Bayramda Bayram Yapmıyoruz

“Sevinç ve eğlence günü” anlamını taşıyan bayram hak, batıl veya uydurma dinlerin tümünde yer bulmaktadır.

Dinlerin ilki olan ve evrensel özelliğiyle diğer dinlerden farklılık arz eden İslam’da da bayram geniş anlamda yer bulmuştur.

İslâm dininin ilk döneminde cahiliye döneminden kalma bayramların yerine Müslümanlara Ramazan ve Kurban bayramları ikram edilmiştir.

Müslümanlara bayram müjdesini veren Hz. Peygamber (s.a.v) bayramın nasıl kutlanacağını göstermiş ve bayram şenliklerine iştirak etmiştir.

Bayram şenlik demektir
Bayram eğlence demektir.

Bayram sevinç demektir.
Bayram huzur demektir.
Bayram insanlar arasında gönül köprüsü kurmak demektir.

Şenliğin, eğlenmenin, huzurun ve muhabbetin bulunmadığı bir güne bayram demek ne kadar gerçekçi olur!?

Şunu rahatlıkla ifade edebilirim: İslâm toplumu olarak Müslümanlara bir bayram kültürü veya bayram coşkusu oluşturamadık.

Ülkemizde bir bayram resmi çizdiğimiz zaman nasıl bir tablo ile karşılaşırız?

Toplumun bir kısmı bayram namazı için camiye gider ve namazını kılar. Namaza gidenlerin içinden bir grup kendi arasında bayramlaşır. Ardından evlere geçilir. Sonrasında ev halkı kendi içinde bayramlaşma yapar. Çocuklara harçlık dağıtılır.
Mahallelerde bazı çocuklar komşu evlere bayramlaşmaya gider, geleneksel şeker ve harçlık ikramını alırlar. Ve akraba ziyareti…
Ardından bir kesim kabirlere gider ve ecdatlarının ruhuna Kur'an okur ve Allah'tan af talebinde bulunurlar.

Ve... Bayram bitmiş olur.

Bunlar elbette güzel ve anlamlı şeyler...

Gerçek bayram bunlarla mı sınırlıdır?
Tabi ki hayır...Hani coşku ve heyecan?

Bu noktada şunu söyleyelim: Fıtrat gereği insan eğlenceyi de ister, coşkulu bir ortamda zaman geçirmeyi de...

Bunun içindir ki insan bir şekilde bu ortamda bulunmayı arzular. Böyle bir ortam bulamazsa o ortamı bir şekilde kendisi oluşturma arayışı içinde olur.

Peki, arayışı sonuçsuz kalır mı?
Hayır! Bulur ortamını... Ama meşru ama gayrimeşru!

Ramazan ve Kurban bayramlarında aradığı coşkuyu bulamayan, içinde biriken enerjiyi atamayan Müslüman bayram heyecanını ve coşkusunu gayrimeşru bayramlarda aramaya başlar.

Hıristiyanların Noel, Paskalya ve Yılbaşı gibi bayramlarına,
Mecusilerin Nevruz (No Ruz) ve Mihrican(Mehrecan) gibi bayramlarına can-ı gönülden iştirak eder ve doya doya eğlenir. Bu bayram şenliklerine katılırken de kendine göre meşru gerekçeler oluşturur.

Bayram şenliklerinde öyle bir ortam oluşturuldu ki gayrimüslim bayramlarında heyecan zirve yaparken, İslâm âleminde bayramlar neredeyse matem havasında geçmektedir. Hatta yakın bir geçmişte, dansözlerin yer bulduğu, İslam ahlakının kesinlikle reddettiği gayrimeşru şenlikler dini bayramlar adı altında ekranlarda Müslüman milletimize izlettirilmedi mi!?

Altını çizerek ifade etmem gerekir ki, her insan bayram coşkusunu yaşamayı arzular. Müslümana yakışan da Müslümanca coşkulu bir bayram havası yaşamasıdır.

Bu hususta İslâm toplum mühendislerine çok büyük görev düşmektedir. İslâm bayramlarında Müslümanca coşkulu bir bayram yaşama ortamı oluşturmaları gerekmektedir, hatta bu bir gereksinim değil şarttır.

Neler yapılabilir?

Her mahallede, her ilçe veya şehirde yerel şenlikler tertip edilebilir.
Yerel şenliklerde şenlik için bir alan oluşturulup geleneksel oyunlar oynatılabilir.
Böyle bir çalışma yapıldığı takdirde gerek çocukların ve gerekse yetişkinlerin bu etkinliğe teveccüh ettikleri görülecektir.

Böyle bir faaliyet hem yereldeki Müslümanların birbirleriyle kaynaşmalarını sağlayacak, hem de çocukların elektronik ve sanal kölelikten biraz da olsa uzaklaşıp toplumun gerçek yüzüyle hemhal olunması ortamını inşa edecektir.

Böyle bir faaliyeti organize etmek zor mudur veya külfetli midir?
Cevabını ben vereyim: Hayır!

Çünkü birkaç yıl önce böyle bir etkinliği bir Ramazan Bayramı'nda icra etmiştik.

“Bayramda Bayram Yapalım” sloganıyla bayram şenliği düzenlemiştik. Çocuğuyla-yaşlısıyla, kadınıyla-erkeğiyle mahalleli şenliğe iştirak etmiş ve huzur veren bir ortam oluşmuştu.
Geleneksel yarışmalar yaptırıp kazananlara özel hediyeler vermiştik ve katılan tüm çocuklara küçük küçük ikramlarda bulunmuştuk.
Hem de özel bir misafir eşliğinde... Nasreddin Hoca özel misafirimizdi, hediye takdiminde ve çocukların eğlenmesinde katkı sağlamıştı.

Yerel şenlikler yanında ulusal şenlikler de düzenlenebilir.
Dini bayramlar zaten devletin sağladığı imkânla tatil günü sayılmaktadır. Devleti yönetenler bayram olarak tatil ilan ettikleri bayramın içini doldurup ulusal şenlikler düzenleyebilirler.

Özetle değinmiş olduğum bu bayram şenliklerinin içeriği, kurulacak olan komisyonlar marifetiyle çeşitlendirilip çoğaltılabilir. Daha dikkat çekici ve albenisi yüksek olan etkinlikler yapılabilir.

Burada en zor olan şey böyle bir şenliği başlatmaktır. Başlarsa harikulade fikirlerin ortaya çıkacağını görür gibiyim.

Bunu başardığımız zaman, gençlerimizin İslâm temelli olmayan, gayrimeşru bayramlara meyillerinin de azalacağına şahit olacağız.

Keşke "Bayramda Bayram Yapmayı Başarabilsek!"

Ve şunu bilelim: Kâinatta hiçbir şey boşluk kabul etmez. Boşluğu sen doldurmazsan birileri mutlaka doldurur.

Hayırlı, huzurlu şenlikli bir Ramazan Bayramı dilerim.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar