Ne için savaşıyoruz?

Herkesin kendi ölüsünü kutsadığı bir dünya şerefli olamaz. 9-10 yaşlarında ölen/öldürülen çocukların kimliği, dini, ırkı, rengi ve ideolojisi mi olur yahu?

Berkin Elvan’dan Yasin Börü’ye kadar kaç kişi “ey vicdan” diye sesini yükseltebildi? Kabul edelim, önce ırkımız, ideolojimiz ve mezhebimiz yani etiketlerimiz galip geliyor bu ülkede. İnsanlığımız değil.

Herkes kendi mahallesinin cenazesine katıldı ve ölüsünü yüceltti. Çocukların ölüsünün ya da dirisinin siyaset malzemesi yapıldığı bir zamanda kimse vicdandan, ahlaktan söz etmesin!

Kala kala çocukların cesetlerine mi kaldınız? Çocukların mezarları üzerinde tepişerek mi siyaset yapacaksınız?

Irk, renk, ideoloji, mezhep ve inanç… Savaşmak için uydurulmuş bahanelerdir bunlar.

Savaşlar, insanlık tarihi boyunca özgürleşerek insan olma bilincine varmak isteyenlerle yani “ben insanım” diyenlerle insanın özgürleşmesini yani insan olma vasfını elinden almak isteyenler arasında cereyan etmektedir.

Bunu bilemeyecek ne var?

Türkiye’de yüz yıldır etiketler üzerinden verdiğimiz savaştan çıkaracağımız hiçbir ders kalmamıştır. İnsanın dedikodu malzemesi haline getirildiği, ufalandığı, gözden düşürüldüğü acayip bir dönem bu.

Hiçbir sistemin, ideolojinin insanı atlayarak ve onun en temel varlık nedenlerini yok sayarak ayakta kalmasının mümkün olmadığı gerçeğini anladığımızda iş işten geçmiş olacak.

Bu satırları yazarken bile twitter ortamında mahalle karıları gibi çocuk kavgası yapanlar var.

Herkesin sırtına iliştirilen, Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Abhaza, Rum, Süryani, Ermeni, Alevi, AK Partili, CHP’li vs. gibi etiketler üzerinden yürütülen bir savaş söz konusu.

Bir avuç ehl-i vicdan sahibi insanı saymazsak esasında aç kurtlar gibi sofra kavgası yapılan bir yer burası.

Kimse bir diğerini sofraya yaklaştırmak istemiyor. Oysa İsmet Özel’in dediği gibi;“İnsanın şerefi hayvanlardan ayrıldığı yerdedir. İnsanın şerefi, ağzını yiyeceğine götürmeyişindedir. Yiyeceğini ağzına götürüşündedir.”

Normalde hayvanlar ağızlarını yiyeceklerine götürür insan ise tersini yapar. Ancak bunun manası insanın rızık olarak Allah’tan başkasını kabul etmemesidir. Bunu idrak eden kimse üç kuruşluk rantların, makam mevkiinin peşinde fırıldaklık yapmaz. Yapar mı siz söyleyin!

Bireylerin twitter ortamında sosyalleştiği, kolaylıkla itibar suikastlarının yapıldığı, siyasetçi, akademisyen ve yazar ile troll arasındaki farkın gittikçe azaldığı çöplük ortamında herkes bir diğerinin günahını eşelemekle meşgul.

AK Partili hesapların muhalefet psikolojisi ile katıldığı bu amansız mücadele(!) karşısında endişelenmemek elde değil.

Eleştiri kanallarının tamamen tıkandığı, insan mefhumunun zihinlerde bulanıklaştığı, faşizmin çakmak taşı gibi kıvılcım çıkardığı, kibrin muska gibi takılıp, liyakatsizliğin kanıksandığı, menfaatin mücadele diye yutturulduğu bir ortam evet, endişe verici.

Bu yüzden twittera girmeme kararımı bile “küsmek” ya da “dümeni kırmak” olarak değerlendiren acayip bir kafa yapısı bu.

Yirmi yıldan fazla hiçbir karşılık beklemeden kendi onur ve şerefim için yürüttüğüm mücadelenin sonunda menfaat beklentim mi oldu ki küsüp gideyim?

Kendi şeref ve namusunu her şeyden üstün tutan biri dümen kırar mı? Kimileri gibi sağdan soldan para tırtıklayarak attığı ucuz tweetleri istiklal harbi diye yutturmaya çalışan basit bir insan mıyım ben?

Sıradan bir CHP’linin attığı yemi üst dereceden bir siyasetçinin yuttuğu ortamda neyi nasıl ayıracaksınız?

Gidişime üzülenler olduğu kadar, sessiz kalanlar, sevinenler hatta dalga geçenler de oldu. Bunlar normal şeyler. Sofradan bir adayın ayrılması onlar için büyük mutluluk vesilesidir bilirim.

Bir yazımda ifade ettiğim gibi;“Daha yürümesini bile öğrenmeden çiçekli bahçelerde kelebek avına çıkan fırıldaklar darphanede “dava” basarken,  yumurta kafalı kahya tipli göbekliler deri koltuklarında ısınırken, bilmiyorum gönül ve vicdanlardaki damar tıkanıklığını açacak olan sihirli formül nedir?”

Türkiye, büyük işler başarıyor. Bize de dünyada hak ettiği yeri bulması için karıncalar gibi çalışmak düşer. Tavuklar gibi çöp eşelemek değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.