Kafasını Kaybeden Adam!

Baryy Sanders, ‘Kahkahanın Zaferi’ adlı kitabına ‘başlangıçta gülme vardı, yaklaşık MÖ üçüncü yüzyılda yazılmış simya konusundaki bir Mısır papirüsüne göre dünya böyle oluşmuştur’ diyerek başlar.

Öyle ki gülme bir ‘yeraltı hareketidir’ der Sanders. Sesini duyuramayanların sesidir. Nietzsche de ‘kahkahanın, gülmenin eşlik etmediği her hakikati sahte saymalıyız’ diyerek meseleyi noktalar.

Şüphesiz ki mizah bir gülme, gülerken de toplumun içinde bulunduğu sosyo kültürel durum hakkında düşünmeye sevk eden keskin bir zekanın ürünüdür.
Mizah, ciddi konuları ele alırken gayr-i ciddi bir yaklaşımla ve tüm çıplaklığıyla ele alır. Bu yönüyle de anarşisttir. Çünkü ciddiyetin karşısında tüm kuralsızlığıyla yer alır.

Bizim cenahta Necip Fazıl’ın Borazanı ve cafcaf gibi mizah yayınlarını saymazsak bu konuda ciddi mesafe kaydedilememiştir.

Yıllardır resmi ideolojinin  dindar muhafazakar camianın üzerinden silindir gibi ezip geçtiği bir ülkede mizah yapma yetenekleri haliyle köreldi.

Çünkü siyasi alanda verilmesi gereken çok çetin bir mücadele vardı önlerinde... Kaldı ki mizah yapmanın suç sayıldığı baskıcı eski Türkiye rejiminin de bunda büyük rolü oldu.

Ne var ki Salih Tuna, keskin zekasıyla ve entelektüel birikimiyle bu alanda büyük bir işe imza attı. Epeydir eksik bırakılan bir alanı doldurdu.

Kafasını Kaybeden Adam’ı bir çırpıda okudum.

Kitapta, rüyasında yapraklar kasabasına düşen ve kendisini de yaprak şeklinde gören sonra bu yaprağı semiz bir ineğin diliyle çekip ağzına aldığı o berbat geceden sonra yaşanılanlar mizahi bir dille anlatılıyor.

Kendini yaprak olarak gören Kemal beyin durumu hiç de sağlıklı değildir. Hele eşinin aynanın duvardaki yerini değiştirdiği için kafasını göremediğinde olanlar oluyor.

Bay Kemal kafasını kaybettiğini sanıyor.  Doktoru bunun bilinç böncüklenmesi olduğunu söylüyor. Öyle bir böncüklenme ki bu gece yarısı sokak ortasında çöp konteynerinin başında kafasını ararken yakalanıyor.

Doktor böncüklenme sorununu çözmek için Kemal beyin ilk genel başkan olduğu yıllara götürmeye çalışsa da nafile.

Bir türlü o ana gidememektedir. Bu durumda sorunun kaynağıyla yüzleşene kadar böncüklenmeyle yaşamaya devam edecektir.

Sık sık 14.kattan çağrılan ve talimatlarla çekip çevrilen Kemal beyin genel merkezde kurmaylarıyla yaptığı toplantıların içeriği güldürdüğü gibi gerçeği yansıtması bakımından da bir hayli düşündürücü.

Salih Tuna tam da burada ustalığını konuşturuyor. Öyle ki Engin Özkoç bir ara gerekli tüm yasal yollara başvuracağını ifade etmişti.

Mizah, kendileri tarafından yapılınca özgürlük olarak ele alan bu kafa nedense Salih Tuna’nın mizahını pek beğenmemişti. Neden acaba?

Ertuğrul Özkök de ‘mizah daha çok iktidara muhaliftir, başkaları da iktidardakiler için böyle kitaplar yazabilmeli’ diyerek esasen mizah konusu oldu.
Oysa kitap tamamen küresel emperyalist iktidarın kuklalarına yönelik yazılmış bir mizah kitabı. Yani küresel oligarklara muhalif bir kitap.

Kaset şantajından sonra kafasını kaybeden bir siyasetçinin montaj kafa ile ülkede siyaset yapması ve siyasetini de Erdoğan karşıtlığı üzerine kurması ve her defasında mağlup olarak köşeye çekilmesi başlı başına mizah unsuru değil de nedir.

Salih Tuna gibi keskin bir zeka için bundan ala malzeme mi olur?

‘Kafasını Kaybeden Adam’ enfes bir siyasi mizah kitabı. Ben okurken çok eğlendim ve aynı zamanda hafıza tazeledim. Şiddetle tavsiye ederim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.