Türkiye adım adım kaotik bir ortama doğru sürükleniyor!

Önceden, “Görünen köy kılavuz istemez” derlerdi…

Şimdi öyle değil; “köy görünüyor” fakat yine de kılavuza ihtiyaç var…

Türkiye adım adım kaotik bir ortama doğru sürükleniyor…

Artık “normal” bir siyaset konuşmuyoruz;

Hergün toplumsal fay hatlarını hareketlendiren, kutuplaştıran, kin ve nefret tohumları saçan bir “toplum mühendisliği” ile karşı karşılaşıyoruz…

Ortam, 15 Temmuz öncesini andırıyor…

Toplumu gerecek ve kaotik bir ortam oluşturacak “kalıplar, argümanlar” aynı, sadece aktörler değişik!

Hukuk, siyasal kültür, toplumsal kurumlar, yozlaşma ve çürüme, her şey ama her şey, adeta “bir tek şey için” araçsallaştırılıyor;

Toplumda “gerginliği diri tutmak”…

Hiçbir sorun, o sorunun “çözümüne dair” iyi niyetli bir yaklaşım ve tartışma ile ele alınmıyor!

Gün oluyor; altı sene önceki bir şarkının sözleri, bugün yazılmış gibi servis ediliyor, bunun üzerinden tırmandırılan bir gerginlik… (Tabii, “Ya böyle saçmalık mı olur, bu lüzumsuzluk için duyar kasmaya gerek yok” şeklinde olgun bir tavır gösterilmiyor… Önceden tabii olarak tepki göstermesi gereken olaylar, durumlar karşısında -çok saçma bir şekilde, “oyuna gelmeyelim”(!) diye sahneden kaçan arkadaşlar, şimdi adetâ, “Birisi bir tezgâh kursa da oyuna gelsek” kıvamında maşallah! Bahs-i diğer…)

O bitmeden bir başkası, organize ve profesyonel bir çalışma ile başka bir “görüntüyü” servis ediyor…

Ayrıştırıcı, çatlakları derinleştirici, insanları kin ve nefretle “malûl” hale getirici bu toplum mühendisliği, toplumda ne kadar farklı kesim varsa, hergün birine bir “malzeme” veriyor… Malzeme “altın tepside” sunuluyor, gerisi o kesimin “insafına”(!) kalmış!

Birgün, “modernleri-laikleri-kemalistleri” zıplatan bir görüntü…

Öbürgün, Müslümanları, dini hassasiyeti olan insanları zıplatan bir görüntü servis ediliyor…

Olmadı, Aleviler var…

Olmadı, Diyanet’e saldıracaksın…

Olmadı, arkasında namaz kılmak için gittiğin camii imamına, “nasıl hutbe vermesi gerektiğini, kime rahmet okuması gerektiğini” radikal bir militan edasıyla, tahrik amaçlı söyleyeceksin?

Olmadı, “mülteciler” var…

Onlar üzerinden “deneme-yanılma” yöntemi ile tahrik ve provakasyonları sürdüreceksin…

Tabii ki bunlar, artık klasik medyanın yerini alan sosyal medya üzerinden yapılıyor…

Artık bütün “algı operasyonları”, dezanformasyon, yalan-gerçek ne varsa, sosyal medya üzerinden yapılıyor malûmunuz…

Hiçbir mesele tabii seyrinde konuşulmuyor, tartışılmıyor…

Anlaşılan o ki; “Bizi bize” bırakmayacaklar!

Bunun önümüzdeki "seçim süreci" ile bağlantısını ile söylemeye bile gerek yok; 

Seçimlere doğru, bu "kaotik ortamın" daha da gerileceği artık "kılavuzsuz" da görülüyor...

Önceki ve Sonraki Yazılar