Faşizm beyin hasarına yol açar!

Jameson Brooks’un yazıp yönettiği 2017 yapımı Bomb City (Bomba Şehir) adlı gerçek hayat hikâyesinden uyarlanmış filmi izlerken içiniz burkuluyor.

Film, 1997 yılında sırf dış görüntüsü ve yaşam tarzı yüzünden trajik bir biçimde öldürülen BrianDeneke'in vefatının öncesini ve sonrasını anlatıyor.

BrianDeneke, Texas'ın tutucu bir bölgesi olan Amarillo'da yaşayan aykırı görüşleriyle bilinen bir gençtir. Liseyi bırakmak zorunda kalan 19 yaşındaki Deneke kız arkadaşıyla birlikte, Amarillo'ya geri döner.

İşte burada tutucu ailelerin ve emniyet teşkilatının bir numaralı hedefi haline gelir. Zaten liseyi de bu zorbalık yüzünden bırakmak zorunda kalmıştır.

Çoğunluğu futbol takımında sporcu gençler, Deneke ile arkadaşlarına sürekli olarak sözlü ve fiziksel şiddet gösteriyorlardı.

5 Kasım gecesi bir restoranın park alanında, kasabanın futbolcu gençlerinin Deneke ve arkadaşlarına laf atmaları sonucu bir tartışma çıkar. Tartışma giderek büyür ve Deneke’nin arkadaşlarından biri feci halde yaralanır.

Büyük kavgaya 83 model Cadillac arabasıyla gelen tutucu (faşist) bir ailenin oğlu DustinCamp, aracını Deneke'in üstüne sürer.  Deneke, aracın altında kalır, göğüs kafesi ve kafatası ezilerek can verir.

Olay yeri inceleme raporlarına göre yerde fren izi yoktur. Yani DustinCamp, durmak için asla frene basmamıştır ve Deneke'i bilinçli olarak ezmiştir.

Kendi suçunu bile itiraf eden DustinCamp serbest bırakılır. Camp’ın avukatı, jüriye, Deneke'in deri ceketinin ve asker botlarının bile Deneke'in ne denli şiddete yatkın biri olduğunun kanıtı olarak sunar.

Anlayacağınız suç, Deneke’nin olur. Yani sırf dış görünüşü ve yaşam tarzı yüzünden öldürülmeyi hak eden biri olarak kayıtlara geçer.

İşte faşist Amerikan hukuku!

Bugün Türkiye’ye sığınan Suriyeliler hakkında bir film çekecek olsam, onları sırf Suriyeli oldukları için öldürülmelerine izin verecek kadar ileri giden ırkçıların Altaylı gibi zihniyetlerin bilinçlerini kendi içinde yaşadıkları buhranı gözler önüne sererdim.

Bu tedavisi zor ruh hastalığının, vicdansızlığın ve insan karşıtlığının ülkede hala alıcısının olması da manidar.

Hitler Nazizmi, nefret objesi olarak Yahudileri seçmişti ve onları öldürmekten zevk alıyorlardı. Kalvinistler haricindeki tüm Protestanların öldürülmesi gerektiğini söyleyen Calvin de böyleydi.

Faşizm geçen yüzyılda milyonlarca insanın canını aldı. Bugün hala 19. yüzyıl faşizminin temsilcisi bir avuç marjinal tayfa Suriyelileri nefret objesi haline getirerek onları yok etmenin derdinde.

Bu hastalıklı, hasarlı beyinler sürekli olarak Suriyelileri hedefe koyarak aslında ruhsal bakımdan ne denli tehlikeli birer faşist olduklarını bizlere gösteriyorlar.

Bu çağdışı kafa ile mücadele etmek durumundayız.

Bakınız bugün diktatör olarak gösterilmeye çalışılan Erdoğan Suriyeliler için ne demişti; “Bizler Türkiye olarak sizleri burada misafir etmenin memnuniyeti, sevinci ve haklı gururu içerisindeyiz.

Sizler muhacir oldunuz. Mecburiyet içerisinde yurtlarınızı terk ettiniz. Bizler de ensar olduk sizin için tüm imkânlarımızı seferber ettik.

Kim ne derse desin sizler bize asla yük değilsiniz. Siz bizim için şeref ve bereketsiniz.”

Şimdi ekranlar, Suriyelileri itlaf edilmesi gereken kanatlı hayvan muamelesi yapan hastalıklı beyinlerden geçilmiyor. Bu kafa Bomb City filminde olduğu gibi şayet fırsatını bulursa bırakınız Suriyelileri kovmayı onları öldürmek için her yolu deneyecektir.

Yerinden yurdundan edilmiş zavallı insanlarla uğraşmak, onları karalamak ve nefret objesi haline getirmek faşizmin dik alasıdır. Bu zihniyet ile ciddi anlamda mücadele etmek elzemdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.