"Vahdeddin'in Sırdaşı Avni Paşa Anlatıyor..."

Sultan VI. Mehmed Vahdeddin, parçalanmanın arifesinde sadece dışarıdaki düşmanlarla değil içerideki düşmanlarla da mücadele etmek zorunda kalmış, imparatorluğun en zor döneminde görev almış, ateşten gömleği giymiş ve vefatına kadar da o gömleği hiç çıkarmamış son sultan.

Sultan, ders kitaplarında resmi tezin izinden gidilerek hain, iş birlikçi olarak gösterilir. Bu, bilinçli bir propagandanın eseri muhakkak ki… Kitaplarda genç dimağlardan olur da bir gün eskiye dönmek isteyenler olmasın diye bir tarafın sürekli kötülendiğini, yargılandığını ve hain ilan edildiğini görürüz. Tek kaynaktan beslenen propagandanın önünde insanların zihinlerinden başka duracak bir şey yoktur. Bu yüzden o zihinler ele geçirilmek istenir.

Esasında resmi tezin temeli Nutuk'a dayanıyor. Orada Sultan Vahdeddin hakkında kullanılan ifadeler objektif bir tarih kitabına yakışır türden değil. Sadece bununla da anlaşılacağı üzere Nutuk bir propaganda kitabı olma hüviyetinden öte bir anlam taşımıyor. Belki kısmi olarak tarihsel bir yönü var ama edebi yönü yok. Aynı dönemlerde başka ülkelerde yazılmış benzer propaganda kitaplarından da farkı yok.

'Vahdeddin'in Sırdaşı Avni Paşa Anlatıyor', Ahmed Avni Paşa'nın hatıralarını anlatan bir kitap. Avni Paşa, Sultan Vahdeddin'in en yakınında bulunmuş ve kitabın adından da anlaşıldığı gibi sultanın sırdaşı olmuş bir isim. Sultanın vefatına kadar yanında kalmış ve 1930'lu yıllarda Lübnan'da vefat etmiş.

Avni Paşa, haksızlığa uğramış birçok isimden biri. Yeni kurulan devlet eskiye dair ne varsa sindirmiş, ezmiş ve yok etmiştir. Belki Avni Paşa'nın şansı 150'likler listesine alınıp sürgün edilmesi ve böyle bir hatıratı gelecek nesillere ulaştırma imkânı bulmasıdır. Eğer ülke içinde kalsaydı İzmir suikastı davasında ya da devlete karşı başka bir davada adı geçirilip "hain" damgasıyla ipe gönderilecekti. O dönemi katıldığı pek çok savaşla, yaptığı bakanlıklarla hizmet etmiş birinin ucuz iftiralarla savunma hakkı dahi olmadan tasfiye edilebileceği, hukukun ve insan haklarının "şartlar gereği" rafa kaldırıldığı bir dönem olarak tarif edebiliriz. Küçük bir cesaretli adımla bırakın Avni Paşa gibi çoğu zaman ikinci, üçüncü adamları, sultanı dahi yağlı ilmekle tanıştırabilirlerdi. Fakat dediğim gibi bunun için küçük bir cesaret gerekiyordu.

Kitap, Avni Paşa'nın hatıralarından oluştuğu için genel olarak onun hayatını içeriyor. Fakat bizim asıl merak ettiğimiz Sultan Vahdeddin'in milli mücadeleye bakışı…

Sayfalar ilerledikçe heyecan artıyor ve sonunda ilgili noktaya geliyoruz.

Bizim vatanın kurtarılması için yaptığımız heyecan Avni Paşa'nın anlatımına göre pek karşılık bulacak gibi değil. Paşa, Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya gönderilmesi fikrine karşı isteksizliğinden ve ayak sürümesinden bahsediyor. Açıkçası bunun bir hayal kırıklığı sebebi olduğunu söyleyebiliriz. Cebine parası, emrine vapuru verildiği halde ve işgal edilmiş vatan toprağı günden güne büyüdüğü halde bu yavaşlık, bu ağırdan alma neden? Mustafa Kemal Paşa’daki bu isteksizlik ve heyecansızlığı anlamak mümkün değil gerçekten. Ya vatanın kurtuluşu için ümit görmüyordu ya da sultandan alamadığı Harbiye Nazırlığı için biraz olsun ona küskündü.  Bu arada Mustafa Kemal Paşa'nın görevine Kur'an'a el basarak başladığını ve padişaha bağlılık yemini ettiğini de belirtmek gerekir. Kendisine 21 maddelik bir talimatname verilmiştir.

Avni Paşa, Sevr Antlaşması'na da değiniyor ve anlaşmanın Sultan tarafından onaylanmayacağını söylüyor. Sultan da Sevr konusundaki tavrını çok net bir şekilde ortaya koyuyor ve anlaşmayı kesinlikle imzalamayacağını beyan ediyor. Bunlar Avni Paşa'nın kendi tanıklıkları. Yani birinci ağızdan konuşuyor. Resmi ideolojinin öne sürdüğü birçok tez gibi bu konudaki aksi tezin de tarihsel gerçekliği yok.

Her şeye rağmen Sultan Vahdeddin'in Mustafa Kemal Paşa hakkındaki fikirleri daima olumlu olmuş ve onun milli mücadele başarıyla tamamlandıktan sonra gelip kendisine bağlılığını göstereceğini düşünmüş. Öte yandan sultan, bu yolun geri dönülmez bir yol olduğunu da bildiğini söylüyor. Çelişkili bir ruh yapısı belki. Kendi ifadeleriyle sultanlığının nihayete erdiğini biliyordu. Vatan kurtulsun diye kendini feda ettiğini söyleyen sultan, askerinin birliğini sağlamak ve düşman tarafından bertaraf edilmesinin önüne geçmek için bütün musibetleri üzerinde topladığını söylüyor. Fakat sonunda vatanına dönme arzusunu gerçekleştiremediğini ifade ediyor. En acısı da hiç hak etmediği halde yurt dışında hain damgasıyla vefat etmesi.

Kitabın son bölümünde sultanın sürgün yılları anlatılıyor. Bu acı ve hasretle dolu yılları okurken insanın tarihe dönüp bir şeyleri düzeltesi geliyor.

Osman Öndeş tarafından yazılan ‘Vahdeddin’in Sırdaşı Avni Paşa Anlatıyor’ kitabı Timaş Yayınlarından çıkmış, resmi tarih kolaycılığına kapılmadan hazırlanmış güzel bir tarih kitabı olarak okunabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar