Azgın Azınlık Mutlak Çoğunluğa Hangi Cesaretle Meydan Okur?

 

İnsanlıktan azıcık nasiplenen kişiler, dinlerin kutsalına saygı duyarlar…

Ancak insanlıktan nasibini alamamış, düşünce yapısını kin, nefret, fitne ve ahlaksızlık üzerine inşa edenler saygıdan nasiplenemezler.

Boğaziçi Üniversitesi’nde bir grup azılı saldırgan, Müslümanların kutsallarından biri olan Kâbe’yi ayaklar altına serebilecek kadar alçaklaştı.

Nasıl bir ruh halleri var bunların?

Nasıl bir düşünce yapısına sahipler?

Boğaziçi Üniversitesi’nin avlusunu kirleten azgınlar, bu toprağın çocukları olamazlar…

Biz biliriz ki, bu toprağın gayrimüslim çocukları oruç tutan Müslümanlara saygı gereği, açıktan yemek yemeyecek kadar erdemlidir.

Azgın bir azınlık türedi…

Kim bunlar, bunların hamileri kimlerdir?

Bu azgınlara tam destek veren, onları muhafaza eden ve pozisyonundan zerre taviz vermeyen bir güruh nasıl peyda oldu?

Bu güruh; ülkenin menfaati, İslâm’ın selameti için mücadele edenlere saldırgan ama azgın azınlık kitleye müşfik davranmaktadır.

Ama her zaman…

Mevzubahis güruh, alçakça olayda azgınların Kâbe’yi ayaklar altına almasına üç maymun rolünü oynamayı tercih etti ve bizi yanıltmadı.

Daha ötesi, Kâbe’ye yapılan saldırıyı kabullenemeyip eleştiren Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini fişlemişler!

Bunların kavgası İslâm’la…

Bu azgınlığın önüne bir şekilde geçilmesi şarttır!

Kutsal değerlere saldırının önüne geçilmesi, üç dört kişiyi gözaltına alıp birkaç saat sonra salıvermekle olmaz. Kutsala saldıranların bir daha o hakareti aklına alamayacak şekilde cezalandırılmaları, daha da önemlisi, alçaklaşmada sınır tanımayan bu azgınların türediği LGBTİ vb. bataklıkların kurutulması gerekir.

Ancak ortada bir garabet bulunmaktadır. Öyle ki, bu azgınlar el üstüne tutulurken, İslâm’ın değerlerini yaşatmak için mücadele edenler itibar suikastına uğramaktadır.

“Sen örtünmeyi becerememişsin. Burnun patlıcan gibi ortada kalmış. Ya şu burun beni acayip tahrik ediyor lan” diyen Levent Kırca ekranların yıldızı haline getirilirken, tesettürü ümmete hatırlatan İhsan Şenocak psikolojik hapishaneye mahkûm edilmedi mi?  

Benim için Işid ile bıçağını masum bir hayvanın boğazına dayayan aynı duygudadır, Işid beni şaşırtmıyor” sözüyle kin ve nefret kusup İslâm’ın değerlerine hakaret eden Leman Sam el üstünde tutulurken, İslâm’ın mahremiyet sınırlarını ümmetin bilgisine sunan Nureddin Yıldız psikolojik tehcire tabi tutulmadı mı?

“Türkiye LGBTİ Birliği” adlı Twittersayfası, Peygamberimize en ağır hakaret kabul edilebilecek bir karikatür paylaşarak küfürlü yorum ilavesiyle içlerindeki pisliği kusma özgürlüğünü yaşarken, ülkemiz için kangren olan üniversiteli bazı gençlerin İslâm’ın yasakladığı işlere bulaşması sıkıntısını dile getirdiği için Ebubekir Sofuoğlu linç edilmedi mi?

Bunlar gibi nice örnekler…

Azgın azınlık kendi çevrelerini aşan kitleler tarafından korunurken, İslâm için yükün altına giren hocalarımız kendi düşüncelerine sahip kişiler tarafından yalnız bırakılmış ve adeta sosyal ortamın dışına itilmişlerdir.

Böyle durumlar için Necip Fazıl feryat etmişti:

Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya,

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! 

Biz hala bu mısraları okumaya devam ediyoruz.

Sadece ülkemizde değil, demokrasi marşını yüksek sesle okuyan Avrupa’da da İslâmȋ değerlere sahip çıkanlar anında hedefe konulmaktadır. Daha geçen hafta, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından gönderilip Belçika’da görev yapan bir İmam-Hatip, eşcinselliği eleştirdiği için sınır dışı edildi.

Azınlık olan azgınların bu kadar cesur ve rahat hamle yapmalarının sebebini düşünmek gereklidir. Bu azgın kitle, ahiret inancı olmayan bir düşünceyi dava edindi ve bunun mücadelesini vermektedir. Ama ahiret inancına sahip olan kitle davasını unutup dünya zevkini ve rahatını elde etmenin yarışını yapmaktadır.

Sorun burada…

Bu sorun aşıl(a)mazsa Sakarya yüzüstü sürünmeye devam edecektir.

Bu sorunu çözmek; dava bilincine sahip şuurlu nesiller yetiştirmekle mümkündür!

Önceki ve Sonraki Yazılar