Mehmet Sadi Bayazıt yazdı; ‘’Şaşırtmaktan zevk aldıgı için kandırır oyuncu, oynamaktan zevk aldıgı için kandırır yalancı, bir de kötü oynar ki, Oyuncu olmaya bile kalkar!’’

Mehmet Sadi Bayazıt yazdı; ‘’Şaşırtmaktan zevk aldıgı için kandırır oyuncu, oynamaktan zevk aldıgı için kandırır yalancı, bir de kötü oynar ki, Oyuncu olmaya bile kalkar!’’

Bu işte bir yanlışlık vardı, utanıp kaçan o olmalıydı! Halbuki ne çok sevmiştim uzunca bir zaman onu uzaktan! Ona olan sevgimi göstermek için, yanyana bir sürü bahçenin sarp duvarlarından atlayıp, köpeklerden kaçıp...

’Şaşırtmaktan zevk aldıgı için kandırır oyuncu, oynamaktan zevk aldıgı için kandırır yalancı, bir de kötü oynar ki, Oyuncu olmaya bile kalkar!’’

mehmet-sadi-bayazit-fotograf-nasirli-eller.jpg

Çok güzel bir şey başarmak, başarılı olmak, hayatım boyunca hem çok istedim başarılı olmayı hem de çok korktum başarıdan! İlk aşkım olan kız, duygularımı anlamış, yanıma gelip oturmuştu… Tam benden hoşlandığını söyleyecekti ki, birden kaçtım yanından!

Bu işte bir yanlışlık vardı, utanıp kaçan o olmalıydı! Halbuki ne çok sevmiştim uzunca bir zaman onu uzaktan! Ona olan sevgimi göstermek için, yanyana bir sürü bahçenin sarp duvarlarından atlayıp, köpeklerden kaçıp...

Ne ki o kocaman kızarmış elmayı getirmek istiyordum sevdiğim kıza…

Meğerse ben iflah olmaz bir platonikmişim iyi mi!

Hala uzaktan severim sevdiklerimi, yaklaşamam korkarım kavuşmaktan ve bir gün kaybedip başarısız olmaktan!

Çünkü başarınca sorumluluk artıyor, sevdiğini kaybetmek korkusu galebe çalıyor!

Değer verdiklerini hayal kırıklığına uğratıp kaybetme korkusu!

Çok ağır bir sorumluluk bu benim için, bana çok fazla!

Mesela bir sanatçı olarak ta, başarılı olmayı, herkes gibi ben de çok isterdim!

Ama başarılı olmak için hırs lazım, hırs olunca, başka birine dönüşüyorsun, ruhun acı çekiyor sonra, dayanamıyorsun!

Hem başarılı olmak istiyor hem de deli gibi korkuyorsun! Hem yaptıklarımı beğensinler beni takdir etsinler istiyorsun, hem de biri takdir etse kaçacak delik arıyorsun.

Başarıyla mutlu olmak bir sarhoşluk hali, ve o sarhoşluğu kaldıramıyorsun!

Birazcık başarılı olsan, başarısız olduğun zamanki derbeder halini özlüyorsun!

Pisikologlar ne der bilmiyorum ama hem başarılı olmaktan korkmak hem de başarısız olmaktan mutsuz olmak ne demek bilmiyorum hala!.

 O yüzden kendimi hep Yunus peygambere yakın görürüm.

Ya bir Ninova da çaresiz ya da bir gemide kaçak , ya da bir balığın karnında tutsak!

Karakter olarak değil ama durum olarak muhalefet ile ortak tek paydam bu yani, Başarısızlık!..

Tek fark, onlar hala başarısız olduğunu kabul etmeyen Ninovalılar!

Ben başarısız olduğu için mahcubiyetle kaçan bir Yunus!

Karşılığında incik boncuk almasan bile sadece başarı bir ödül olarak yetiyormuş insana, şimdi anlıyorsun…

Var olmanın dayanılmaz hafifliğini tadıyorsun! Ama bedeli ağır bir hafiflik bu.

Hiç bir şeyken bir şey oluyorsun birden!

Deryada bir damla iken, birden bütün damlaları temsil ediyorsun.

Sözüne itibar edilen biri olmak güzel de, ya kendini derya zannedip bir yanlış yaparsan ve miğden de geniş değilse kahrolursun alimallah!

Göğsünü gere gere ‘ben insanım’ diyebilenler için, nereden bakarsan, taşıması çok ağır bir yük başarı…

Ki başarı için yanıp tutuşanları da hiç sevmem ve hiç güvenmem.

Yollarına çıkmamaya çalışırım, beni de harcarlar diye korkarım vesselam!

Harcamışlardır da çok zaman, iyi bilirim!

Bu başarı putuna iman edenler için

Başarı Allah’ındır/Allah’tandır’’ sözünün bir önemi yoktur zaten.

Bu sözü ciddiye almayan imansızlar da,

“Başarı Allah’ındır/Allah’tandır sözüne iman ettiği halde, başarıyı kendine mal edenlerde aynı kumaştandır, şile bezi gibi, güzel görünür ama her yerinden yırtılır işte.

Fetulah böyle bir karakterdir mesela.

Yoksa hangi pisikopat 40 yıl sabreder ve sinsince bekler, amacına ulaşmak için!

Küçük bir belde de, ağzı laf yapan cahil ve alelade bir vaizken, bütün memleketin hatta dünyanın konuştuğu biri olmak’ta bir başarı aslında.

Mezarına tükürülen Pinoche de olursun, gitar çalmasın diye ellerinin kesildiği stada adı verilen Victor jara da, Seçim de sabır da senin…

Basamakları tek tek ve hak ederek, sabırla çıkan bir devlet başkanı da olabilirsin mesela! Dedelerini katledenlerin bir parmak şıklatması ile, gökten kasetle inmiş bir genel başkan da.

Her aldığı yükü, silkmede ve koparmada kaldıran bir pehlivan da olmak var serde!

Her aldığı 5 inci kol falliyetini dahi ...ip batırma da, güldürmekten koparmada başarılı olan bir tahterevan da…

Hep öyle denir! İnanmak başarmanın yarısıdır!

Diğer yarısı!.. İş bittikten sonra…

Kolay ve kısa yoldan zengin olmak!

Kolay ve kısa yoldan şöhret olmak!

Kolay ve kısa yoldan insan olmak!

Kolay ve kısa yoldan iktidar olmak!

Emek! Diğer yarısı hani!

Sen sloganlara ne bakıyorsun! Boğaza dizilen her yalanın katığıdır sloganlar!

Daha rahat yutulabilsin diye renk renk yalanlar!

Halkların kardeşliği derler mesela… Rus halkıyla Çin halkıyla, Küba halkıyla hatta işi düşerse kapitalist filan demez Amerikan halkıyla da kardeş olur da,

bir tek Türk milletiyle kardeş olamazlar iyi mi!

 Kolay ve kısa yoldan zengin olmak isterler mesela!

Dini imanı yok paranın kapitalin, kimin iktidar olduğuna bakmaz!

Varsa, içi boşaltılacak bir banka, bir petrol şirketi, hiç olmazsa mezelik birkaç dönüm vakıf arazisi.

Kim verirse, onun borusunu öttürür medyasıyla, gösteri dünyasıyla!

Bedelini de ister elbette, o mevkilere getirdikleri gazetecilerden, sanatçılardan.

Kendi getirdiği iktidarı desteklemesini ister mesela!

Ama..!

Olur ya zırnık koklatmazsa bir iktidar, hazır kalıpta bekletilen ideal bir yaftadır diktatör! Salar üzerine pitbull gibi, beslediği gazetecileri, sanatçıları!

 

Kolay ve kısa yoldan şöhret olmakta, modası hiç geçmeyen bir stildir.

Hele 20 senedir sanatçıların rezil hayatları değil, hizmet üreten siyasetçiler konuşuluyorsa…

Yıllarca konuşula konuşula egosu tavan yapmış ve ‘konuşulmak’ denilen narsist uyuşturucunun eline düşmüşler için ne zordur bu kim bilir!

Hele ki bu sanat erbabının yeteneksizleri…

Eskiden yetenekli olanların arasında sanatçı pozları kesebiliyorlardı!

20 sene de o da kalmadı. İşleriyle isim yapmışlar bile konuşulmuyorken, onlara sıra gelirmiydi ki!

Beni sizler var ettiniz! diye karşılıklı tapınmak istediği halk, sanatçıyı umursamıyor ve başarılı siyasetçiyi star görüyordu artık.

Bu da çok doğaldı…

Sanatçıya ilgi alaka göstermek, hayatını geleceğini etkilemiyor nihayet halkın!

Kilosu değerinden ağır olan, yeteneksizler için tek tercih kalıyordu, ivedilikle bir taraf olmak!

Hele ki taraf olduğun ideolojinin siyasetçileri bile bu kadar çapsızken, O neden olmasın ki! Onun neyi eksikti o çapsızlardan.

Ve kendisini görmeyen kitlenin gözüne kendisini zorla sokmak gerekirdi!

Şöyle etkili bir PR..!

Mesela gezi parkında en önde olmak, iyi bir kariyer için muazzam bir başlangıcı olabilirdi! Şöhreti eskimişler bile eski şöhretini özlerken ve bunun için bile tarafını, tıka basa doyduğu yeri seçerken…

Bir sanatçı adayı olarak, hayatında kayda değer hiç bir şey üretmesen bile, halkın bir bölümünün kahramanı olan bir sanatçı olmak artık bir park kadar yakındır sana!

Kısa ve kolay yoldan şöhret…

Boktan ilişkilerinin ve boktan hayatının konuşulması için magazin programlarına ihtiyacın yoktur artık! Haber bültenlerindedir yerin!

Bu kadar popüler olmayı sanat ile başarman da mümkün değildir zaten!

Artık senin de siyasette bir giderin vardır!

Şaşırtmaktan zevk aldıgı için kandırır oyuncu, oynamaktan zevk aldıgı için kandırır yalancı, bir de kötü oynar ki, Oyuncu olmaya bile kalkar!’’

 

Kolay ve kısa yoldan insan olmak’ta mümkün!

 

Sanatçı ya da zengin değilsindir ama fırsatçı olmak için doğmuşsundur!

Diğer takım oyuncuları gibi kilonuz da ağırdır değerinden her şey tastamam!

Hemen 4 tane kişiliğinize, 4 tane de gururunuza yapıştırılacak vesikalık yarim fotoğraflarını çektirirsiniz!

Şöhretiniz ve paranız yoktur ve çok amaçlı çok kullanışlı olmak zorundasınızdır başarmak için. Ergonomik olmalısınız, her koyulduğunuz yere uyum sağlamalısınız!

Kadın ya da erkek olmanız da fark etmez!

Yeter ki yoldaş ablalarınız ve ağabeyleriniz, bir türkü bar sonrası, emek vermek ve paylaşmak üstüne evine çağırıyorsa sizi, ödülünüz pek yakındır!

Sokakta devrimci, dernekte fırsatçı, yatakta zilli ya da jigolo olmak tam size göredir!

 

Acımadan sığdıranların, karşılığında yere göğe sığdıramadığı övgüler ve ballı referanslar bekliyordur sizi…

Kilonuzun değerinizden ağır olmasının önemi yoktur artık!

Bir de kolay ve kısa yoldan iktidar olmakta var mesela!

Muhalefetin en mahir olduğu alandır. O kadar başarılı olmuş darbeler, bir o kadar teşebbüsler, provakasyon suikastler , katliamlar, türlü ayak oyunlarıyla mevzi kapmalar… Liyakat bu işte!

Kısa ve kolay yoldan bile olsa bu da bir emek tabi! Ve bu emek te fedakarlık ister… Amaca ulaşmak için her kötülüğün helal sayıldığı bir yolda feda edilecek şey zaman ve çekeceğiniz çile değildir, o kadar da değil elbet!

Daha acı bir şey feda edersiniz, insan onuru mesela.

 

Ve neden bu kadar muhim iktidar olmak! Afişlerde yazıyor ya işte, ‘’halka hizmet için!’’

E ediliyor işte sevinsene!

Ya da üzülsene!

İlk zamanlar seçimsiz, tepeden inme, nihayet darbelerle rehin aldığın iktidarla 80 sene de yapamadığın şeyleri 20 senede yapılmasına...

Üzülsene kaçırdığın fırsata!

80 sene mirasyedi gibi davranıp, har vurup harman savurduğun zamana, emeğe ve para’ya üzülsene!

  Gerçi fark etmiyor ama yine de, bir parti değil de, bir futbol takımı olsaydı desteklediğin… Bırak 80 seneyi, sekiz sene tahammül etmezdin öyle değil mi! ‘’Yönetim istifa’’ diye bağırmaya başlardın!

İster o taptığın Alex , ister Hagi, isterse Sergen olsun, hele ki 80 dakika kötü oynasın, en galiz küfürleri eder, ‘’dışarı’’ diye bağırırdın!

80 sene nasıl sabrettin bu muhalefete peki! Ve hala nasıl sabredebiliyorsun da ölümüne destekliyorsun, hiç şaşırmıyor musun kendine!

Biri sabredemediğin futbol… Kazanıp kaybetmek, hayatına ve geleceğine etki etmiyor yani. Diğeri ölümüne sabrettiğin siyaset ve bir parti! Hayatını, geleceğini, kaderini doğrudan etkiliyor!

Biri, en ufak başarısızlığına sabredemediğin ve alt tarafı dertlerinden uzaklaştıran oyun ve eğlence…

Diğeri her başarsızlık’ta, miğde bulandırıcı bir genişlikle sabrettiğin ve çocuklarının sevdiklerinin kaderini belirleyen siyaset.

İnanmak başarmanın yarısıdır! Diğer yarısı iş bittikten sonra öyle mi!

Vur kır parçala bu maçı kazan’’ ne ise, “iktidar ol da nasıl olursan ol’’ aynıdır işte.

Kazan da nasıl kazanırsan kazan fark etmez yani…

Antreman ile taktik, teknik ile, yetenek ve ahlak ile, doğru yönetim ile değil,

Şike ile bile olsa bir takımın şampiyon olmak için her yola başvuran, yöneticileri, hocaları, oyuncuları ol da ne olursan ol ama yine de gel yani!..

Kimi insanlar muhalefete neden karşı anlıyorum!

İktidar olmak için yapmadığı kötülük kalmayan, rakibi ya da kendi taraftarı hiç fark etmeden, kimsenin gözünün yaşına bakmadan, herkesi bozuk para gibi harcayan bir zihniyet, iktidar olsa bana acır mı diye düşünüyorlar!

Çeçenistan'ı işgal etmek için, kendi vatandaşını öldürüp suçu Çeçenlere atan Putin varken, Ortadoğu'ya çökmek için 11 Eylül'de kendi vatandaşlarını öldüren Bush varken örnek olarak, kim örnek alır Recep Tayyip Erdoğan'ı.

Sırf rakiplerinin halk desteğini azaltmak ve iktidarda kalmak için derin devlet eliyle Maraş'ta Çorum'da Sivas'ta kendi yoldaşlarını kurban etmeyi bile göze alırsın gerekirse.

Ne için iktidar olmak ister ki insan! Afişlerdeki o bilinen söz "halka hizmet için" mi?

Halkı çok seviyor olmalılar, yoksa bu kadar kötülüğü göze almazdı hiçbir insan evladı!

Hani Yavuz Turgul'un ‘Eşkıya’ filmindeki Baran ve Berfo'nun konuşması gibi,

Diyordu ya Berfo bir zamanlar en yakın arkadaşı olan Baran’a

Kıytırıktan bir adamın hayatı için mi vazgeçiyorsun sevdiğinden!

Ben Berfo, en yakın arkadaşın! Sırf sevdiğim kadına kavuşmak için seni jandarmaya ihbar eden adamım. Sevdiğim kadın için cehenneme gitmeye razıyım! Ya sen!

Dünyada iktidar olamadınız, sizi cehennemde iktidar yapalım desen, koşa koşa gidecek ne çok iktidarsız var değil mi? 

Başarı Allah’ındır/Allah’tandır sözüne iman ettiği halde, başarıyı kendine mal edenlerde aynı kumaştandır, şile bezi gibi, güzel görünür ama her yerinden yırtılır işte.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum