"Osmanlı'nın derdi ne?"

Geniş bir zaman diliminde geniş topraklara hükmetmiş Osmanlı’nın dertleriyle muhatabız bu kez. Koray Şerbetçi, Osmanlı’nın derdi ne derken aslında bizim dertlerimizi hatırlatıyor, ne badireler atlattığımızı ya da bu badirelerin altında nasıl kaldığımızı gösteriyor.

'Osmanlı'nın Derdi Ne?' adı üstünde bir dertler kitabı. Biz Osmanlı'yı hep at üstünde kılıç sallarken, serhatta gâvura diz çöktürürken hatırlarız. Elbette ki içeride de bir toplumsal yaşam ve bu toplumsal yaşamın kendine göre dertleri vardı. Koray Şerbetçi burada bu dertlere temas etmiş ve gerek halkın gerekse de devletin dertlerle ve krizlerle nasıl mücadele ettiğini anlatmış.

Osmanlı 600 seneyi aşkın bir zaman hüküm sürmüş ve bizlerin şimdilerde hayal edemediği geniş toprakları idare etmiş dünyanın en ihtişamlı imparatorluklarından birisiydi. Bu uzun zaman ve geniş topraklar krizlerle farklı farklı mücadele yöntemlerini beraberinde getirmiştir. Zamanın ruhuna uygun ve coğrafi ya da kültürel özelliklere göre değişen şartlar göz önüne alınmıştır ve ona göre uygulamalar geliştirilmiştir.

Kitap için hedefinden şaşmamış, konu bütünlüğün korumuş ve anlatacağı konuya odaklanmış ve bundan hiç vazgeçmemiş bir kitaptır diyebiliriz.

Anlatım tarzı, konunun ilginçliği ve yazarına olan muhabbet kitabın olması gerekenden daha hızlı bir şekilde okunmasına sebebiyet verebilir. Son dönemlerde bilerek ve isteyerek çarpıtılmış tarihi bilgilerin kol gezdiği bir dönemde böyle bir kitabı okuyup geçmek ve üzerinde düşünmemek yazarın emeğine ve iyi niyetine saygısızlık olacaktır. Kitapta bir dönem yargılaması yapılmıyor. Bu üslup yazarın diğer kitaplarında da var zaten. Gerçeği ortaya çıkartmak için yargılamak gerekmiyor. Koray Şerbetçi gibi olduğu gibi anlatıp anlamlandırmayı okuyucuya bırakabilirsiniz.

Krizler genel olarak bir başka krizin kapısını açar. Örneğin ekonomik kriz, isyana o da devlet krizine yol açar. Bunun örnekleri Osmanlı tarihinde fazlasıyla var. Yazar, bu örnekleri dile getirmiş ve kitap küçük küçük hikâyelerden oluşan okuması son derece zevkli bir kitap haline gelmiş. Kriz gibi, isyan gibi, yangın gibi ciddi konularda çatık kaşlı bir anlatım herhalde okuyucuyu da kasvete sokacaktı. Koray Şerbetçi’nin genel üslubu içerisinde tarihi bilgilerin can sıkıntısı vermeye değil öğrenmeye ve bazen de tebessümle hatırlamaya yaradığını gösterdiğini söyleyebiliriz. Ayrıca kronolojik kaygı da güdülmemiş. Konular yeri geldiğince anlatılmış ve başka konuya geçilmiş. Bu anlamda bütünlük ve düzen konusunda kitaba tam not verebiliriz. Uzatılmamış bölümlerle ve merak uyandırıcı başlıklarla kitabın okunurluğuna yardımcı olunmuş.

Günümüzde olsun geçmişte olsun bütün olayların iki yüzü vardır. Bizler tarihi olayları okurken zaman zaman bazı meseleleri atlayabiliyoruz. Yazar, bizim için kusursuz bir zafer olarak görülen Kıbrıs'ın fethinde bile ortaya çıkan krizi hatırlatıyor. Bu sebeple iki Yafes'in hikâyesini tavsiye ederim. Bildiğimizi düşündüğümüz konuların ince ayrıntıları ustalıkla işlenmiş diyebilirim. Çok ilginç konular var ama özellikle Kadızâde isyanı ve devamında Osmanlı'nın buna karşı tepkisi dikkat çekici. Şimdi DAEŞ’le yeniden hortlayan Vehhâbî zihniyetinin temsilcileri olarak Kadızâdeleri görebiliriz. Onların çalışmaları ve Osmanlı’nın verdiği cevap okumaya değer bölümlerden yalnızca bir tanesi.

Birçok konuda birçok bilgiyi bulmak da mümkün. Osmanlı topraklarında ilk kahvenin hikâyesinden bunun nasıl bir krize dönüştüğünü, bir saatin insanın başına ne belalar açabileceğini, Yolasığmaz’ın nasıl yola geldiğini sayfaları çevirdikçe öğreniyoruz. Ancak kitabın en eğlenceli bölümü sona saklanmış. Sultan Abdülaziz’in Avrupa seyahati başından sonuna kadar enteresan olaylara sahne olmuş ve bunun cefasını Hariciye Nazırı Fuad Paşa çekmiş. Bu bölümü de özellikle öneririm. İnternette bulamayacağınız, bulsanız da eksik kalacak çok şey var. Esasında kitabı almaktan başka bir çare yok gibi.

Son olarak diyebilirim ki, Nesil Yayınları’ndan çıkan Osmanlı’nın Derdi Ne? Koray Şerbetçi’nin dilinden Osmanlı’nın krizlerde nasıl davrandığını anlatan tekrar tekrar okunabilecek bir kitap olmuş.

Önceki ve Sonraki Yazılar