Coğrafya Kederleri bizleri o eski hatıralardan nasiplenmeye zorluyor...

Diyebiliriz ki Coğrafya Kederleri bir insan öyküsü kitabıdır. İçerikte çokça sosyolojik analiz bulabileceğiniz bu kitap birbirinden bağımsız konuları içeriyor.

Mustafa Akar, henüz yaşlı kategorisine sokamayacağımız bir isim ama anlattıklarına bakarsak onun çok eskilerde yaşadığını ve hatta cumhuriyetin ilk yıllarından çıkıp geldiğini düşünürüz. Herhalde bunu birikimle açıklayabiliriz.

Mustafa Akar'ın inandırıcı üslubu bütün kitabı kaplamış vaziyette. Başlık başlık ele aldığı konularda öyle tanıdık isimlerden faydalanmış ki bizleri de o eski hatıralardan nasiplenmeye zorluyor.

Pek çok yerde çocukluğumuzun tatlı düşlerine yeniden dalmak gibi derin bir uyku hali kaplıyor bedenimizi.

Sağlam bir popüler kültür eleştirisi de okuyoruz. Bu eleştiri aynı zamanda nostaljiyle de karışık bir eleştiri. Okuduğumuz kişisel gelişim kitaplarından tutun uzmanların iş hayatının yol açtığı psikolojik travmalardan nasıl kurtulacağımızı gösterdikleri yeniden moda olan ilaçlara kadar her şeyin eleştirisi var. Mustafa Akar, bizi bu hale getiren sistemi sorguluyor ve çözüm arayışlarını ve onun enstrümanlarını eleştiriyor.

Yazarın şikâyeti biraz da dayatılan yaşama biçimiyle ilgili. Benzer işlere ve sonlara olan tepkisini dile getirdiği satırlarında Amerikan film endüstrisinin insanlığa tehlike olarak sunduğu korkulardan bahsediyor. Dünyada kurtarılacak bir yer varsa onun öncelikle Amerika olduğu vurgusundan yakınıyor. Fakat filmi çeken, ona servet yatıran Amerika değil midir? “The End” yazısından hemen evvel mutlu insanları gölgesi altında huzura erdiren bir Amerikan bayrağı dalgalanmasın mı? İlahi Mustafa Akar...

Dikkat çeken bölümlerden birisi de Amin Maalouf'la ilgili olan bölüm. Benim de Amin Maalouf'a dair bir yazım var ve pek de farklı şeyler düşünmediğimizi mutlulukla öğrendim. Bu ülkede gözü kapalı satabileceğiniz yazarlardan biri de odur hâlbuki. Oysa onun kadar kendi toplumundan ve insanından, kültüründen uzak kendi toplumuna ve insanına “Fransızlaşmış” başka bir isim daha bulamazsınız.

Bölümlerde işlenen konuya dair söylenecek ne varsa söylemeyi uygun görmüş. Bu sebeple en enteresanından en tanıdığına kadar bütün örnekler verilmiş. Kudüs’ten bahsederken Nuri Pakdil’den, Akif İnan’dan, Cahit Zarifoğlu’ndan bahsetmesi, onların en bilinen şiirlerini paylaşması bundan olacak. Bunu derdini tam manasıyla anlatma ve izah etme çabası olarak görebiliriz. Yazarın başta ilgisizmiş gibi duran örnekleri ustaca asıl anlatmak istediği konuya bağlaması çok başarılı. Ayrıca merak da uyandırıyor. Bakalım bu anıyı nereye bağlayacak diyoruz. Bu hususu forvet hattı çok iyi olan bir futbol takımının oyunu sürekli rakip ceza sahasında oynamak istemesine benzetiyorum. Konu bir şekilde anlatmak istediği konuya bağlanıyor.

Coğrafya Kederleri kavramlar üzerinde de geziniyor. Aynı anlama geldiğini ya da yakın anlamlar içerdiğini düşündüğümüz kavramlar kategorize edilerek kitabın ismi üzerinden İbn-i Haldun’a selam çakılıyor. Doğu kültürü ile Batı kültürü arasındaki farka her düşündüğümüzde yenileri ekleniyor.

Mustafa Akar da zamanın getirdiği farkları hatırlatıyor. Verdiği hüzün-melankoli örneği de böyle bir ayırımın işareti. Anlamı birbirine çok yakın ve hatta temelde aynı olan bu hissin Batı kültürü için ifade ettiği anlamla Doğu kültürü için ifade ettiği anlamı ayırıyor. Daha en başından var olan bu farklılıkların çözümü yok herhalde.

Kitap içinde yer yer ve zamanla yoğunlaşarak şiirlerden alıntılar, kitaplardan parçalar ve filmlerden bahisler var. Kitabın son kısımlarını ise okunacak kitap önerileri olarak kabul edebilirsiniz. Ayrıca Mustafa Akar çokça eleştirdiği popüler kültürün de sıkı bir takipçisi anlaşılan. Burada bunu bir eleştiri olarak değil durum tespiti olarak kabul ediniz. Biz şimdilerde buna entelektüellik diyoruz.

Mustafa Akar, gerek bu kitapta gösterdiği birikimini, gerek televizyonlarda katıldığı programlarda bilgisini ve gerekse de çıkardığı dergilerde kalitesini gösteren genç okurlara örnek bir karakter olarak önümüzde durmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar