arada yaşama erdemliliğini göstermemiz lazım.

Elli yıldır bu ülkede Gladyo’nun da yönlendirmesiyle “ Komünistler Moskova’ya” “İrticacılar Arabistan’a” diyerek birbirlerini ülkeden kovan insanların kavgasına şahit olduk. Gayrimüslimler, farklı mezhep ve inançtan olan insanlar mütemadiyen ötekileştirildi.

Bu kavganın asla bir galibi olmadı. Kazanan bu tür oyunları tezgâhlayan, emperyalist elitist bir kesim oldu.

Bizler de birlik içinde, özgürce yaşamanın ne denli kazanım olduğu hakikatinden mahrum edildik. Oysa inancı, dili, mezhebi, ırkı ne olursa olsun bir arada yaşama erdemliliğini göstermek; esasında küresel emperyalist düzene bir başkaldırmadır.

Birbirlerine tahammül edemeyen, yabancılaşan, sürekli kavga halinde tutulan anlayışsız bir toplum inşa edilmek istendi.

Bugün Orta Doğu bölgesinde de yapılan bundan farklı değil.

Eski Türkiye rejimi marifetiyle kimliği ve şahsiyeti, inancı ve ahlaki anlayışı zedelenenler yaralarını çabucak sarmak durumundadır.

Her şeyin nesneleştirildiği bu piyasa düzeninde insan olarak varlığımızı öne çıkartarak bu toprakların ruhuna yaraşır bir birliktelikle ve erdemlilikle birbirimize sahip çıkmalıyız.

Zor zamanlardan geçiyoruz. Aramıza sürekli fitne tohumları atarak bizi birbirimizden uzaklaştırmaya yönelik planlar yapılıyor.

Bu ülke hepimizin. Burada sorunsuzca yaşamanın yollarını aramak dururken baskıcı, yasakçı, dışlayıcı anlayışlara ve tavırlara yer verilmemelidir. Sosyal medya tımarhanesinde herkesin bir diğerini ötekileştirdiği bağnaz, radikal militanlara da asla taviz verilmemelidir.

Ayrıştırıcı diliyle vurup kırmayı, kabalığı, bağnazlığı, mensup olduğu mahalle için bir kazanım sayanlar ve birlik olmayı dillendirenleri de “tatlı su balığı” diyerek sahadan uzaklaştıranlar asla ve kata medeniyet bilincine sahip olamayan küçük militanlardır.

Şimdi bu dili kırmanın zamanıdır.  Bu ülkede yaşayan her kesimden inançtan, mezhepten, dilden, ırktan vatanseverlerle birlikte eskiden olduğu gibi bir arada yaşamanın yollarını aramalıyız.

Kimsenin bir diğerinin inancına, diline, ibadetine, yaşam felsefesine müdahale etmeden bir form dayatmadan bunu başarmak mecburiyetindeyiz. Bunun başka yolu yok.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.