İşte önderimiz Hz. Muhammed (S.A.V)

Efendimizi anlatmak ve sevdirmek..."

 

İhsan Süreyya Sırma çok değerli bir ilmi şahsiyet.

Öncelikle bunu teslim etmemiz gerekiyor. Böyle bir eseri kaleme almaktaki gayesini Allah’ın tek örnek alınacak insan olarak yarattığı Efendimiz’i anlatmak ve sevdirmek olarak açıklıyor.

İnsanlık, Efendimiz Hz. Muhammed’i anladıkça sevecek, sevdikçe de ona bağlanacaktır.

İşte Önderimiz Hz. Muhammed, insanın yaratılış süreciyle başlıyor. İnsan yaratılanların en üstünü olmayı yaptıklarının sorumluluğunu üstlenerek kazanmıştır. Bunun için Ahzap Suresi 72. ayete bakılabilir.

İnsan, bozulan ve bozan bir yaratık. Bu sebeple Allah, insanlığa elçi vazifesi görecek üstün nitelikli insanlar gönderir. Peygamber olarak adlandırdığımız bu insanların görevi bulundukları toplumun doğru yolu bulmasını sağlamaktır. Bu yönüyle İslam, yerleşik düzene yükselen bir itirazla ortaya çıkmıştır. Hz. Muhammed diyebiliriz ki ilk başta tek başına İslam bayrağını eline almış ve yanına bu uğurda can vermeye hazır cesaret sahibi insanları katarak fetihler yapacak ve adını ve davasını çok çok uzaklara duyurabilecek bir İslam devleti meydana getirmeyi başarmıştır. Hz. Muhammed aynı zamanda bir din önderi olduğu kadar bir devletin kurucusu ve lideridir de.

Yazar,  Peygamber Efendimizin mevcut sistemi kuranlara olan başkaldırısını ve onların yükselen bu İslam güneşi karşısında akla hayale gelmeyecek planlarını son derece etkili biçimde anlatıyor. Ayrıca İhsan Süreyya Sırma'nın kaleminden sevecenlik akıyorOnun Peygamber Efendimiz'e ve sahabeye karşı olan muhabbeti her an kendini gösteriyor. Tarihsel bir anlatımın mesafeliliği yanında duygusal bir anlatım da var. Şüphesiz ki bu duygusallık hiç bitmeyen iyi ile kötü arasındaki savaşın bir tarafında yer almaktan kaynaklanıyor.

Kitapta çok fazla üzerinde durulmamış olsa da (Peygamber Efendimiz’i ayrı tutarsak) öne çıkan üç kişi sayesinde İslam’ın sertliğinin, cesaretinin ve dayanıklılığının ortaya çıktığını görürüz. Hz. Hamza’nın ve Hz. Ömer’in Müslüman oluşu ve artık İslam davası için mücadele etmeleri ve Ebu Talib’in varlığı. Bu üç isim İslam’a çok büyük bir güç katmıştır. İslam toplumu bu isimlerle daha cesaretli ve daha özgüvenli bir toplum haline gelmiştir. Kâbe’yi açıktan tavaf etmek, orada namaz kılmak bunun sonuçlarından…

İhsan Süreyya Sırma, bildiğimiz-bilmediğimiz her şeyi sanki bizler ilk defa duyacakmışçasına yalın bir anlatımla aktarıyor. Bu yalın anlatım yeni bir başlangıç yapmak isteyenler için de ideal bir üslup gerçekten. Gözlerden kaçan kimi ayrıntılar da yakalanmış. Mesela Kureyza Olayı… Bir Yahudi kabilenin anlaşmalara uymayarak yaptığı işbirlikliçiğin sonucunu görüyoruz. Burada Hz. Muhammed’in, Allah’a ve onun dinine en büyük nefret hisleriyle saldıranların cezalandırılması noktasında geri adım atmadığını görüyoruz. Daha başka pek çok olayda da cezalandırma usullerinde herhangi bir gevşemede bulunulmadığı görülüyor. Peygamber Efendimiz’in güzelliği, merhameti, insaniyeti bir yana konu Allah davası olunca adaleti de diğer yanadır. Acılar çekilen, işkencelerden geçilen, en yakınlarının ölümüne şahitlik edilen bu davada tüm bunlardan muzdarip insanların hakkı için adaletin gereği yapılmıştır.

Yazar küçük küçük öykülerle gözyaşlarımıza da talip olmuş. Çoban Esved’in öyküsü de böyle bir öykü işte. Kendi çevresince horlanmış, küçümsenmiş ve dışlanmış bir “çoban parçası” İslam’ın savunucusu ve kılıcı olan bir nefere dönüşmüş.

İhsan Süreyya Sırma, az önce Müslüman olup az sonra şehit olan Esved’in cesedine bakarken Peygamber Efendimiz’in onun şehadetini bildirdiği halini çok güzel anlatmış. Bu kitap sadece Çoban Esved için bile okunur.

Bir de Bilal var. İşkenceler karşısında “Allah bir” demekten vazgeçmeyen, ilk ezanı okuyan Bilal var. Bilal-i Habeşi Mekke fethedilince Kâbe’nin üzerine çıkıp bir ezan da orada okuyor. O okuyor, Lat yıkılıyor, o okuyor, Menat parçalanıyor, o okuyor Hübel yerle bir oluyor ve o okuyor Uzza darmadağın oluyor.

İhsan Süreyya Sırma’nın anlatımıyla daha da güzelleşen kutlu yılları anlatan bu eser aynı zamanda mikro bir İslam tarihi kitabı. Peygamber Efendimiz dönemini belli başlı olayları anlatarak günümüze taşıyor ve son noktada da Hz. Muhammed’in Veda Hutbesi’nde verdiği evrensel mesajları iletiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar