("Bâtından) Çok yeni ve çarpıcı haberler!

"Salaklığın lüzumu yok" diyorlar!

-N'oldu Şemsettin?

Şemsettin: -Abi diyorlar ki, “Toplanın bâtından haberlerim var” demiş, bir tâne bâtından haber vermemiş, bu Eşkıya da mı bizi kandırıyor yoksa diye sitem ediyor arkadaşlar…

-Onlar da haklı Şemsettin… Tam haber vermeye başlayacaktık, yazı bitti… Şimdi çok ciddi haberler var “bâtından”, toplananlar dağılmadıysa, gözlerini kapı deliğine dayayıp, kulaklarını bana versinler…

Şemsettin: -Ne diyorlar abi?

-Salaklığın lüzumu yok diyorlar, buna özellikle dikkat edin diyorlar! 7/24 bâtından haber verdikten sonra, bir de "dünyanın tecrübî işlerinde bâtından haber verme yoktur" diye paylaşım yapmak bir "çarpılma ve çarpılmışlık", bir akıl ve ruh sağlığı sorunudur diyorlar...

Şemsettin:

 -“Muhavere” şeklinde mi abi, yoksa “mükaleme” olarak mı?

-Şemsettin!

-Paydon abi…

-Şeriat’e, tarikate ve hakikate uymayan zırvalardan uzak durun, Şeriat mutlaktır ve zamanüstüdür ona saygı duyacaksınız diyorlar. Ona saygı duymak, onun emir ve yasaklarına uymakla, uyma çabası ile mümkündür diyorlar. Şeriat’ın dışında “hakikat” yoktur diyorlar, "yalan söylemeyeceksin, iftira atmayacaksın, başkasının hakkını gasp etmeyeceksin, çalmayacaksın, kapkaççılık yapmayacaksın" diyorlar…

Şemsettin: -Hiç böyle biraz şey  yok mu abi?

-Ne yok mu Şemsettin, “şu gelecek, bu gidecek”, nereye çeksen oraya gidecek “yuvarlak” lâflar filan mı? Yok Şemsettin, onlardan yok…

Direket;

-"Şeriate uymayanların “Şeriat için mücadele”(!) ettiklerine inanmayacaksın!" diyorlar…

Şeriat’ın “zâhirine” de “bâtınına” da saygısız adamlardan, böyle ahlâksızlardan, ne size ne de dine her hangi bir “fayda” ulaşmaz diyorlar…

Önce hakikati (Şeriat’ı) öğrenin sonra, ona uygun olanla olmayanı ayırt edebilirsiniz diyorlar!

Şeriat’ı başkalarına “anlatmadan”(!) önce, kendinizin imân edip etmediğinizi bir kontrol edin diyorlar…

Din “edeb” demektir; edeb ise hadlere riayet… Hadlere riayet ise, “iç”e ve “dış”a bakışta, “ölçülendirme ölçülerine” sahip olmak ki, “nisbet” budur!” diyorlar…

Yani?

-“Bu ölçü size, İslâm’ı tüyleri yolunmuş tavus kuşuna döndüren bönleri, cahilleri, kabaları, gevşekleri enselemekte de ölçü olsun!” diyorlar…

Alın bu “ölçü” ile, din anlatmaya çıkmış ne kadar dinsiz imansız varsa hepsini enselersiniz diyorlar…

Dini olmayanın edebi, edebi olmayanın dini olmaz, onlar kendi nefsi azgınlıklarını “din” diye anlatır, onu dünyalıklarına âlet ederler diyorlar…

Eğer, katırın mühürdar olduğu, eşeğin defterdar olduğu bir devirdeyseniz, “Mühürdar” olan katırı ve “defterdar” olan eşeği, görür görmez tanımanız lazım diyorlar…

Bilhassa, “sizi “aydınlatmaya”(!) çalışan karaktersiz, İslâm ve insanlık dışı tipleri tanımaya çalışın;

"Şeriat’ın zâhirine de bâtınına da saygısız bu adamlardan, size her hangi bir fayda erişeceğine inanmayın!” diyorlar…

Şemsettin: -Abi desene, önce "normal bir Müslüman olun", İslâm'a teslim olun, gerisi sonraki iş diyorlar...

Önceki ve Sonraki Yazılar