Büyük Fetih: Bir Başlangıç, sonu olmayan bir tamamlanış

Büyük Fetih kitabı Nurettin Topçu'nun çeşitli yerlerde yayınlanmış yazılarının ve yaptığı konuşmalarının bir derlemesi. Bu yazı ve konuşmalar 1952 ile 1965 yılları arasında yazılmış yazılar ve yapılmış konuşmalardır. Nurettin Topçu temiz ve sade dilinin yanı sıra aynı dille davası olmayan bir kişiyi dahi şaha kaldırabilecek etkide bir şahsiyet. En başında kendi inandığı değerleri anlatmadaki mahareti kendine vazife addetmesinden kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Yalnızca bir bilgilendirme fikir beyanı değil gerçek manada bir irşad ya da ilahi bir emrin yerine getirilişi olarak okunabilecek eserlerin müellifini ve bu eserlerin derlenip toparlanmasında emeği geçenlere teşekkürü hak bilirim. Kitabın ağırlık noktasını oluşturan konuşmalar vasıtasıyla her ne kadar metne çevrilmiş ve çevrilirken kitap diline uygun hale getirilmiş de olsalar Nurettin Topçu dinliyor gibi oluyoruz. Yukarıda bahsettiğim şaha kalkma fiili bu konuşmaların şiddetli ateşinin önce dinleyicilere sonra biz okuyuculara geçmiş olmasından kaynaklı. Zaten kimi yerlerdeki “senli” hitaplar muhataplara tek tek dokunmak demek...

Nurettin Topçu Fatih Sultan Mehmet'i sadece bir fatih ya da bir şehrin fatihi olarak görmeyi büyük akla yapılmış haksızlık olarak değerlendirir.  Fatih'in Türk ve Müslüman kültürle yoğrulmuş mayasının icabı gereği bir Peygamber vaadinin gerçekleştiricisi olması ve bu vaade karşılık olarak alınan övgülere mazhariyetin bizler tarafında bir şehir mirasçısı olmamızın çok ötesinde ve derinlerinde bir anlamı olsa gerek. Fatih Sultan Mehmet'i bu yönüyle alelade bir şehrin fatihi olarak düşünmek eksik kalacaktır. Bir miras ki onun içinde Peygamber sözünden Yıldırım'ın kılıcına, Eyüb’ün sabrından Sinan’ın estetiğine kadar derin bir kültür yatar...

Fatih'in yalnızca bir şehri ele geçirmediğini şehirle beraber bir kültürü de dönüştürme fırsatı verdiğini söylüyor yazar. Fethin iki aşamalı olduğu ve tabii ki birinci aşamanın pekâlâ kılıçla başarılabileceği, asıl fethin ikinci aşamadaki ikinci fetih olduğunu savunur.  Bu sözleri ilk defa söylediği yılların üzerinden yarım asırdan fazla bir zaman geçmiş ki yaşadığımız bu yıllarda da aynı şikâyetlerden mustaribiz. Öyle ki şimdilerde bozuk siluetini acı bir kederle izlediğimiz İstanbul’dan ta o yıllarda da şikâyetçi yazar. Hâlbuki bizim için o yıllar belki de estetik olarak İstanbul'un en güzel yılları idi. Bu bozulmayı sadece bir şehrin güzelliğini bozmak değil Fatih'in emanetine de hıyanetle karşılık vermek olarak görüyor. Hem insan davranışları hem toplumsal ilişkiler hem de toplumun genel dindarlık açısından görece geriye gidişi de bunun içinde. Öyle bir fetih ki hiçbir boşluğa izin vermeyen, herhangi bir yabancılaşmayı, herhangi bir uzaklaşmayı kabul etmeyen bir fetih. Nurettin Topçu yeni bir fethin gerekliliğinden bahsediyor. Attila İlhan’ın Ben Sana Mecburum şiirinde dediği gibi "Bu şehir o eski İstanbul mudur" diye sorguluyor.

Fethin bir başlangıç olmasının yanı sıra eşzamanlı olarak bir tamamlanış fakat sonu olmayan bir tamamlanış olduğu da belirtiliyor. Bu hareketin Malazgirt kapılarından giriş yapan Alparslan’ın başlattığı kutlu davanın peygamber sözleriyle nihayetlenen şanlı bir dava olduğu işaret ediliyor. Bu manada İstanbul'dan itibaren Asya'ya ve dolayısıyla doğuya aydınlık götürecek bu aydınlanma ışığının İslâm fikriyle yol gösterici etkisi bir Rönesans hareketinin fitilini de ateşlemiş oluyor. 

Hatırat, anı, otobiyografi gibi eserler okuması zevkli olmakla beraber kimi zaman anlatılanların gerçekliği sorgulanır. Bunda anlatılan olayların anlatılma zamanı, olayların içinde bulunulma durumu gibi faktörler etkilidir. Misal İsmet İnönü hatıratında anlatılanlar kendisini daima aklayan, haklı çıkaran bilgilerle doludur. Fakat tarih bize gerçeklerin İnönü hatıratında yansıtılanlar gibi olmadığını göstermiştir. Bu noktada Nurettin Topçu gerek zamanlama olarak gerekse de dışarıdan bakan bir göz olarak tarihsel olayları anlatmada daha objektif bir bakış açısına sahip biri olarak kendisini ispatlamıştır.

Dergâh Yayınlarından çıkan Nurettin Topçu’nun Büyük Fetih kitabı fethin ruhunu anlamak isteyenler için okunması gereken ilk eserlerden birisidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar