25. Madde; Hepimizin eline bir Amerikan bayrağı vermiş, sallatıyorlar!

Başkan 3,5 yıldır görevde ve derin güçler ikinci dönem görev yapmasını istemiyor. Bunun için de gizli gizli çalışma yürütüyorlar. Sağlık ekibinin başındaki ismin tasfiyesine karşılık başkanın eski dostunu ekibin başına getirmesi planları bozacak ve gidişatı değiştirecek gibi. Michael Palmer tıp ilminin küçük ayrıntılarından büyük bir roman çıkarmış.

Bazen her şey kitap olur bazen bir kitap film olur. Tam filmi çekilecek kurgu deriz ya öyle… Ne ararsanız var. Üstelik sonunda olağan şüphelileri birer birer eleyip en olmaz kişiye ulaşıyorsunuz. Klasik Amerikan filmleri öngörüsü taşıyan bir kitaptır diyebiliriz 25. Madde için. Belki de Komplo Teorisi filmi gibi… Komplo Teorisi filminde Mel Gibson’un canlandırdığı deli deli hareketleri olan karakter Amerikan başkanının ziyaret ettiği ülkelerde sarsıntısı çok büyük (7,4) depremler meydana geleceğini öngörüyor ve sıradaki ziyaretin Türkiye’ye olacağını söylüyor.

Sonuç olarak 1997 yapımı filmde gerçekleşeceği söylenen şeyin 1999’da Gölcük’te gerçekleşmesi ve sarsıntının 7,2 olması bizim de komplo teorileri kurmamız için yeterli sebep teşkil ediyor. Zaten o yıllardaki yapay deprem tartışmalarını da eklerseniz aksini düşünmek neredeyse imkânsız hale geliyor. Aynı şekilde 2013 yapımı Beyaz Saray Düştü filminde başkanı müşkül duruma sokup ve durumdan faydalanıp yerine geçirilecek ismin bu kâbusu yaratanlar tarafından belirlenmesi Beyaz Saray’ın ve dolayısıyla başkanın düşüşü şeklinde yorumlanabilir.

Eski doktor bir anda ortadan kaybolunca başkan Drew Stoddard okuldan eski arkadaşı olan Gabe Singleton’u Beyaz Saray’a davet ediyor. Artık sağlık ekibinin başında o vardır. Esasında sağlık ekibi filan yok tek adam var: Gabe Singleton.

Başkanın akıl sağlığı ile ilgili olarak seçim öncesi herhangi bir şayia çıkmaması gerekiyor. Yani şüyuu vukuundan beter bir durum var ve çevrede 25. maddeyi işletmek isteyen pek çok da dâhili düşman var. Başkanın kuşatılmış çevresiyle tek başına savaşmak zorunda kalan Gabe, seçimde oy verdiği ve yakın arkadaşını korumaya çalışıyor.

Başkanın sağlığı gerçekten kötü ve son zamanlarda geçirdiği delilik nöbetlerinin konuşulması, duyulması seçimde hezimetin sebebi olacak. Kitapta bu konuda yakın tarihten Dukakis örneği veriliyor. Kitaba göre 1988 Amerikan başkanlık seçimleri kampanyası sırasında Demokrat Parti adayı Michael Dukakis’in tüm anketlerde önde giderken depresyon tedavisi gördüğü yönünde çıkarılan dedikodular seçimi kaybetmesine yol açıyor. Sonrası malum baba Bush dönemi ve Ortadoğu’nun yeniden dizaynı, değişen yönetimler, satılan silahlar, işgaller, kan, gözyaşı… Sizi kimler seçtirirse onun politikalarını uygulamakla mükellefsiniz.

Kitapta sürekli Amerikan başkanının nükleer füzeleri harekete geçirecek şifrelerin hâkimi olduğundan bahsediliyor. Yani bir Amerikan başkanının dünyanın iyiliği ve kötülüğü için kararlar alabileceği ve dolayısıyla sadece Amerika’yı değil dünyayı da yönettiği algısı oluşturuluyor. Bunu tüm Amerikan filmlerinde de fazlasıyla görüyoruz zaten. Bizlere Amerikan’ın dertleriyle dertlenen Amerika’nın sevinçleriyle neşelenen bir dünya bırakmak istediklerinin farkındayız. Bu bağlamda bir uzaylı saldırısının neden evvela Amerika’yı hedef aldığını onların söylemesine gerek kalmadan anlayabiliyoruz. Hepimizin eline birer Amerikan bayrağı vermişler sallatıyorlar.

Ortadan kaybolan doktorun teknolojik imkânlarla takip edildiği, öldürülmeye çalışıldığı fakat kendisine ihtiyaç kalmadığında öldürüldüğüne tanıklık ediyoruz. Eski doktor Ferendelli de Singleton kadar iyi Singleton kadar vatanına ve başkanına bağlı. Haliyle okuyucu onun başına gelenlere üzülüyor. Aynı şeyler Singleton’un da başına geliyor ama bir şekilde kurtulmayı başarıyor. Başkanın nanoteknolojiye ilgisi, eski doktorun nanoteknoloji konusunda yaptığı bilimsel araştırmalar ve verdiği destekler bu uğurda kaybedilen canlar

Nanoteknoloji ile belki ileriye ışık tutacak teknolojik öngörüler kitabın fantastik taraflarını gösteriyor. Her şeyin kısa yoldan ve küçük araçlar vasıtasıyla yapılabileceği bir yaşam biçiminin nanoteknoloji yardımıyla söz konusu olabileceğini ve asıl olması gereken şeyin bu olduğu anlatılıyor. Okuyucu olarak nanoteknolojinin ne olduğunu bilmesek de itiraza gerek duymuyoruz. Çünkü iyi adamımız yani başkan da onu istiyor.

2010 yılında yayımlanan 25. Madde kitabı Donald Trump yeni seçilmişken Beyaz Saray çalışanlarının onun akıl sağlığına ilişkin çıkardığı spekülasyonlar eşliğinde okunduğunda daha da anlamlı oluyor. Zira Amerikan Anayasası 25. MaddeBaşkan Yardımcısı ile yürütme organının veya Kongre’nin yasa ile belirlediği başka bir kurumun başlıca yetkililerinin çoğunluğu Senato geçici başkanı ve Temsilciler Meclisi Başkanına, Başkanın yetki ve görevlerini yerine getiremeyecek bir durumda olduğunu yazılı olarak bildirdiklerinde, Başkan Yardımcısı derhal Başkan’a vekâleten bu makamın yetki ve görevlerini üstlenecektir” kuralını öngörüyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar