Bunlar kimin "Sözcü"sü?

Dünyayı para, dolayısıyla parayı elinde tutan güçler yönetir.

Bu güçler, egemenliklerini sürdürebilmek için karşılarına yeni güçlerin çıkmasına müsaade etmezler...

Bu ortamı da, büyük oranda, elleri altına tuttukları basınla kontrol ederler.

Üretip büyüttükleri basınla, istedikleri haberleri hazırlatır, yalan paylaşımlarla ülkeleri karıştırırlar... Kendilerini rahatsız etme ihtimali olan kişi veya kurumları hedefe koyup itibarsızlaştırırlar...

Bu sıraladığımız durumları ülkelerin tümünde görmek mümkündür.

Ülkemizde de bu sistem canlıdır. Bunların etkisini görmemek için kör olmak gerekir.

28 Şubat süreci hatırlandığında basının bu yöndeki etkisi göz önüne gelir.

Mantar gibi ortalığı kapladılar...

Bir taraftan dini hassasiyeti olan STK ve işletmeleri hedefe koyup linç ettiler. Diğer taraftan siyasi yapılanmaların boğazına yapıştılar…

28 Şubat'ta meydanı boş buldukları için istedikleri şekilde at oynatabildiler.

Bugün...

Üst aklın SÖZCÜ'lüğünü yapan organlar fırsat buldukça zehirlerini kusmaktan geri kalmazlar...

Bunlar;

Millî ve manevî değerlere saldırmayı maharet sayarlar,

Devleti zayıflatmayı bir görev bilirler...

Manşetlerinde;

Cuma namazına giden öğrencileri, terör kampına giden teröristlerden daha tehlikeliymiş gibi haberleştirirler...

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitabındaki cenâze namazı bölümü için SKANDAL manşetini atıp ardından manevî değerlere saldırırlar.

Velilerin istediği üzerine, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde namazın nasıl kılındığını öğrencilere öğreten öğretmen için "okulda bunu da yaptılar!" manşetleriyle dile getirirler.

Camiler için onlarca olumsuz haber yapmalarına rağmen, kilise veya havralar için özendirici haberler yaparlar.

Din Görevlilerini itibarsızlaştırmak için manşetlerinde ötekileştirici kelimeler kullanırken, papaz ve hahamlar için tam aksi kalem oynatırlar..

Askeri personelin İsrail’e gidip Yahudilerin Ağlama Duvarı’nda dua yapmasına olumsuz tek kelime yapmayıp, camiye giden başka bir askeri personeli manşete taşıyarak itibar suikastına yönelirler.

Gayrimüslim dini liderlere olumsuz hiçbir sözleri bulunmayan bu güruh, her fırsatta Diyanet İşleri Başkanımıza kin ve nefret kusarlar.

Kurtulabilmek için dünyanın mücadele ettiği Covid 19 illeti üzerinden dahi, dini değerlere yalan ve iftiralarla zarar vermeye devam ederler. Hastanelerde cenâze yıkama işlerini yapan Sağlık Bakanlığı çalışanlarına, pandemi dolayısıyla yapılan maaş zammını, milleti galeyana getirmek için imamlara yapılan zam olarak manşete taşırlar.

Malûm SÖZCÜ’ler, millî ve manevî kimliğe sahip olan devlet adamları için akla gelebilecek en olumsuz manşetleri atarken, ülkenin kuyusunu kazmaya çalışan ithal zihniyetli kişilere ve Batılı liderlere olumsuz cümle kurmaktan uzak dururlar…

Dikkat ettiniz mi?

Dünyanın tüm bölgelerinde dokunulmazlığına en çok dikkat gösterilen gruplardan biride gazetecilerdir.

Peki niçin?

Bu konunun altında,dikkat edilmesi gereken anlamlar ve farklı hesaplar vardır…

Mesela; toplumun en iyi tanıdığı, en çok dinlediği ve yazılarının en çok okunduğu kişiler gazetecilerdir.

Mesela; dünya genelinde algıyı büyük oranda gazeteciler oluşturur.

Önemli kişilerdir… Hem de çok! Bu yüzden koruma altına alınmaları anlamlıdır.

Gazeteci engellendiğinde Batı bir ağızdan bağırmaya başlar!

Ama her gazeteci için değil…

Yıllarca hapiste yatan birçok gazetecinin ise sesi duyulmaz, isimleri de bilinmez. Çünkü bu gazeteciler, dünyayı dizayn eden üst aklın SÖZCÜ’leri değildir.

Dünyayı yöneten ve yönetimi devam ettirmek isteyen güçler,basın üzerinden dünyayı kontrol altında tutma yöntemini her zaman sürdüreceklerdir.

Sonuç olarak; periyodik aralıklarla millî ve manevî değerleri hedef alarak, ahlaksızca saldıran manşetler ve kalemler kimin SÖZCÜ’leridir?

Millet olarak bu sorunun cevabı bulduğumuz zaman, ülke olarak çok rahat günlere 

Önceki ve Sonraki Yazılar