Parlamento dışı korona soruşturma komitesi

Ana akım medya tarafından görmezden gelinse de Almanya’da bundan 3-4 ay kadar evvel uzman 2000 bilim adamı tarafından “parlamento dışı korona soruşturma komitesi” (ACU)kuruldu. Yanılmıyorsam böyle bir komite dünyada ilk.

Bugün size bu komiteyi tanıtacağım. İlk kurulduklarında bir basın açıklaması yaparak amaçlarını ve ne yapmak istediklerini ifade ettiler.

Parlamento dışı korona soruşturma komitesi ilk olarak Covid-19’un gelişmesinde Almanya’da kısıtlayıcı tedbirlerin neden geldiğini araştıracak.

İnsanlar şimdi neden acı çekiyor ve Sars-Cov-2 Virüsünden dolayı meydana gelen böyle bir orantılılık gerçekten var mı? Bu kısıtlayıcı tedbirlerin orantılık açısından nasıl oluştuklarında ciddi şüphelerimiz var” diyorlar.

Bunların araştırılması gerektiğini ancak bu konuda ne parlamentolar, ne muhalefet partileri, ne de iktidar partileri bir soruşturma komitesi kurmadıklarından, hatta planlamada bile olmadığı için ve geç bile kalındığı için bu komiteyi kurduklarını ifade ediyorlar.

Dolayısıyla bu konuda bürokratlar, bütün yaşam alanlarından uzmanları, tıp, sosyal, hukuk aynı zamanda ekonomi uzmanlarını ve daha nicelerini davet edip dinleyecekler.

Hekim HeikoSchöning, Prof. Haditsch ve Dr. Schiffmann'ın öncülük ettiği komiteye tıp alanından Prof. Bhakdi, ekonomiden Prof. Otte ve ayrıca hukuk dalından Prof. Jungblut gibi uzmanlar gelerek görüşlerini şeffaf bir şekilde ifade edebilecekler ayrıca komiteye birçok başka uzmanlar da katılmayı kabul etmiş.

Bunun yanı sıra resmi kuruluşları, Robert Koch Enstitüsü’nü ve uluslararası kuruluşları da davet ediyorlar.

HeikoSchöning şöyle diyor;

“Alman İçişleri Bakanlığından sızdırılan bilim heyeti raporunda belirtildiği kadarıyla Almanya’da gerekli olan cerrahi operasyonların yüzde 90’ı yapılmamış ve bu duruma 2,5 milyon insan maruz kalmış.

Ve bu rapora göre devlet tarafından dayatılan (Korona) tedbirleri nedeniyle şu anda 5000 ile 125.000 insan ölüyor. Yani bu insanlar, vatandaşlarımız, ya vefat etmiş veya daha vefat edecek olanlar.

Bu raporun tarihi 7 Mayıs 2020. İşte bu sebepten dolayı bu soruşturma komitesini kurduk çünkü bekleyecek zamanımız yok.”

Dr. BodoSchifmann ise;

Bizlere sürekli rakamlar sunuluyor, sadece korku yaymaya yarayan rakamlar… Var olan ve iyi çalışan yapılar mesela enfeksiyondan korunma yasası askıya alınıp onun yerine yeni bir şeyler getiriliyor ve bunlar çok daha vahim”

Ve hükümetten gelen tek şey, sürekli aşıya olan bir çağrı. Bu aşı öyle bir hastalığa karşı ki, bu hastalığın uluslararası araştırmalar sonucu grip hastalıklarına benzer olduğunu ve ölüm oranının ağır grip dalgalarından daha yüksek olmadığını ve alınan önlemlerin bununla gerekçe gösterilemeyeceğini çok iyi biliyoruz.

Uluslararası tanınmış araştırmalar ve her alandan uzmanlar virolog olsun, bakteriolog, epidemiologveya ekonomi uzmanları olsun dinlenmiyor. Ve onlar korkunç bir şekilde görmezden geliniyor” diyor.

Komite, daha da kötüsü bu tür görüşleri ifade edenleri yalancı olarak, şarlatan veya komplo teorisyeni olarak adlandırıyorlar”diyerek dışlandıklarını ifade ediyor.

Ayrıca enfeksiyondan korunma bahanesi ile demokrasinin ve bireysek özgürlüklerin de tehdit altında olduğunu düşünüyorlar.Almanya’nın ciddi anlamda gözetim devletine dönüştüğünü bu anlamda hukukçuları da göreve davet ediyorlar.

Sürekli verilen korkudan, hatta buna panik yayma da diyebiliriz ve bundan dolayı psikolojik ve sosyal hasarlar, devasa tıbbi ve ekonomik yan hasarlar oluştu diyorlar.

Şüpheli PCR testlerinden bağımsız olarak, ölüm nedenleri hakkında nesnel tıbbi verilerin hızlı bir şekilde elde edilmesini de talep ediyorlar.

Çünkü bütün veriler PCR testine göre elde edildi. Veriler üzerinde devlet kurumlarının manipülasyonu olduğunu düşünüyorlar.

Şimdiye kadar mevcut olan aşıların aksinemRNA aşısının insanın genetik yapısını değiştirdiğini ifade ederek burada da tıbbın ana prensibi olan “insanlara zarar vermeme” prensibinin çiğnendiğini düşüyorlar.

Son olarak vatandaşlar olarak bizim egemen olmamız lazım ve bu hakkımız da anayasamızdan alıyoruz diyerek soruşturmalara devam edeceklerini bu konuda da ısrarcı olacaklarını beyan ediyorlar.

Ben bu tür parlamento dışı kurumların farklı ülkelere de sıçrayacağını düşünüyorum. Çünkü artık bugün mücadele küresel güçler ve onların güdümündeki kurumlar ile ulus devletlerarasında cereyan etmiyor bugün mücadele küresel güçlerle bağımsız ve özgür insanlar arasında gerçekleşmektedir.

Çünkü görünen o ki Türkiye dahil tüm ülkeler DSÖ’nün dışında bir adım dahi atamamaktadırlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.