Sinsi örgüt: Misyonerlik -I-

Birçoğumuzun haberi bile olmadığı bir örgüttür Misyonerlik…

İçimize kadar giren, bizi bizden alan, öz değerlerimizi talan eden bir örgüt…

Misyonerlik, resmi kilise teşkilatı ya da herhangi bir Hıristiyan cemaati tarafından Hıristiyan mesajını ve dinini yaymak amacıyla özel olarak yetiştirilen ve bu maksatla özellikle Hıristiyanlık dışı toplumlarda görevlendirilen kişi anlamına gelmektedir.

Hıristiyanlığı yaymayı vazife edinmiş her rahip, rahibe ya da kendi tabirleriyle her Mesih inanlısı aynı zamanda bir misyonerdir.

Misyonerler seçilirken, belli yeteneklere sahip kişiler tercih edilir ve özel yetiştirilirler.

Misyon veya misyoner farklı anlamlar içeriyor olsa bile, bu terimler Hıristiyanlığa mal olmuştur.

Hz. İsa’dan sonra Misyonerlik faaliyetleri başlamıştır. Hıristiyanlar, Misyonerlik faaliyetlerini Hz. İsa’nın; “Gökte ve yerde bütün hakimiyet bana verildi. Şimdi siz gidin bütün milletleri şahit tutun. Onları baba, oğul ve Ruhü’l Kudüs ismi ile vaftiz edin. Size emrettiğim her şeyi tutmalarını onlara öğretin ve işte ben bütün günler, dünyanın sonuna kadar sizinle beraberim” (Matta, 28, 19-20; Markos . 16-15) sözüne isnad ederek yürütürler. İlk dönemden itibaren havariler yeryüzüne dağılmış, dinlerini tüm dünyaya öğretmeye başlamışlardır.

Misyonerliğin hedefi, başta Müslümanlar olmak üzere tüm insanlığı Hıristiyanlık çatısı altında buluşturmaktır.

Bu hedefe ulaşabilmek için riayet ettikleri hiçbir ahlaki prensipleri yoktur ve bu yolun belirlenmesinde Pavlus’un büyük rolü bulunmaktadır. Bir misyonerin nasıl hareket ettiğini Korintlilere I. Mektubu’nda şu şekilde anlatmaktadır:

“Ben özgürüm, kimsenin kölesi değilim. Ama daha çok kişi kazanayım diye herkesin kölesi oldum. Yahudileri kazanmak için Yahudilere Yahudi gibi davrandım. Kendim Kutsal Yasa’nın denetimi altında olmadığım halde, Yasa altında olanları kazanmak için onlara Yasa altındaymışım gibi davrandım. Ne yapıp ne edip bazılarını kurtarmak için herkesle her şey oldum.”

Bu kadar ikiyüzlü, bu kadar sinsi ve bu kadar tehlikeli…

Pavlus’un, amacına ulaşmak için takiyye yaparak her türlü aldatma yolunu kullandığı aşikardır. Yine Pavlus’un ifadesiyle; “amaca ulaştıran her şey mübahtır.” Buradan da anlaşılıyor ki bu örgütün insani ve ahlaki sınırları bulunmamaktadır.

Paris Katolik Enstitüsü Profesörlerinden Danielou, Misyonerlik hareketinin başarılı olabilmesi için belli aşamaların takip edilmesi gerektiğini ifade eder. Bu aşamayı kısaca şöyle sıralamak mümkündür:

a) Misyonerliğin ilk hedefi Hıristiyanlığı yaymak ve tüm insanların Hz. İsa’ya iman etmelerini gerçekleştirmektir.

b) Misyonerlik faaliyetlerinin yapıldığı ülkede, şöhret sahibi aydınlarla yakın irtibata geçilip onların düşüncelerine Hıristiyanlık prensipleri yerleştirilerek eserlerine ve kültürlerine bu düşünce sokulmalıdır.

c) Her yere bir kilise inşa etmekten ziyade, daha etkili ve kalıcı olan, Hıristiyanlık kültürünün toplumlar içine yerleştirilmesidir. Müslümanları vaftiz etmek için boş yere zaman kaybedilmesine gerek yoktur. Yapılması gerekli olan, onlara Hıristiyan kültürünü, bayramlarını, adetlerini ve ahlakını aşılamaktır.

d) Hz. Muhammed (s.a.v)’i yalanlama veya Hz. İsa’nın, Allah’ın oğlu olduğu yönünde bir mücadeleye girmeyin. Çünkü kabul ettiremezsiniz. Bunun yerine, dini değerleriyle alakalarını zayıflatmanın, kendi milletiyle aralarına mesafe koymanın çalışmasını yapınız.

Sıralanan bu maddeler analiz edildiğinde, planlarının sistematik bir şekilde işlediğini görülür.

Misyoner John Mott, gözümüze sokarcasına yol haritalarını şöyle ilan eder:

“Misyonerlik yapılacak alanların tamamını çocuklar arasında ve onlar için yapılacak faaliyetlerle desteklememiz gerekir. Ancak, bu faaliyetlere başlanıldığı zaman, amaç bu değilmiş gibi davranmak lazımdır.  Çeşitli sebeplerden dolayı böyle bir faaliyeti, çalışmalarımıza temel yapmaya kanaat getirdik. Gerçekten, İslam toplumunda bozucu tesirler pek erken başlar. Bu yüzden küçük çocukları ergenlik çağına varmadan ve karakterleri oluşmadan önce, Hıristiyanlığa kazandırmak gerekir.”

Saklamıyorlar… Sinsi planlarını göstere göstere uyguluyorlar!

Şimdi sıkı durun ve dikkatle okuyun!

1935 Senesinde Kudüs’te düzenlenen misyonerler  konferansında, misyoner teşkilatı başkanı  Samaul Zouimer, şu cümleleri sıralar:

“Sizden Müslümanları  Hrıstiyan yapmanızı istemiyorum. Sizin asıl göreviniz Müslümanları  İslam’dan uzaklaştırmaktır. Doğumundan ölünme kadar boynuna haç takmasınlar, kiliseye gitmesiler, vaftiz olmasınlar ama  Hrıstiyan gibi yaşasınlar. Bunu çağdaşlık adı altında temin edebilirsiniz. Onları Allah’ı ve peygamberlerini tanımaz bir kişi  haline getirin.  Müslüman milletleri ayakta tutan ahlak, haya, iffet duygularından koparın. Eğer bunda başarılı olursanız, İslam Ülkelerinin sömürge haline gelmesi için fetih yollarını açan ileri karakollar kurmuş olursunuz. Sevk etmeye çalıştığınız yolda yürümeleri için İslam ülkelerindeki bütün beyinleri  buna göre hazırlamanız gerekir. Bu ise Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmaktan başka bir yolla mümkün değildir.

Eğer siz onlardan Allah ve peygamber tanımaz bir nesil hazırlarsanız, büyük işlerle  ve ülkülerle uğraşmazlar. Rahatı, tembelliği, parayı ve nefsini sever, arzularını ve isteklerini tatmin için her çareye başvururlar. Hatta öyle hale gelirler ki, şehvet ve arzuları hayatlarının tek hedefi olur. Bir şey öğrenirse arzu ve isteklerine  ulaşmak için öğrenir. Malını şehveti için harcar, en büyük makama gelse de nefis, arzu ve şehvetinin esiridir. Bu uğurda her şeyini feda eder. Ve onları Emperyalist siyasetimiz için satın almak kolay olur. Ey misyonerler! Ancak Müslümanları bu hale getirdiğiniz zaman görevinizi başarılı bir şekilde tamamlamış olursunuz.“

Bu açıklamayı okuduktan sonra derin derin düşünelim. Şimdiki konumumuzu hesaplayalım. Bu misyonerin hedefine ne oranda ulaştığına bakalım…

Tek kelimeyle “pes”…

Adamlar hedefi on ikiden vurdular desek abartmış olmayız sanırım.

Misyonerlerin ana hedeflerini Hıristiyanlığı tüm dünyaya yaymak olduğunu yukarıda belirttik. Bu hedefe ulaşabilmek için çizdikleri bir yol haritası vardır. İkinci bölümde hem bu yol haritasını hem de her Müslüman tarafından bilinmesi gereken ayrıntıları ele alacağız…

(Birinci bölümün sonu)

Önceki ve Sonraki Yazılar