Silahlanmış 2 bin selefi dernek bulamadık, bir tane silahsız vatandaş versek olur mu?

Konuyu biliyorsunuz; Bir "operasyon kanalı"nda, kirli operasyonları ile bilinen bir gazetecinin servis etmesiyle gündeme getirildi:

"2 bin tane selefi dernek silahlanıyor..."

-I-
Türkiye’de selefiler var mı?

Elbette var...

Bunlar kimdir, sayıları ne kadardır, ne düşünürler, nasıl inanırlar, nasıl yaşarlar tabii şartlarda kimseyi ilgilendirmez! (Devleti ve istihbarat kurumlarını tabii ki görev alanları gereği ilgilendirir...)

Bunlar kime saldırdı, kimi dövdü, kime sövdü, kimi bombaladı, kimi yaktı, kimi yıktı, nereyi bombaladı, kimi rahatsız etti gibi kriminal bir durum varsa, mevcut yasa ve kanunlar;

Bunlar selefi, bunlar kanunlardan muaf, bırakınız istediklerini yapsınlar” demiyor zaten...

Bir suça bulaşmışlarsa, yasadışı bir faaliyet sözkonusu ise bunu engellemek için de zaten kanun var, yasa var!

Açık durum bu iken, geçtiğimiz günlerde Tele 1 isimli “operasyon kanalı”nda bilinçli bir yalan “servis” edildi!

Adam hem dolandırıcı, hem de kanalı FETÖ parası ile kurmuş!

Bu kanalın genel yayın yönetmeni, geçmişte birlikte çalıştıkları, patronu olan Yurt gazetesinin sahibini dolandırmış, bu gazetenin sahibi Durdu Özpolat’ın yanında 2 bin lira maaşla çalışırken bir anda “medya patronu” olmuş, yine Özpalat’ın söyleğine göre, Tele 1 isimli bu “operasyon kanalı”nı, FETÖ’cü firari iş adamı Akın İpek’in desteğiyle kurmuş, bu arada yardım kampanyası için –yasak olmasına rağmen- paraları kişisel hesabına toplamış, azılı bir İslâm düşmanı karanlık bir tip... En son, ekranlardan Abdülhamid Han’a ağzından köpükler saçarak hakaret etmesiyle gündeme gelmişti...

İşte bu adamla, bu kanalda, başka bir “operasyon gazecisi”, en son bir kadına attığı iftira sebebi ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan fırça yiyince gündeme gelen Saygı Öztürk...

İçişleri Bakanı Soylu, bu “operasyon gazetecisi”ne ne demişti?

“... bu namus düşmanını kim muhatap alırsa, gözümde aynı namussuzluğun ortağıdır, haysiyet celladıdır...

Başka?

"Haysiyet cellatlığı yaptın, şimdi de yalan söylüyorsun!

Evet, “Türkiye’de 2 bin Selefi dernek silahlandı” yalanını bu şekilde gündeme taşıyanlardan biri de işte bu Saygı Öztürk...

İşte bu ikili, yanına bir iki kişi daha alıp, çıkmışlar ekrana; “Cübbeli Ahmet bana dedi ki, Türkiye’de 2 bin selefi dernek silahlanıyor” diyerek bir operasyona giriştiler...

Sayı 2 bin'den 150'ye düştü!

Sonraki gelişmeleri biliyorsunuz;

Cübbeli; “2 bin demedim, ama 150 selefi derneği biliyorum, yetkililer çağırırsa isimlerini veririm” dedi...

Bir ânda sayı, 2 binden 150’ye düşüverdi...

(Ama kimse, ne Cübbeli’ye, ne de namus düşmanı müfteri gazeteciye, “Nerenizden uydurunuz lan bu 2 bin selefi dernek yalanını?” diye sormadı...)

Emniyet Cübbeli’yi çağırdı; “Hoca söyle bakalım şu silahlanan 150 selefi dernek hangileri, kim bunlar, isimler ne?

Peki, Cübbeli bu soruya, kamuoyuna açıkladığı gibi, “silahlanan 150 derneğin isimlerini” verdi mi?

Hayır...

Cübbeli’nin Emniyet’teki ifadesi ile ilgili medyada çıkan haberlerin ortak başlığı:

Cübbeli Emniyet’te ifade verdi, isim vermedi”, “Ekranlarda "Selefi dernekler silahlanıyor" diyen Cübbeli Emniyet'te sustu”...

Yani, 2 binden 150’ye düşen “silahlanan selefi dernek” sayısı, bir anda “buharlaşıverdi...

"Ol hikâye cemaat içindeki bir dedikodudan ibaretmiş..."

Peki ne dedi? Cübbeli, Emniyet’te –adeta dalga geçer gibi- cemaat içindeki bir dedikoduyu aktardı; bunu da televizyon ekranlarından kendisi açıkladı;

Bakın kendi ifadeleri ile ne demiş Cübbeli Emniyet’te:

“2 bin dernek lafı soruldu. Bana bunu dernek lafıyla söylemiştir bir abimiz, ben orada da onu söyledim, böyle bir abimiz var diye.

bu işleri bilen biri bu abimiz. Bazı bilgiler verdi: İşte 'selefiler çok artıyor' dedi

Bu abi ile 2-3 senedir konuşuyoruz bu konuları. 2 sene önceki mesele bu. 75 yaşında bir abi, senin bu lafını naklettim, iş geldi ciddiyete bindi dedim, sordum, ne olacak diye, seni kaynak verdim dedim."

Gördünüz mü olayı?

Cemaat içindeki bir dedikodu, nasıl bir anda böyle bir “operasyona” dönüştü?

Peki bütün bunlardan ortaya çıkan sonuç ne?

Bir Cübbeli yalan söylemiş... (Cübbeli’nin bilerek yalan söylediğini düşünmüyoruz, sadece “kullanışlı” olduğunu söylüyoruz, 2 sene önceki bir dedikoduyu bu şekilde İslâm’a düşmanlığı açık olan “gazeteci kılıklı” şeylerle paylaşıp, operasyona malzeme verdiği için eleştiriyoruz...)

İki: Saygı Öztürk yalan söylemiş...

Üç: Merdan Yanardağ ve operasyon kanalı Tele 1 yalan söylemiş...

Dört: Cumhuriyet, Sözcü, Odatv, Birgün, Halk tv gibi medya kuruluşları bu “operayonun” medya ayağında gönüllü veya görevli olarak yer almış...

Silahlanmış 2 bin Selefi dernek bulamadık, bir tane silahsız vatandaş versek olur mu?

Peki bu rezil operasyonu, ellerine yüzlerine bulaştırdıkları rezil operasyonu hala sürdürme çabası veya kapatma girişimi nasıl olacak?

O görevi de kamuoyunda “manipülatör İsmail-Bylock İsmail” olarak bilinen İsmail Saymaz’a vermişler...

Silahlanmış 2 bin selefi dernek bulamadık, bir tane silahlanmamış vatandaş versek olur mu?

Olur tabii niye olmasın!

İşte Saymaz’ın “silahlanmış 2 bin selefi dernek” diyerek çıktıkları yolda bulduğu silahsız vatandaş; Murat Gezenler...

Saymaz, bugünkü Sözcü'de bu vatandaş ile röportaj yapmış; "Cübbeli'nin suçladığı Selefi liderlerden Murat Gezenler Sözcü'ye konuştu" diyor Saymaz...

“46 yaşında, evli ve dört çocuk babası, Konya’da yaşayan, yazdığı 3, çevirdiği 20 kitabı bulunan, Uzay bilimleri bölümünü kazanmış, fakat okuldan atılmış, 2001’den beri El Kaide ve IŞİD’den 4 yıl cezaevinde kalmış ve tüm davalarından beraat etmiş” Murat Gezenler...

Murat Gezenler’e "IŞİD’in eylemlerine nasıl bakıyorsunuz" diye soran İsmail Saymaz’a şöyle cevap vermiş;

“Türkiye’deki davet ortamında, bırakın silah kullanmayı, kötü söz söylemenin bile haram olduğuna inanan bir topluluğuz. Bu eylemleri uygun görmüyoruz” demiş...

Neymiş? Adam, bırakın silah kullanmayı, "kötü söz söylemeyi" bile haram" sayıyormuş...

(Lan olm, silahlanmış 2 bin selefi dernek diye yola çıktınız, bula bula bu adamı mı buldunuz lan?"

Bir de; işin “püf noktası” sayılabilecek şu soruyu sormuş İsmail Saymaz:

-“Silahlı Selefi grup yok mu?

Gezenler’in cevabı: -“Böyle bir düşüncesi olmadı Selefi yapının. Ben 2001’den beri beş operasyon yedim. Bir kibrit çıkmadı. Belki bir iki kişi silahlanmış olabilir.”

Evet İslam’a ve Müslümanlara yönelik kirli bir operasyonda gelinen nokta bu! Adamdan bir “kibrit bile” çıkmamış!

Ama, operasyonu sürdürme hevesindeki, malum operasyon medyası, bu vatandaşın abuk sabuk düşüncelerini, onu bunu kafir, müşrik vesair diye yaftalayan ipe sapa gelmez düşüncelerini manşete çekerek verdiler haberi yine de...

Bu yalan ve rezil operasyonda görev alanlar utandı mı?

Hayır, onlar utanmazlar... Çünkü bunların önemli bir kısmı “görevli” oldukları için görevini yaptılar, peki bu işte “kullanılan”lar, onlar utanmış mıdır?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar