Yunanistan-YPG-Ermenistan şeytan üçgeni ve Türkiye

Yunanistan, YPG/PKK, Ermenistan üçgeninde Türkiye’nin gösterdiği refleksler ABD için oldukça önemli.

Geçtiğimiz hafta “Yunanistan’ın son umudu Yannuli Kışlası mı?” başlıklı yazımızda yer verdiğimiz üzere Atina ile Washington arasında geçen yıl imzalanan Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması’nı hatırlatmıştık. Bu anlaşma bir diplomasi olarak okunabilecekse eğer ABD güçlerinin Birleşik Ortak Görev Gücü sıfatıyla 8-9 Eylül’de Türkiye sınırına 4 km mesafede olan Derik’te YPG/PKK ile yaptığı tatbikata yönümüzü çevirelim. Burada diplomasiden söz edebilir misiniz? YPG/PKK’nin bölgedeki sivil varlığının tamamına yakını için tehdit unsuru olduğu açıkça bilinirken, ABD askeri politikası, sivilleri Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi görmezden geliyor.

Özellikle Ukrayna konusunda Rusya’nın da plan ve harekatlarını bozan Türkiye’nin denge siyaseti, Ermenistan’ın Azerbaycan’a tekrar saldırısı ile etki altına alınmak istendi. Bu görüşün altında yatan temel etmen olarak yine Rusya ve İran’ın bölgedeki hareket alanının sınırlandırılmasından söz edebiliriz. İran’ın İsrail gerginliği Rusya’nın ise Ukrayna karşısındaki son durumu Ermenistan’ın da Azerbaycan’a karşı giriştiği hamleye mercek tutabilir.

Ermenistan Haber Ajansı’nın manşetlerden düşürmediği bir haber: “Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki gerilimin artması ve sınırda yaşanan çatışmalardan duyduğu endişeyi dile getiren İran Dışişleri sözcüsü Nasır Kenani, çatışmanın taraflarına anlaşmazlıklarını uluslararası hukuk temelinde çözme çağrısını yaptı.”

İran’ın bahsettiği hukuk düzlemi aslında Azerbaycan ve İsrail’in yakınlaşması özelinde Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü kendisi için tehdit olarak görmesi. İran kendi çıkarları için yine kendi toplumu gibi büyük çoğunluğu Caferi olan Azerbaycan halkının hakkı olan toprakların Ermenistan tarafından işgal edilmesinde fazla çekimser gözüküyor.

unnamed.jpg

Fotoğrafa daha geniş bakıldığında ise ABD başta Türkiye’nin Rusya ve İran iletişiminden hep rahatsızken bu süreçte Türkiye’nin Azerbaycan reflekslerini çok iyi izliyor. Türkiye’nin hem Ukrayna sürecinde hem de Avrupa’nın enerji krizine ilişkin Rusya ile olan iletişiminin olumlu dönüşleri ABD’nin bölge politikalarını çok önemli ölçüde etkiliyor.

Türkiye’nin komşuları ve bölgesi ile çözüm odaklı iletişim kuruyor oluşuna örnek olarak Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) ile Türkiye’ye uygulanan s400 yaptırımlarının yanına, ABD&YPG/PKK pozları da eklenebilir.

Türkiye özellikle Ermenistan’ın tutumlarına sadece ideolojik yaklaşmıyor. Çünkü Türkiye’nin Ermenistan’ın olduğu gibi saplantıları olmadığını hepimiz biliyoruz.

Bu anlamda geçtiğimiz gün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamalarını da gözden kaçırmamak gerekiyor. Çavuşoğlu’nun tutumu da bu noktada yapıcı gözüküyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise, "ABD, Ermenistan'daki yerleşim yerlerine ve sivil altyapıya yönelik bildirilen saldırılar da dahil olmak üzere, Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki çatışma haberlerinden derin endişe duymaktadır” açıklaması ile Ermenistan’ı himaye ettiğini açıkça deklare ediyor. Çavuşoğlu yukarıda belirttiğimiz üzere açıklamalarını Blinken’dan çok sonra yaptı.

Son olarak Kıbrıs’ta Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı'nın Kıbrıs Adası’nı bir Helen adası olarak gördüğünü ve Kıbrıs Türklerini şehir ve köylerinden çıkarmayı hedeflediklerine dair söylemlerine karşın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden yazılı bir açıklama ile cevap verildi. Metindeki ifade: “İyi komşuluk ve huzur ortamının sağlanması için yürüttüğümüz bir politikamız vardır. Ancak, GKRY’nin tehditleri karşısında, hak ve menfaatlerimizi Anavatan Türkiye ile birlikte muhafaza etme kararlılığımızdan asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatırız.” Bu gelişmeyle birlikte ABD Güney Kıbrıs Rum Yönetimi için silah ambargosunu da kaldırdığını duyurmuştu. 

Kısaca toparlamak gerekirse Türkiye’nin gündemine Ege geriliminin yanında şimdi de YPG/PKK&ABD, Ermenistan ve Akdeniz meseleleri eklendi. Tüm bunlara rağmen şeytan üçgeninin tam ortasında olan Türkiye, bölgenin el frenini elinde sımsıkı tutuyor.

Muhammed Deniz / Parantez haber

Önceki ve Sonraki Yazılar