İlber Ortaylı'nın "Bir ömür nasıl yaşanır?"ı üzerine...

Bir röportajdan çok bir sohbet havasında İlber Ortaylı'nın  hayata dair önerilerini okuduğumuz bu kitap kaliteli yaşamın sırlarını veriyor.
İlber Ortaylı'nın hayat görüşü ve zaman zaman da ideolojisi tüm kitaba sirayet etmiş durumda. Soruları soran ise gazeteci Yenal Bilgici. O da sorduğu sorular ve yaptığı açılımlarla genel anlamda kitabın kalitesine kalite katıyor.  Bu husustaki itirazımı son bölümde dile getirdim.
Hemen hemen her konuda fikirlerine ve önerilerine başvurulan İlber Ortaylı'nın neyi, nerede, ne zaman yapmak gerektiğini anlattığı bölümler gerçekten ilgi çekici.

 Özellikle insan hayatını dörde ayırdığı bölümde bir insanın öğrenme sürecini 25 yaşına kadar bitirmesi gerektiği fikri dikkate değer. Çünkü bunu başarmak, bunu gelecek nesillere kabul ettirmek elbette çok zor. Bilhassa diller öğrenmek ve yeni yerler görerek ve tabii ki çokça okuyarak bir altyapı oluşturulmasından yana. Fakat bunun epey zor olduğunu kabul etmek lazım. Maalesef kitapta bahsedilen pek çok konunun, pek çok aktivitenin pratikte uygulanır bir tarafı yok. Elbette bunlar öneri ama İlber Ortaylı bunları öneriden çok olmazsa olmaz kalıbına sokuyor ve öyle de değerlendiriyor. Yani belli bir yaşa kadar birden fazla dil öğrenemediyseniz ya da belirli bir yaşa kadar bir yerleri gezip görmediyseniz geri dönülemez bir yola girmişsiniz demektir.

Dikkat çekici noktalardan birisi de genel manada Avrupa merkezli bir kültürlenmeye meyil verilmesi. Bir tatil planı yapacaksanız ya da bir sebepten bir yerleri gezecekseniz bu kitabı da yanınızda taşımalısınız. Nerede ne yapılır hepsi burada çünkü. Başlangıç noktanız neresi olmalı, nereden nereye geçmelisiniz, geziyi ya da ziyareti nerede sonlandırmalısınız bu hususta da engin bilgi ve tecrübelerden faydalanma fırsatı yakalıyoruz. Bahsedilen bu yerlerin neredeyse tamamı Avrupa’da. Biraz İran var ama hepsi o kadar.

Neredeyse tüm sanat dalları hakkında son derece yetkin ve doyurucu bilgiler ve tavsiyeler de yine bu kitapta yer alıyor. İlber Ortaylı’nın tavsiyelerini okurken insan, kendisini yetersiz, zamansız ve güçsüz hissediyor. Bu yönüyle Bir Ömür Nasıl Yaşanır’ın orta ve alt tabakaya pek de hitap etmediğini söyleyebiliriz. Belirtmek isterim ki bu kategorilendirmeler bu haliyle kitapta da geçiyor. Ayrıca bu tavsiyeleri gerçekleştirdiğimizde hepimiz birer İlber Ortaylı oluruz ki ondan bir tane var. Demek ki kitap boyunca verilen tavsiyelerden herkes kendi şartlarına uygun olanını alacak şartlar elverdiğince kendisini yetiştirecek.

Dediğimiz gibi hayata dair tüm konulardan bahsedilmiş ve neredeyse bahsi geçmemiş konu bırakılmamış gibidir. Edebiyat, sanat, tarih tüm alanlar kapsam içine alınmış ve hızlıca ve zevkle okunacak bir kitap çıkmış ortaya. Yalnız Türk edebiyatından kimler okunur kısmında Ahmet Hamdi Tanpınar’ın adının geçmemesi ve buna karşılık olarak Falih Rıfkı Atay gibi güdümlü bir yazarın yazdıklarını okumayı salık vermesi son derece şaşırtıcı. Teknik olarak Falih Rıfkı okunabilir ama tarihi gerçekten anlamak istiyorsak onun doğru isim olduğunu düşünemeyiz. Reşat Nuri Güntekin tercihinin kaynağında da Atatürk var diye düşünüyorum. İlber Ortaylı’nın ülkedeki tüm gelişmeleri o döneme bağlaması da ayrıca bir başka özellik. Yine karşımıza cumhuriyetin kusursuz Asr-ı Saadet devri çıkıveriyor.

Kitabın kusurları yok mu? Bir defa tüm tavsiyelerde bir Batı hayranlığı sezinliyoruz. Her şeyin en eskisi, en iyisi ve en niteliklisi onlara aitmiş gibi, Doğu kültürü daima geriymiş ve ancak taklit ederek kendisini gösterebilirmiş gibi bir hava da var.

Üstelik bunun böyle olmadığını en iyi bilecek kişiden duyuyoruz bunları. Haliyle bu biraz hayal kırıklığı yaratmıyor değil. Ayrıca soruları soran Yenal Bilgici’nin İlber Ortaylı’nın Abdülhamid devrini ya da bir şekilde Osmanlıyı övmeye başladığı anlarda konuyu değiştirip cumhuriyet döneminden bahsetmeye yönlendirmesi de gözlerden kaçmıyor. Bu arada İlber Ortaylı’nın hayata bakış açısını yaşanılacak yerlerden bahsederken Kanada’nın Victoria şehri özelinde söylediklerinden de anlayabiliyoruz. Ortaylı’ya göre bu şehirde bir orkestra olmaması ve bale temsillerinde müziğin banttan çalınıyor olması oranın yaşanacak bir yer olmadığının göstergesi.

Ancak her şeye rağmen Bir Ömür Nasıl Yaşanır kitabı herkesin kendisine göre bir şeyler alabileceği ve muhakkak faydalanabileceği bir kitap.

Önceki ve Sonraki Yazılar