Aşkımız eski bir roman...

Eylül 2019’da satışa sunulan Aşkımız Eski Bir Roman, Ahmet Ümit’in üç öyküden oluşan kitabı.

Yazarın İstanbul Hatırası, Sultanı Öldürmek, Bab-ı Esrar, Beyoğlu’nun En Güzel Abisi ve Elveda Güzel Vatanım gibi hacimli kitaplarının ardından üç öykülük hacimsiz bir kitapla karşımıza çıkması biraz hayal kırıklığı yaratmadı değil. Burada üretme sorunu yaşadığını varsayabiliriz. Bunun bir sebebi de yayınevi değişikliği olabilir. Belki de yeni yayınevinin muhakkak yeni bir eser talebi etkili olmuştur. Esasında hacimden ziyade kurgu ve karakter analizleri mühimdir. Ancak Ahmet Ümit, okuyucusunu Aşkımız Eski Bir Roman’da doyuramıyor.

Kitaba adını veren hikâyede bir kitap aşığı karakterle tanıştırılıyoruz. Fakat çevresinde ihtiraslar, kıskançlıklar, beklentilerle dolu insanlar yer alıyor. Edip karakteri romanlardan seçtiği karakterle tıpkı onlarmış gibi vakit geçirmeyi seven bir adam. Davranış bozukluklarıyla beraber belirli meyilleri var ve bu meyillerini fanteziler yoluyla gerçek yapmaya çalışıyor.

 Gerçek hayatta ulaşamayacağı karakteri yanında hissetmek istiyor. Elbette bu kadar masum değil. Çünkü bunun için çokça zaman ve çokça para harcıyor. Üstelik ailesini de ihmal ediyor. Öykü görece şaşırtıcı bir sonla bitiyor. Bana sorarsanız tahminlerimde yanılmadığımı gördüm diyebilirim. Elbette bu davranışlarından en çok rahatsız olan kimse suçlu da o olacaktır. Ahmet Ümit’in suçlunun adını az geçirmesi bizleri durdurmasın.

“Overlokçu Kız” biraz daha Ahmet Ümit karakterine yakın bir öykü. Öyküde fakir hayatı süren bir işçi kızın istediği zengin hayata ulaşabilmek uğruna başına gelenler konu ediliyor. Yazar, İstanbul’un arka mahallelerinde bitirim hayatı süren grupları gerçeğe yakın konuşmalarla yansıtmayı başarmış. Zaman zaman ağır küfürlerin de edildiği öykü gerçekçiliğini gösteriyor. Ortaya cinayet işlemek için sebebi olan birçok isim çıkarıp sonunda en az şüphe uyandırıcıda karar kılması ve bunun finalini tam yapamaması bir eksi puandır diye düşünüyorum. Katili sahneye daha ilk çıkarttığında tahmin etmek mümkün. Ayrıca katili bulmayı tesadüflere bırakması da yazar açısından eksi puan.

Yani arabasını park ederken dikkatsiz bir adama denk gelmesi ve onun katil hakkında farkında olmadan bilgiler vermesi başka türlü de halledilebilirdi. Zaten adli tıpta bekleyen DNA sonuçları varken bazı şeyleri tesadüflere bırakmak daha önceki eserlerden tanıdığımız Başkomser Nevzat için de incitici bir şey olsa gerek. Yardımcısı Ali bu öyküde yine sert, tavizsiz, ağzı bozuk bir karakter olarak kendisini gösteriyor. Ali’nin daha çok ilk konuştuğu kişiye cinayeti bir şekilde itiraf ettirip dava dosyasını nihayetlendirme peşinde olduğunu söyleyebiliriz. Başkomser Nevzat’ın tecrübesi, bilgisi ve birikimi ekibi daha soğukkanlı olmaya sevk ediyor. Yani Ali’ye kalsa davaların ömrü bir günden fazla olmaz. Overlokçu Kız, olağan şüpheliler arasında olmayan, olsa da en uzakta bulunan kişiyi katil olarak karşımıza çıkarıyor. Baştan kaybetmişlerin dünyasında okuyucu da fark edecektir ki gayrimeşru ilişkiler, yalanlar, kıskançlıklar kol gezmektedir. Bu insanların başka türlü yaşaması ya da ölmesi de mümkün görünmüyor.

Sergey Nikolayeviç Jerkovski’ye Ne Oldu” bir cinayeti, bir intiharı ve bir kaybolma öyküsünü anlatıyor. Yine meşru olmayan münasebetler, kıskançlık ve sonu cinayete ve intihara varan olaylar.

Ahmet Ümit merak noktasını cinayete değil kaybolmaya kaydırmış. Sergey Nikolayeviç Jerkovski isimli bir Rus bilim adamının kanser çalışmalarında ileri noktalara ulaştığını gören ilaç şirketi ve ona ihtiyaç duyan bir mafya babası otomatikman şüpheli durumuna düşüyor.

Bir de doktorun evli bir kadınla münasebeti ve onunla kaçma planı varsa elbette koca da şüpheliler arasına giriyor. Konunun uluslararası boyutta seyretmesi yani Rus bilim adamı için Putin’in de devreye girmesi iki ülke ilişkileri açısından da değerlendiriliyor. Hatta Putin’in bunun için özel bir görevlendirme yaptığı onların da soruşturmaya dâhil edildikleri anlatılıyor. Onlar girince bizim istihbarat da işin içine giriyor ve olaylar birbiri içine giriyor. Ahmet Ümit’in “kahrolsun federaller” tadında Türk emniyeti ile Türk istihbaratının birbirlerinden pek haz etmeden yürüttüğü soruşturmayı takip ediyoruz.

Yazarın genel olarak tesadüflerden faydalanma huyu bu öyküde de devam ediyor.

Yazarın her öyküde verdiği sosyal mesajlar dikkat çekiyor. Aşkımız Eski Bir Roman’da Başkomser Nevzat’ın sevgilisi Evgenia’ya nesi var nesi yoksa verip yardım etmesi, Overlokçu Kız’da evlat edindikleri Suriyeli kızın müdür tarafından anaokulundan kovulmasını tehditlerle önlemesi, Sergey Nikolayeviç Jerkovski’ye Ne Oldu’da ise Beykoz ormanlarına yapılan yerleşimi eleştirmesi ayrıca kurgu dışı anlatımlar olarak değerlendirilebilir.

Aşkımız Bir Roman, üç öykülük kısa bir kitap. Ahmet Ümit’in tarzını sevenler için güzel bir kitap olabilir. Ahmet Ümit genel olarak Agatha Christie etkisini fazlasıyla hisseder ve yansıtır. Bu kitapta da bunu fazlasıyla göreceksiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar