E-Muhtırayı unutmadık!

27 Nisan e-muhtıra bildirisi Genelkurmay’ın sitesinde tam 4 yıl 4 ay boyunca asılı kaldı.Bereket versin kaldırıldı da ülke bu demokrasi ayıbından kurtulmuştu.

Malum gece, Genelkurmay’ın ışıkları hiç sönmemişti.

Daktilonun başında Kenan Evren özentisi bir Genelkurmay Başkanı vardı. Kız çocukların okudukları ilahileri bahane ederek bir gece yarısı muhtıra denemesi yapmıştı.

Muhtırada; “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin laikliğin kesin savunucusu olduğu vurgulanıyordu. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacağından kimsenin şüphesinin olmaması gerektiği” ifade ediliyordu.

Hükümet ise o gün TSK’ya demokrasi tarihine geçen müthiş bir cevapla karşılık verdi.

“Başbakanlığa bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanması demokratik hukuk devletinde düşünülemez. Genelkurmay Başkanlığı, Hükümet’in emrinde görevleri anayasa ve ilgili yasalarla tayin edilmiş bir kurumdur. Anayasamıza göre Genelkurmay Başkanı, görev yetkilerinden dolayı Başbakan’a sorumludur.”

Eğer o gün hükümet en ufak bir korku emaresi göstermiş olsaydı durum çok farklı seyir edecekti. Bu bakımdan 27 Nisan 2007 tarihi Türkiye açısından bir milattır. Türkiye’de ilk kez bir hükümet askere sınırlarını hatırlatmış ve haddini bildirmiştir.

27 Nisan tarihinden sonra ittihatçı darbecilerin ve beslemelerinin kurduğu hiçbir tuzak tutmadı. Gezi, 17 ve 25 Aralık darbe teşebbüslerinden medet umanlar o günlerde de muhtıradan medet ummuşlardı.

Peki, 27 Nisan tarihine nasıl gelindi?

Bir yıl kadar evvel Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu AK Parti’nin sandalye sayısının cumhurbaşkanını seçmeye yeterli olmayacağını belirterek “TBMM’deki oylamaya 367 milletvekili katılmazsa seçim iptal olur” demişti.

Adım adım muhtıra için koşullar oluşturulmaya başlandı. Cumhuriyet mitingleri düzenlendi. Sezer, MGK toplantısında gündem dışı olarak, “irticai akımlar” üzerine çıkış yaptı., Hurşit Tolon; “Unutmasınlar, tehlikenin farkındayız” tehdidi yaptı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Cumhurbaşkanı Cumhuriyet'e sözde değil, özde bağlı olmalıdır” diyor Sezer ise Harp Akademileri'ndeki konuşmasında, "Rejim hiçbir dönem bu kadar tehdit altında olmadığını” ifade ediyordu.

Baykal deseniz Anayasa Mahkemesi'ne, "367'ye gerek yok derseniz çatışma çıkar" uyarısında bulunuyordu.

Netice o muhtırayı yazdılar.

28 Nisan 2007 tarihinde Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, "Nush ile uslanmayana tekdir verilmiştir" diyerek yine havasını atıyordu.

O günlerde pek havalıydılar…

 CHP geri kalır mı? Genel başkan Yardımcısı Onur Öymen : “Genelkurmay'ın tespitleri bizim tespitlerimizden farklı değildir. Altına imzamızı atarız” dedi.

 Nur Serter; “ Genelkurmay Başkanı’na “memur” diyen bir zihniyete karşı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önünde, şanlı ordumuzun önünde saygıyla eğiliyoruz. Türk ordusu çok yaşa!” diye haykırıyordu.

Bugünün muteber yazarları da her dönem olduğu gibi güce göre tavır belirliyorlardı.

Hıncal Uluç bile “Ordu sonuna kadar bekledi. Gerekli uyarıları en demokratik şekilde yaparak, "Sözde değil, özde" bekledi” diyordu.

Rahmi Turan; "Asker birdenbire bu noktaya gelmedi. Defalarca uyardı, anlattı, yasaların kendilerine bu devleti koruma ve kollama görevi verdiğini hatırlattı. Her türlü uyarı yollarını denedi. Anlamadılar, anlamak istemediler, hâlâ anlamıyorlar!

Oktay Ekşi; “Bu adı konmamış bir muhtıradır. Genelkurmay Başkanı’nın sözleri gayet açık, eğer demokrasinin kavram ve kuramlarını kullanarak bu cumhuriyetin laik karakterini tahrip etmek onu yıkmak istiyorsanız biz buna müsaade etmeyiz diyor.”

Ertuğrul Özkök;  “Demokrasi kaygısıyla, sadece askeri eleştirmek, ne adil, ne yararlı, ne de sonuç verici bir girişim olacaktır. Çünkü o bildiride savunulan görüşler, toplumun önemli bir bölümü tarafından paylaşılmaktadır.”

Yılmaz Özdil; “Hâlâ deniyor ki, bundan sonraki adım ne olur? Bundan sonraki adım, tank olur. Gücüm var diye dayatırsan, gücü olan sana dayatır.”

İsmail Küçükkaya; “Sürecin kötü yönetilmesiyle ‘kaçan fırsatı’ ve ‘Genelkurmay’ın çok sert açıklamasıyla yeni olanağı’ görelim.”

Fikret Bila; “TSK, türbanın ve temsil ettiği zihniyetin Çankaya'ya çıkmasına karşı ilkesel bir duruş sergilemiştir. “

Ahmet Hakan; “’Muhtıraya karşıyız’ diyeceğiz ve ötesini söyleyemeyecek miyiz? Ben ötesini de söylerim arkadaş.”

Şimdi bizim hafızamızda böyle acı bir hatıra var. Dün “ışıklar yanıyor, sönmüyor”polemiğinde bazı yazar ve siyasetçilerin sazan gibi atlayarak ne denli darbe heveslisi olduklarını görünce hatırlatayım istedim.

AYM, yaptığı açıklamada böyle bir imanın söz konusu olmadığını, paylaşımın kendilerine bağlamadıklarını ifade etmiş. Tersi olamazdı. Her şeyden evvel buna millet müsaade etmez.

RandCorporation'ın "Türkiye'de yeni bir darbe girişimi bile olabilir" dediği raporunu zaten bir kenara not etmiştik.

Bu bakımdan insanların tepki vermesi çok doğal. Her daim diri ve uyanık olmakta fayda var.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.