Saatleri Ayarlama Enstitüsü ne iş yapar?

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, bir enstitü yani müessese. Devlet destekli bu müessesenin kadrosu ve çalışma biçimi neredeyse tek başına Halit Ayarcı tarafından oluşturuluyor. Kadro seçiminde Hayri İrdal’ın da söz hakkı var ama büyük ağırlık Halit Ayarcı’da. Halit Ayarcı tipi görevlendirmelerde akla gelen tüm aykırı tutumlar mevcut. Örneğin akrabalık, yakın arkadaşlık vazife alabilmek için yeterli ve gerekli görülüyor. Hatta herhangi bir uzmanlık alanının olmayışı, şimdiye kadar herhangi bir işle meşguliyet olmaması gibi özellikler Halit Ayarcı’ya göre tam da aranan özellikler.

Ahmet Hamdi, enstitünün oluşum aşamasında hem zaman mefhumuna hem de bürokratik oligarşik düzene dair izahat yapıyor. Birini daha evvelinden bu konunun bu kadar mühim bir mesele olduğunu bilmez şekilde okurken diğerini yazarın ciddi anlatım performansına rağmen tebessümle okuyorsunuz. Kitabın en öne çıkan özelliği de bu esasında. Yazar güldürme gayreti olmadan güldürüyor.

Peki, Saatleri Ayarlama Enstitüsü ne iş yapar? Hayri İrdal’ın Halit Ayarcı’ya, bizim de birbirimize en çok sorduğumuz soru bu olsa gerek. Bir türlü tatmin edici cevap alamadığımız bu sorunun cevabı sürekli benzer şekillerde veriliyor. Ayar istasyonları vasıtasıyla bir sebepten saatleri durmuş ya da ileri veya geri gitmiş insanların saatlerinin ayarını düzeltmek için kurulmuş müessese

Bu saatler cüzi bir miktar ve makbuz karşılığında kurulup ayarlanacaktır.

Ahmet Hamdi Tanpınar türünü tam olarak belirleyemediğimiz bir roman kaleme almış. Eser ironik, kurgusal ve mizahi. Kitabın ismi de esasında belirli ipuçları veriyor: Önemsiz bir şeyi önemli gibi lanse etme...

Yazar, toplumsal değişmeleri ve buna bağlı olarak yaşam tarzlarındaki yenilikleri biraz da faydasız alışkanlıklar olarak görüyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar karakter analizlerini Hayri İrdal üzerinden yapmış. Bir psikolojik travmayı yahut bir davranışın psikolojik ve derinlerde olan sebeplerini herhangi bir eğitim ya da konuya dair bir tecrübesi olmayan Hayri İrdal'a yaptırıyor.

 Burada Hayri İrdal'ın şahsında yazarın kendi düşüncelerini okumak mümkün. Eski-yeni toplumsal hayat, değişim arzusu ve kaçınılmaz değişimler, buna direnen gerek meslek erbapları gerekse de kişiler romanın içinde hep bir arada kimi zaman biri ötekine galip gelerek bulunuyor. Ahmet Hamdi bunu da biraz eski kafalı olarak tanıttığı Abdülselam Efendi üzerinden anlatıyor. Günümüz ekonomik ve sosyolojik mesele ve sorunlarının Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında geçen eserde pek değişime uğramadan öylece durduğunu da gözlemlemek mümkün. Evlenmek, ev tutmak, iş bulmak, bireysel hayat yaşamak gibi sorunlar şimdilerde de yok mu?

Kitabın en eğlenceli bölümleri Seyit Lûtfullah'ın uydurması Andronikos Kayser’in hazinesi ve Şerbetçibaşı Elması efsanesi bölümleri.

Seyit Lûtfullah şu çokça bildiğimiz yalancı, palavracı ve dolandırıcılardan biri. Ağzı çok iyi laf yapan, gördüğü bir şeyi bin ile çarpıp anlatan, metafizik güçlerle irtibatı olduğuna herkesi inandıran bir karakter.

Onun define bulma hayallerine sadece kendisi değil çevresindekiler de kapılmış vaziyette. Öyle ki çevresindekiler hiçbir hatasını, kusurunu, yalanını ve mantıklı mantıksız atıp tutmalarını görmüyorOnları kör eden bir menfaat bu körlüğe payanda oluyor.

Çok etkili ve şahsına münhasır karakterlerden biri de Dr. Ramiz. Doktor, Avrupa'da psikanaliz eğitimi almış biri ve Türkiye'de kendine hasta aramakta. Bunu Hayri İrdal'ın bir şekilde eline düştüğü zamanlardan anlıyoruz. Öyle ki Hayri İrdal'ın gece göreceği rüyaların listesini dahi verecek kadar çılgın ve hatta deli. Fakat ilerleyen bölümlerde onu başka bir rolde, onu tanıdığımız idealist doktor rolünden sıyrılmış bir rolde göreceğiz. Hayri İrdal'ın hayatındaki bir başka kaçık da Pakize'dir. Pakize, ilk eşi olan Emine'nin ölümünden sonra evlendiği ikinci eşi. Sinema tutkunu olan bu kadının kendini ünlü film artistlerinin yerine koyması yakınındaki kişileri onlara benzetmesi Hayri İrdal'ın kaderinde değişikliklere yol açmıştır. Bu ortak kader kopuklukları onu bir başka kadının; Selma Hanım'ın aşkına düşürmüştür. Hayri İrdal'ın şimdiye dek normal biriyle neredeyse hiç karşılaşmadığını görüyoruz. Bir kaçık da Murat. Farklı karakterlerde kendini tanıtan, her şeyden haberdar ve Seyit Lûtfullah gibi o da metafizik güçlerden yardım alır gibi davranan sıra dışı bir karakter.

Yazar her karakteri birer kitap çıkarabilecek kuvvette özelliklerle tanıtmış. Ek olarak enteresan bir şekilde başkahramanın da kişilik analizini yine başkahramana yaptırmış. Onun iyi niyetlerini, acizliklerini, bilmezliklerini ve daha ne kadar özelliği varsa onları tüm çıplaklığıyla anlatmış. Yazar, eserlerde çok kişinin toz konduramadığı başkarakterini yerlerden yerlere sürüklemiş duvarlara vurmuş...

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabı okunacak kitaplar arasında ilk sıraya alınacak son derece kıymetli ve eğlenceli bir eser.

Önceki ve Sonraki Yazılar