Malazgirt 1071 -Kıyametin İlk Günü-...

Sultan Alparslan kumandasında kazanılan Malazgirt zaferi sadece Türk tarihine değil yakın çevreye ve Avrupa tarihine de tesir etmiş ikinci bir kavimler göçü olarak değerlendirebilir. Çünkü bu tarihten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmamış ve Müslüman Türklerin yükselişi ve dolayısıyla İslâm’ın yükselişi ivmelenerek devam etmiştir. Fetihler gerçek manada cihan hâkimiyeti mefkûresine uygun olarak gerçekleştirilmiş ve çağ değiştirecek boyutlarda ses getirerek dünya tarihine yazılmıştır. Sonsuza kadar sahip olmayı hedeflediğimiz Anadolu, büyük ve birleşik güçler tarafından birçok kez bizden alınmak istense de bizim Anadolu davasını Türklük ve Müslümanlık davasıyla karıp oluşturduğumuz mücadele gücü karşısında bu güçler elleri boş dönmüşlerdir. Asırlar boyu bu millete ev sahipliği yapan Anadolu’nun biriktirdiği o ruh kendiliğinden bir ”Girilmez Bölge” oluşturmuş ve tüm saldırıları aynı ruhun verdiği refleksle bertaraf etmiştir. Son tahlilde Anadolulu yani bizler biliyoruz ki Anadolu’yu kaybetmek demekMüslümanlığı kaybetmek demek, Anadolu’yu kaybetmek demek Türklüğü kaybetmek demektir.

Şüphesiz ki 1071’le beraber gelecek tüm yüzyıllar Türk-İslâm yüzyılı olmuş ve arada küçük inkıtalar dışında Türkler, İslâmiyet zırhıyla hükmetmeye devam etmiştir. Öte yandan Bizans’ın kaderi tam anlamıyla Müslüman Türkler tarafından yazılmış ve Türkler, önce sarstığı sonra da yıktığı iki büyük savaşla bu mazisi geniş devlete boyun eğdirmiştir.

İşte Mustafa AlicanMalazgirt 1071Kıyametin İlk Günü ile derin anlamlar içeren Malazgirt zaferinin iç yüzünü anlatıyor. Bizler de anlıyoruz ki tarih, Malazgirt Ovası’nda birbirini yok etmeye gelmiş iki ordudan daha çok iki kültürün çatışmasına ve bir daha geri döndürülemeyecek bir yolculuğa adım atacağımız gelişmelere tanıklık edecekti. Romanos Diogenes ile Sultan Alparslan arasındaki mücadele Müslüman tarafın kesin zaferiyle sonuçlanmış ve Türk çağı başlamıştır. Öyle ki bu zaferle Türkler bir daha istikametlerini Batı’dan yana döndürmemiş, akınlarını hep bu istikamette gerçekleştirmiştir.

Yazarın dikkat çektiği önemli konulardan biri Malazgirt’in İstanbul’un fethiyle olan bağlantısı olmuştur.  Anadolu’ya giriş, Anadolu’nun artık “anavatan” olması İstanbul’u kaçınılmaz olarak bir hedef haline getirecekti. Üstelik ortada Peygamber Efendimiz’in sözü varken ve bu şehir karşı taraf için en kritik tuğla konumundayken elbette bu şehrin üzerine gidilecekti. Zaten daha önce de denemeler oldu ve nihayetinde bu kutlu şehri almak Fatih Sultan Mehmet’e nasip oldu. Burada kitabın adında da geçen “kıyametin ilk günü” ifadesi dikkatleri çekiyor. İstanbul’un fethini kıyamet olarak değerlendiren Batı’ya Malazgirt zaferini bu fethin ilk adımı olarak gören bir bakışın cevabı olarak düşünebiliriz. Bu kombinasyonu beğendiğimi söylemeliyim.

Mustafa Alican, bizleri yavaş yavaş muharebe alanına doğru çekiyor. Sayılar konusunda ittifak olmamakla beraber Bizans ordusunun Selçuklu ordusundan üstün olduğu kesin. Zaten böyle kazanılmış zaferler daha değerli ve daha etkili olmuştur. İslâm ordularının kazandığı kritik zaferlerin önemli bir kısmı daha az sayıdaki askerlerle kazanılmış kutlu zaferlerdir. Fakat yazarın da ifade ettiği gibi mesele sadece sayıca üstünlükle kalmamış askeri araç gereçlerle de bu üstünlük kendisini göstermiştir. Bizans’ın Selçuklu’nun ileride oluşturabileceği tehlikeleri görmesi ve bunu ciddiye alması Türk tarafının cesareti, inancı ve doğru taktikleri sayesinde bir avantaj olmaktan çıkmış ve Türk-İslâm tarihine altın harflerle yazılmış bir zafer kazanılmıştır. Bu arada Bizans İmparatoru Romanos Digenes’in sonu da ibret vericidir. Kitapta bu ve buna benzer birçok merak edilen konu aydınlığa kavuşturulmuş ve ders kitaplarında öğretilen cılız bilgilerin dışına çıkılmıştır.

Malazgirt zaferi, 1071’le başlayan 1453’le uzanan ve 1571 İnebahtı mağlubiyetiyle sona eren bir sürecin başlangıcıdır. Bu anlamda bu zafer, beş asır süren Türk hâkimiyetinin başlangıcı olarak da kabul edilebilir.

Yazar, Malazgirt zaferinin hakkında yazılan “birkaç roman, şiir ve düşük bütçeli belgesel”den daha fazlasını hak ettiğini belirterek bu husustaki serzenişini dile getiriyor. Son zamanlarda yapılan birkaç kaliteli projeyle bu eksiklik de yavaş yavaş giderilmiştir diyebiliriz.

Kronik Kitap’tan çıkan Malazgirt 1071: Kıyametin İlk Günü, sorduğu sorularla, verdiği bilgilerle daha çok Osmanlı tarihine yönlenmiş okuyucuya Selçuklu hakkında bilgiler sunuyor, kazanılmış bu büyük zaferin kodlarını veriyor.

İdris Kartal / Parantez Haber

Önceki ve Sonraki Yazılar