Çelik Kanatların Kırılışı; Bir yüzleşme kitabı...

Çelik ki demirden sağlam

Prof. Dr. Muhittin Şimşek, "Çelik Kanatların Kırılışı" ile Türk savunma sanayisinin acı bir sayfasını hatırlatıyor. Esasında bizim savunma sanayimiz kötü anılarla doludur. İyi niyetlerle başlatılan projeler hüsranla bitmiş, arzu edilen yerli ve milli kapasite artırımı aradan yıllar geçmesine rağmen bir türü istenilen düzeye erişememiştir. Bu açıdan ilk başta kitabın isminin çok etkileyici olduğunu söylemeliyim. Çelik ki demirden sağlam, kırılmış ki daha sağlam bir güçle karşılaşmış. Belki de incinmiş, vazgeçmiş... Bu yönüyle kitabın adı yaşadığınız kötü tecrübelere ilişkin sayfalar alacak şeyler getiriyor akıllara. Yerli bir mamul üretecekken daha duyulmasıyla beraber ortaya çıkan işbirlikçi gayrı milli oluşumlar ve yabancı eller kendini gösterir. Derhal bu işten vazgeçirmeye çalışıp önce itibar suikastları düzenlerler ve sizi bu işe girdiğinize gireceğinize pişman edene kadar peşinizi bırakmazlar. Yakın zamanda bir "kalkışma" olmasın diye de uzun vadeli anlaşmalar yapıp işlerini sağlama alırlar. Bu hep böyle oldu. Biz bu filmi defalarca izledik. Sonraki yıllarda da yerlilik vurgusunun aynı çevrelerce nasıl yıpratılmaya çalışıldığını gördük.

Mustafa, Şükrü Er’le Karşılaşıyor

Muhittin Şimşek, dönemi için Avrupa'nın sayılı fabrikalarından olan Etimesgut Uçak Fabrikası'nın hikâyesini anlatıyor. Üstelik bunu güzel bir kurguyla Mustafa adındaki yeni mezun idealist gençle adını özellikle Devrim otomobiliyle daha sık duyacağımız Şükrü Er’i Ankara'da karşılaştırarak yapıyor.  Bu karşılaşmanın ardından bizler Şükrü Er’in anlattıklarını aynen Mustafa gibi can kulağıyla dinliyoruz. Şükrü Er anlattıkça cumhuriyet dönemi havacılık alanında yaşanan gelişmeleri, bu gelişmelerden hoşlanmayan birilerinin muhakkak olduğunu ve gerek içten gerekse de dıştan nasıl engellemeler yapıldığını daha iyi anlıyoruz. İyi niyetle başlatılan çalışmaların bir avuç vatansever dışında kimse tarafından benimsenmediğini, daha ucuza dışarıdan almanın daha makul olduğuna inananların çoğunlukta olduğunu ve benzer olayların ileriki yıllarda ayniyle yaşandığını görüyoruz.

Mustafa Hislerimizin Aynası

Kitap, kronolojik olarak ilerliyor. Ayrıca kitabın sonunda İkinci Dünya Savaşı’nda tarih tarih geçilen aşamalar yer alıyor. Yazar, belgelerin havada uçuştuğu eserde bilgileri Şükrü Er vasıtasıyla, duyguları ise Mustafa vasıtasıyla veriyor. Mustafa, biraz da bizim hislerimizi yansıtan bir ayna görevi görüyor. Yazar, her ne kadar kitabın başında duygularına yer vermemeye çalıştığını ifade etse de hem üslubundan hem de anlatılanlardan etkilenmemek mümkün değil. Bu açıdan Nuri Demirağ’ın, Türk sineması tarafından alayla hatırlatılan Vecihi Hürkuş’un ve adı bizlere hiç kimse tarafından öğretilmeyen Emrullah Ȃli Yıldız’ın hikâyesini hüzünlenerek okuyoruz. Çileli yolcuğun sonu da hep çileli bitmiş. Hani deriz ya “gözü açık gitti” diye sayılan bu isimler de yapacaklarını yapamadan daha doğrusu engellenerek kanatlarının kırılışı daha çok kitabın, daha çok belgeselin ve daha çok filmin konusu olmalıydı. Bu hususta daha önce de kitaplar yazan, konuşan, anlatan ve bu konuyu “kafaya takanProf. Dr. Muhittin Şimşek’e en azından ben kendi adıma teşekkür ediyorum. Onun “Yarım Kalan Devrim Rüyası”, “Bir Öncünün Romanı: Nuri Demirağ” ve “Ben Devrim: Beni Benden Dinleyin” ismiyle kaleme aldığı kitaplar konuya olan hassasiyetini gösteren delillerdir. Özellikle genç kesimin yapılamaz denilen şeylerin nasıl yapıldığını görmeleri açısından bu eserlerin okunmasını tavsiye ediyorum.

Üzülüp Ağlamak Değil Ders Almak

Çelik Kanatların Kırılışı”, olayları hiç acele etmeden ayrıntılı bir biçimde aktarıyor. Türk Hava Kurumu’nun, TOMTAŞ’ın, Etimesgut Uçak Fabrikası’nın kuruluşu ve devamında gelişen olaylar belgeleriyle ve şahitleriyle beraber anlatılıyor. Kitabın ana konusu Etimesgut Uçak Fabrikası’nın sonunda nasıl traktör üreten bir fabrikaya dönüştüğünü üzülerek okuyoruz. Elbette traktör ya da herhangi bir şey üretmek küçümsenecek bir şey değildir ancak uçak üretirken ve Avrupa’yla aynı seviyede ve hatta biraz da önünde bulunurken geri düşmek, yeniden onlara muhtaç hale gelmek üzücü. Herkes ister ki ülkede uçak da üretilsin traktör de.

Yazar, “başımıza gelenlere” üzülüp hep beraber üzülmemizi istiyor değil. Neden başarısız olunduğunu, yoldaki engelleri de anlatıyor. Bu anlatımın birer öğüt olduğunu değerlendirmek doğru olacaktır. Bu hususta kıyaslamalar, istatistikî veriler ve teknik birtakım açıklamalar yer alıyor. Üzücü olan yerlileşmeyi istemeyen birilerinin benzer olaylar karşısında takındığı tavrın her daim “başarıya” ulaşması. Öyle ya toplu iğne üretemeyen bir ülkede uçak motoru mu üretilecekti?

Alfa Yayınları’ndan çıkan “Çelik Kanatların Kırılışı”, belgesel roman olarak kurgulanmış tümüyle gerçek olaylara dayandırılarak anlatılan bir yüzleşme kitabı. Özellikle yerli teknoloji konusunu dert edinen akademisyen yazar Prof. Dr. Muhittin Şimşek, bizleri her bir sayfası öğüt dolu gerçekliklerle yüzleştiriyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar