Markar'ın ardından...

Vicdan ve ahlak sahibi iyi insanlar vardır bir de kötü insanlar… Bunu dinlerden, mezheplerden, ideolojilerden ve ırklardan bağımsız olarak söylüyorum.

Rahmetli Markar, bu topraklara gönülden bağlı, vicdan ve ahlak sahibi iyi bir kardeşimizdi. Sadece iyi bir insan değil o aynı zamanda entelektüel, özgürlükçü, demokrat, kaliteli bir fikir adamıydı.

Bazıları gibi uyanık bir adam değildi. Ben onun kadar temiz, duygusal, güler yüzlü bir insan tanımadım.

Öyle ki makam, mevki uğruna takla atan fırıldak tayfadan nefret ederdi.

Dostluğumuz uzun yıllara dayanır. Taraf’ın ilk yıllarında bilhassa eğitim üzerine yazdığım yazılar hakkında uzun sohbetler eder hatta bazı haberleri birlikte yapardık.

En son evinde ziyaret ettiğimde kötü görünüyordu. Solgun ve yorgundu. Ancak vatan toprakları söz konusu olduğunda heyecanı gözlerine yansıyordu.

Bu ülkeyi çok sevdi. Ve bu ülkeyi sevmek her babayiğidin harcı değildir. Bir ara hasta olduğumu öğrendiğinde aradı ve şöyle dedi; “Ufuk, bu ülkede olan bitenler, haksızlıklar, hissizlik, düşünce kıtlığı, senin benim gibi duygusal insanların kaldıracağı türden değil. Bak ben ne hale geldim. Ama ölene kadar mücadele etmekten başka da çare yok.”

Asıl derdi “Türkiye” olanların anlayabileceği bir duygudur bu. Markar’ın derdi de Türkiye’den başka bir şey değildi.

AK Parti’yi savunduklarını sanan troll hesapların Ermenileri bir küfür olarak kullanmalarına bile tahammül ederek ses çıkarmadı.

Yalnızca sitem ederdi.

En son hasta yatağında ülkedeki fikir kabızlığından, üretememekten ve eskisi gibi meselelerimizi tartışamamaktan yakındı. Sosyal medyadaki kabalıktan, kabadayılıktan ve nezaket yoksunluğundan mustaripti.

Bir ara şöyle bir paylaşım yapmıştı. “Bazen Cumhurbaşkanımıza yapılan haksızlık, kalleşlik ve vefasızlıklar beni çok öfkelendiriyor. Ama bu işin kuralı buymuş anladım. Halk yeter.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yalnız bırakıldığını, onu destekleyenlerin de parsa peşinde koşuşturduğunu oysa asıl gayenin çıkar gözetmeksizin ülkemizi her alanda yükseltmek olduğunu düşünen enden insanlardan biriydi o.

Bu ülkede her dinden, ırktan, mezhepten insan yaşıyor. Ve bu insanların arasında gerçekten vatanını, milletini seven ahlak vicdan sahibi insanlar var.

Berlin, Londra ve Paris üçgeninde organize olan Jön Türkler devamla “İttihat Terakki”, Osmanlı’nın son döneminde bin yıllık barış ve huzur içinde sürdürülen kadim birliktelikleri tasfiye ederek bu toplumsal anlayışa ciddi bir darbe indirmişti.

Bugün ırkçılık tuzağına düşmeden her kesimden vatansever insanın kendini özgür hissedebileceği bir ülke tesis etmenin yollarını aramalıyız.

Diğer taraftan Markar gibi kendini bu toprakların evladı olarak gören iyi insanların ardından rahmet dilemek de kötü bir şey değildir.

Böyle zamanlarda herkes fetva vermeye başlıyor. Hangi dinden olduğu beni ilgilendirmiyor. Markar ahlak ve vicdan sahibi bir kardeşimizdi.

Müslüman arkadaşları düşenin elinden tutmazken o, çıkar gözetmeksizin, paraya, mala, mülke, şöhrete tamah etmeden herkesin yardımına koştu.

Böyle bir insana ancak rahmet dilenir… Mekânı cennet olsun İnşaAllah.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.