Solcuların başına gelen bizim de başımıza geldi!

Onlar da iktidarla, parayla, ticaretle, makamla, şöhretle tanışınca, önce arkadaşlarını satmış sonra dağılmıştı.

Sanırım en dramatik şeylerden biridir, yol arkadaşına, dava arkadaşına yabancılaşmak. Zira o dava, o kutsal yol, çoğu kez aileden, kardeşten, evlattan önce gelmiştir bize.

Gençliğimizde haftanın 5 gecesinin ev sohbetleri, toplantılar, seyahatlerle dolu olduğunu hatırlıyorum. Geri kalan 2 gece de aile bireyleriyle vakit geçirmeyi düşünür, ancak son dakika bir sebeple yine dolardı.

Bir bereket, rahmet ve tatmin vardı tüm bu uğraşlarımızın içinde. Hiçbir zaman da maddi bir kazanç söz konusu olmamıştı.

 

İnsan neden dava arkadaşına yabancılaşır?

Bir insanı bu yolda tanımak, sevmek, dava arkadaşı olarak bellemek, sanırım en güçlü duygulardan biridir. Askerlerin silah arkadaşlığı gibi, dava arkadaşlığı da o denli güçlü bir duygudur.

Hangi şartlarda insan bu kadar güçlü ve kutsal duygularla bağlandığı dava arkadaşına, yol arkadaşına yabancılaşabilir? Ne olursa dava arkadaşıyla yollarını ayırırsın ya da ona kötü davranırsın?

Sadece ihanet ettiğindeyolunu şaşırdığındadavaya zarar verdiğinde bu olabilirdi eskiden. Yabancılaşmak dediğimiz şey, ancak kutsal ve çok önemli bir gerekçeyle olabilirdi. Dünyaya ait bir gerekçe, makam, mal, mülk, nam, şan için bu yolda kimse kimseye yabancılaşmadı.

Ancak her şeyin bu kadar temiz ve kutsal olduğunu söylemek de doğru değil belki. Evet o zaman da içimizde yabancılaşanlar, kötü şeyler yapanlar oldu tabi. O zaman bu insanın bir ahlaki sorunu ya da dava inancında bir problem olduğunu görmüştük. Israrla söylemek istediğim şey, dünyaya ait bir şey için kavga etmek, yabancılaşmak çok ayıptı.

Önceki ve Sonraki Yazılar