Kümülenembüs bulutları mı yoksa dere yatağı mı?

Efendim, önce deniz üzerinde oluşan ve sonra karaya doğru hareket eden kümülenembüs denilen bulutlar oluşmuş. Sonra da olanlar olmuş. Metrekareye 139 kilogram yağış düşerek tam bir felakete neden olmuş.

Sen dere yatağına ısrarla konut yaparsan kümülenembüs bulutları ne yapsın?

Bakınız Türkiye’de dere yataklarına ev yapılmaması noktasında tam 25 kanun çıkarılmış.

Hatırlarsanız, Çevre ve Orman Bakanlığı 2010 yılını taşkınla mücadele seferberlik yılı ilan etmişti. Çünkü en büyük problem dere yatakları üzerindeki işgallerdi.

Dönemin çevre bakanı; “Belediyeler tarafından dere yatakları boşaltılıp bize teslim edildiği zaman, DSİ olarak bu dereleri çok süratli bir şekilde yapacak gücümüz vardır. Dere yatakları sel, deprem ve hava kirliliği noktasında riskli yerler. Dolayısıyla dere yataklarının tamamen mesirelik alanlar haline getirmemiz gerekir” demişti.

Bu alanlar şimdi mesirelik alan mı bilemiyorum, lakin Giresun’da gördüğüm dehşet bir manzaraydı.

2006 tarihinde, “Yurdumuzun değişik yörelerinde meydana gelen ve can ve mal kayıplarına sebep olduğu kadar, günlük hayatı, her türlü ekonomik ve ticari faaliyeti olumsuz yönde etkileyen taşkınların önlenmesi ve yol açtığı kayıpların giderilmesi için alınacak tedbirlere yönelik bir genelge yayınlanıyor.

14 maddelik tedbir kapsamında dere yataklarına konut yapılmaması konusunda ciddi önlemlerdi bunlar.

2012 yılında 86 yıllık Su Kanunu’nda yapılması planlanan bir değişiklikle her havza veya alt havza için muhtemel taşkınların oluşturacağı risk ve zararların belirlenmesi, önlenmesi ve planlanmasına yönelik taşkın yönetim planı hazırlanıyor.

Yani dere yataklarına konut yapılamayacaktı.

2013 yılında ise Orman Kanunu değişiyor, artık dere yataklarına bina inşa eden, yeraltı sularına izinsiz besleme yapan gerçek kişilere ağır para cezası geliyordu.

Bu değişimle birlikte, vatandaş artık bahçesine kuyu bile kazamayacaktı.

Mevsimlik akışlı olsa dahi dere yataklarının üzerine yapı yapan veya izinsiz kapatan, yeraltı sularına izinsiz besleyen gerçek kişilere 15 bin lira, tüzel kişilere 50 bin lira idari para cezası uygulanacak. Bu fiillerin tekrarı halinde ceza 5 kat arttırılacaktı.

1858 tarihli Arazi kanunnamesinin 123. maddesinde özetle dere yataklarının devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilmektedir.

2709 sayılı 1982 yılı TC Anayasa’sının 43. Maddesi; “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır” der.

Ne var ki Giresun Dereli Köyü’nün içinden geçen dere üzerinde çok sayıda ev, işletme ve halı saha yapıldığı görüldü.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun verdiği bilgiye göre, 118 köy yolu kapanırken bunlardan bazıları açıldı. Bakanlıklardan 944 personel alanda görev yapıyor. Şehitlerimiz var.

 

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Doğankent’te dört yıkık, 200 az, Dereli’de üç yıkık, 152 az ve Yağlıdere’de 10 yıkık, dokuz az hasarlı bina tespiti yaptık” diyor.

“Belediyelerin dere yatakları üzerine DSİ’den izinsiz yapı yapmaları ve özellikle karayolu, köprü, menfez yapmaları yasaktır” denilmesine rağmen bu tür alanlar imara açılıyor.

Halkımız ise kanuna rağmen “yaparım da yaparım” diyor. Sonra da milletçe üzülüyoruz. Yahu derenin geçeceği noktaya ev kondurursan, dükkan açarsan, halı sahada maç oynarsan ne diye bunun adına afet diyorsun.

Asıl afet, senin cahil cesaretin ve politikacıların gözlerini yumması değil mi? Ne diye hala böyle yerleşim yerlerine konut izni verilir anlamak mümkün değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.