Farklı türküler seslendirmek kolay iş değil!

Okulsuz Toplum, adından da anlaşılacağı üzere yerleşik düzene ve yerleşik fikirlere karşı gelen bir kitap. Bu yönüyle içeride alışık olmadığınız şeyler okumaya hazırlıklı olun. Ivan Illich, artık kanıksadığımız ve alternatifini bir an olsun düşünmediğimiz hususlarda son derece cesaretli ve kararlı bir duruş sergiliyor.

Tüm dünyanın mutabık olduğu konularda farklı türküler seslendirmek kolay iş değil doğrusu.

Kitapta öğrenimin ve dolayısıyla okulun kurumlaştırılmasını sorgulayan makaleler yer alıyor. Ivan Illich, hayatımızın bir kurumda başlayıp bir başka kurumda sona erdiğini vurguluyor ve okulun da bu kurumlardan biri olduğunu belirtiyor. Yazarın temelde savunduğu ve karşı çıktığı görüşler buradan filizleniyor.

Okullaşmayla yani eğitim dediğimiz sistemle çocuklar hayata hazırlanmış oluyorlar mı?

Yazarın sorguladığı ve eserin merkezine koyduğu bir başka konu da bu.

Hepimiz dünyaya gelir gelmez farkında olmadan zaman içinde belirli olguları kabul ederiz. Sonrasında ise bunların doğru ya da yanlış olduğunu sorgulayacak vaktimiz olmaz. Çünkü hayatın cenderesi içindeyizdir ve yaşamaya çalışmaktan başka yapacağımız bir şey yoktur. Düşünmek ve tefekkür etmek pek azımızın aklına gelir, sonunda ise herkesin doğruları bizim de doğrularımız olmuş şekilde itirazsız bir ömür geçirmiş oluruz.

Bu yüzden yazarın okulsuz bir toplumun nasıl var olabileceğini yöntemleriyle ve tezleriyle açıklamaya çalışması ve çoğunlukla ikna edici olması saygı duyulması gereken bir durum.

Ivan Illich, Amerika ve Amerikan eğitim sistemi merkezli bir çalışma yapmış ve bu konuya eleştiri getirme gayreti içerisine girmiş. Okulların daha çok var olan düzeni devam ettirdiği, yeni bir bakış açısı katmadan belirli ilkeleri dayattığı ve başka bir düşünce sistemine izin vermediği iddiasına çokça yer vermiş.

Çocukların eğitime olan ihtiyacını sorgulayan yazar, belirli bir yaş kıstası ve zorunlu öğretim kurumları olmasa çocukluk üretimi diye de bir şey olmayacağını söylüyor. Ivan Illich, toplumun çocukluk yaşını daha hızlı geçmesi gerektiğini savunuyor.

Bize dayatılan kurumsal ve değişmez bilgiye göre çocukların okula ihtiyacı vardır ve çocuklar öğrenme işini ancak okulda görecekleri eğitimle halledebilirler. Ama gözlerden kaçmasın ki bu kurumsal bilginin kendisi de okul denilen kurumun bir ürünüdür. Bizler henüz küçük yaştayken okullara teslim ediliriz ve amiyane tabirle etimiz ve kemiğimiz ailemiz ve öğretmenler arasında pay edilir.

Yazar buna itirazını ön kabulleri ve dogmaları yıkmayı teklif ederek yükseltiyor.

Yazara göre öğrenciler öğrendiklerinin çok önemli bir kısmını öğretmenlerinin yardımı olmadan ve hatta öğretmenlere rağmen öğrenirler.

Öğrendiklerimizin büyük ölçüde okul dışı alandan sağlandığını savunan yazar konuşmayı, düşünmeyi, sevmeyi, hissetmeyi, oynamayı, çalışmayı ve daha başka pek çok şeyi öğretmenlere ihtiyaç duymadan öğrenebileceklerini ve öğrendiklerini söylüyor. Bunun için dünyada hiç okula gitmemiş insanların bulunduğunu ve bu insanların yukarıda sayılan şeyler hakkında bilgi sahibi olduklarını belirtiyor.

Ayrıca okul ve okullaşma bir ritüel ve bir seremoniye dönüşmüş durumdadır.  Bu da kendine ait kuralları beraberinde getirmektedir. Mesela sınavda kopya çeken bir öğrenci yasaları çiğnemiş ve ahlaksal bir yozlaşmanın içine girmiş kabul edilir. Bunun sonucu insani olarak değersizleşmesidir. Her ihlalin bütüncül sonuçlarına katlanmak zorunda kalan ötekileştirilmiş insanlar yığını bu şekilde meydana getirilmektedir

Illich bu kitabın bir gün Türkçe’ye çevrilmesine çokça şaşırdığını ve kitabı “Zihinleri Kur’an ayetleriyle ve Doğu anılarıyla dolu” olanları değil de kısa bir süre önce Amerika’ya yerleşmiş kişileri hesap ederek kaleme aldığını söylüyor.

Kitabın içeriğinde spesifik örnekler ve teknik anlatımlar mevcut. Burada yazarın savunduğu belli başlı fikirleri ele almaya çalıştım. Beyin tokatlayan kitaplar iyidir ve bu kitap bunun için ideal bir kitap olarak değerlendirilebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar