Selçuklularda istihbarat... Nerden nereye?..

Devletlerin olmazı istihbarat faaliyetleridir. Gerek içeride gerekse de dışarıda yürütülen bu faaliyetler devletlerin kendini koruma, tehlikeleri bertaraf etme amacıyla ciddiyetle ele alınır. Özellikle teknolojinin gelişmesi hem tehlikeleri artırmış hem de faaliyetlerin niteliğini değiştirmiştir. Eski zamanlardan günümüze gelen birçok istihbarat tipi ve örneği vardır ama birçok faaliyet gizlilikle yürütüldüğünden bilinmeyenleri de çoktur. Belki başarısız olmuş bazı operasyonların sebebini yanlış istihbaratta aramamız gerekiyordur.

Teknolojiden Yoksun Faaliyetler

Selçuklularda İstihbarat”, Yavuz Delibalta’nın kaleme aldığı olabildiğince ayrıntı barındıran iyi bir çalışma. Bu kitapla on birinci ve on üçüncü yüzyıllar arası hüküm sürmüş Selçuklular ve bu dönemdeki istihbarat faaliyetleri hakkında önemli bilgiler ediniyoruz. Teknolojiden yoksun, insan emeğiyle girişilen bu faaliyetler devletin tehlikeleri bertaraf etmede ve düşmanları alt etmede kullanılmıştır. Casus, ajan, çaşıt, muhbir gibi isimlendirmeler bir taraf için olumlu anlamlar çağrıştırırken diğer taraf için olumsuz anlamlar çağrıştırır. Öyle ki bir taraf istihbarat faaliyetlerinde bulunan kişiyi “vatansever” olarak nitelendirirken diğer taraf “düşman” olarak görür. Hele hele bu casus kendi milletindense doğrudan doğruya “vatan haini” olarak nitelendirilir.

Arslan Yabgu İçin Harekete Geçiliyor

Kitapta en eski casusluk kayıtlarından, ilgili dönemdeki uygulamalardan bahsediliyor. Bu noktada Homeros’un İlyada isimli eserinde geçen Truva olayı da örnek olarak gösteriliyor. Efsane mi gerçek mi olduğu tam manasıyla bilinmeyen bu olay günlük konuşmalarımıza da sirayet etmiştir. “Truva atı” kullanımı buradan gelmektedir. Aynı şekilde kitapta eski Türklerden de örnekler verilmiştir. Selçuklulara dair ilk istihbarat örneklerinden birisi Arslan Yabgu’nun Sultan Mahmud tarafından alıkonulup hapsedilmesi sonrası yürütülen faaliyetlerdir. Arslan Yabgu’yu kurtarmak için iki asker hamal ve sâki kılığına sokulmuş ve Kalincar Kalesi’ne gönderilmiştir. Alparslan döneminde istihbarat konusunu biraz daha farklı olarak ele alınmış, istihbarat kurumsal bir faaliyet olmaktan çıkarılmıştır. Ancak her dönemde yapılan keşif akınları, gözetlemeler, esirleri konuşturma, elçilerle bilgi toplama ve tüccarlardan faydalanma gibi uygulamalar aynen devam etmiştir.  Alparslan döneminde özellikle kervansaraylara önem verilmiş ve geçiş noktalarının haber almada ve haber vermedeki faydaları üzerinde durulmuştur. İnşa edilen yeni hanlar, kervansaraylar, köprüler aynı zamanda haberleşme ağının unsurları olmuş, istihbarat hızına katkıda bulunmuştur. Yolların güvenliği bu yapılarla sağlanıyor, haber alıp vermede bu yapılardan faydalanılıyordu. İstihbarat eylemlerinde kullanılan en önemli araçlardan biri de attır. At için Türkün kanadı denir. Atların dinlendirilmesi, değiştirilmesi bu hanlar ve kervansaraylar vasıtasıyla olur. Sık dinlendirilen atların verimliliği daha da artacaktır. Şüphesiz ki istihbarat faaliyetleri mevcut şartlara göre şekillenir. Bu noktada iklimin etkileri de yadsınamaz. Misal olarak çöl şartlarında at yerine deve kullanılır. Develer atlara göre daha dayanıklı ve uzun süre yol gidebilen hayvanlardır. Bazen de kısa notlarla bilgilendirme yapılacaksa güvercinlerden faydalanılır. Tuğrul Bey zamanında bolca güvercin kullanılmıştır. Notlar bazen şifreli bazen de açık yazılır. Düşman eline geçme ihtimaline karşı tüm önlemlerin alınması gerekmektedir.

Karşı İstihbarat

Bazen de mücadele ettiğiniz ya da çevrenizde bulunan devletler sizi güçlü bir istihbarat altyapısı kurmaya zorlar. Selçukluların Gaznelilerle olan münasebeti böyledir. Gazneliler, güçlü istihbarat yapısıyla Selçukluları takip ediyor, gönderdikleri muhbir ve casuslarla Selçuklu ülkesinde neler olup bittiğinden haberdar olmaya çalışıyordu. Selçuklular ise buna önlem olarak karşı istihbarat faaliyetine girişmişler ve hem içeride gizliliği bir kat daha artırmışlar hem de gönderilen muhbir, casus türü elemanları ele geçirmeye çalışmışlardır. Şüphesiz bunun için de özel bir çalışma, özel bir birim ve özel bir eğitim gerekmekteydi. Tüm elçileri karşı tarafın ajanı olarak görmek en doğrusudur. Dokunulmazlıkları gereği birçok kısıtlama uygulanamasa da daima yakınlarında birilerinin bulundurulması tercih edilmiştir.

İç Tehditlere Karşı İstihbarat Faaliyetleri

İstihbarat sadece diğer devletlere karşı girişilen bir faaliyet değildir. Taht kavgalarında ya da içeriden gelebilecek ve iktidarı sarsabilecek olası tehlikelere karşı da önceden haber alma büyük öneme sahiptir. Özellikle hanedan üyelerinin tahta ortak olması ve tahtta hak iddiasında bulunması ortada mücadele edilecek bir şeylerin var olduğunu gösterir. Bu noktada karşı tarafın hareketlerinden haberdar olmak görünür görünmez haberciler aracılığıyla olur. Devlet, takibini resmi organları sayesinde yasal yollardan yaparken karşı taraf görünmez yollarla haberler almaya çalışır.

Yeditepe Yayınları’ndan çıkan “Selçuklularda İstihbarat”, döneme ait istihbarat faaliyetleri hakkında bilgiler vermektedir. İyi bir araştırmanın ürünü olarak ortaya çıkan bu çalışmayı akıcı anlatımı ve ilginç örnekleriyle tarih ve özellikle istihbarat meraklısı herkese tavsiye ederim.

Önceki ve Sonraki Yazılar