Kıbrıs Milli meselemizdir!

Tarih, 28 Mayıs 1994. Yer, Kastamonu. O gün rahmetli Rauf Denktaş’ı dinleme fırsatım olmuştu. Salonda büyük bir coşku. Denktaş; “ Kıbrıs deyince heyecanlanmakta haklısınız çünkü alacağınız var” diyerek söze başlamıştı.

O gün gerçekten de hepimiz heyecanlaydık.

Denktaş sözlerine; “30 yıl kabul etmedik 130 yıl daha geçse asla kabul etmeyeceğiz. Kıbrıs Türk’ü köle olmayacaktır. Berlin duvarına benzetmek istiyorlar. Boşuna heveslenmeyin, siz Yunanistan’la anlaşmak için adım atarsanız biz de Türkiye ile birlikte dört adım atarız…” diyerek devam etmişti.

Allah rahmet eylesin…

Bilindiği gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan ve 1974 Kıbrıs Türk Barış Harekatı’ndan bu yana Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin aldığı karar uyarınca hem yerleşime hem de iskâna kapatılmış olan Maraş’ın açılması, Erdoğan’ın ifadesiyle birçok yeri rahatsız etti.

Kılıçdaroğlu’nun “Maraş…Maraş…” diyerek kekelediği yer esasında; Kıbrıs fatihi olarak bilinen Lala Mustafa Paşa’nın mirasıdır. Osmanlı burada 307 yıl hüküm sürdü.

Batıdan başka coğrafya bilmeyen, tarihi bilgileri ancak “8. Sınıf İnkılap Tarihi” dersiyle sınırlı olan bu tayfa için bunlar normal sonuç.

Öyle ki Rum Başpiskopos 3. Makarios'un heykelini dikecek kadar da bu ülkeye ve değerlerine uzaklar.

Oysa Makarios, 1963'te anayasanın tadili için, Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısının veto hakkının kaldırılmasını da içeren 13 maddelik önerilerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr.Küçük’e ileterek adada kaosa yol açan biridir.

Neyse ki onunönerileri 16 Aralık 1963'te Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye tarafından reddedilmişti.

Bu vakitten sonra Kıbrıs Rum tarafı 21 Aralık 1963 tarihinde Kıbrıs Türk toplumuna karşı sistematik saldırılar düzenledi. Kıbrıslı Türkler devlet kurumlarından uzaklaştırıldı. Hak ve hukukları gasp edildi. 

Rum yetkilerce hazırlanan Akritas Planı çerçevesinde 30.000 Kıbrıslı Türk, 103 köyü terk etmek zorunda kaldı. Kıbrıs Türk nüfusu yerlerini terk etmek zorunda kaldı. Ve sürekli kuşatma altında tutulan küçük bölgelere sığındılar.

4 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması’nda TBMM hükümeti adanın İngiltere’ye ait olduğunu kabul etmişti. Adadaki Türklere geleceklerini tayin hakkı tanınmıştı. Buna göre Kıbrıslı Türkler ya adada kalacaklar ve Türkiye vatandaşlığından çıkartılacaklar ya da Türkiye’ye göç edeceklerdir.

Kıbrıs’ın Yunanistan ile birleştirilerek, tamamen bir “Elen” adası haline getirilmesini amaçlayan “ENOSİS” kampanyası, İkinci Dünya Savaşından sonra hız kesmeden devam etti.

Rumların 1931 Enosis ayaklanması, Kıbrıs Türklerine büyük acılar getirmiştir. Türk bayrağının çekilmesi yasaklanırken, okul kitaplarındaki Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili bölümler çıkartıldı.

 Böylelikle, Kıbrıs Türkü’nün Ana Vatanı ile ilişkisi, değerleri, kimlik ve aidiyet duyguları koparılmaya çalışıldı.

Rumların Kıbrıs Türklerini 1960’da kurulan ortaklık devletinden dışlama, Ada’da birlikte yaşama ve Ada’yı birlikte yönetme mutabakatını terk ederek, devleti gasp etmeye çalıştıklarıaşikardır.

Bugün pek başarılı bulunan(!) Lozan Antlaşması ile Kıbrıs Adası’nın egemenliği resmen İngiltere’ye verilince,Kıbrıs’taki Türk Toplumu sahipsiz bir azınlık durumuna düşmüştü.

Hele hele OnikiAda’nın Yunanlara teslim edilmesi, Yunanların Türk topraklarına karşı beslemekteolduğu kini yükseltti ve Kıbrıs’a yönelik iştahları da kabardı.

Rumların Enosisi, Kıbrıs’ta Türk toplumuna karşı acımasız katliam girişimlerine neden oldu. Ne var ki Türkiye’nin müdahalesi olmasaydı bugün Kıbrıs’ta Türk varlığından söz edemeyecektik.

Kıbrıs Türkü de Enosise karşı koyabilmek için 1957 yılında Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu. Bir ara bu teşkilatı da yazarız.

Kısacası ne 1960 yılında kurulan bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti, ne de 1974 yılında yapılan Türk Barış Harekâtı Kıbrıs Rumlarının ve Yunanların emellerinden vaz geçmesine neden olmadı...

Ve elbette bizler de vazgeçmeyeceğiz. Bugün “ver kurtul” mantığıyla Kıbrıs’ı anında satacak olan omurgasızlara inat Kıbrıs davamızdan geri adım atmayacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.