Yedi kat göklerde uçmanın nesi "ideolojik" neresi "formasyon" canım kardeşim?

Yedi kat göklerde uçmanın nesi "ideolojik" neresi "formasyon" canım kardeşim?

Eşkıya yazdı...

-I-

"Hayatın karakteri sırdır..."

"Sırrın" olmadığı yerde hayat "dümdüktür..."

KİM'in ifadesiyle, "Hayatın karakteri sırdır..." İnsan idrakini "acze düşüren" zaman, ruh", oluş, varlık" gibi kavramlar da "sırra ilişik"tir, "bildim ve anladım" sanılanlar da...

Daha da esasa gelirsek; “Kelâm” da bir sırdır;

Mânâlar onunla açığa çıkar. İfadeye bürünür...

Bu sebeb ile “az konuşmak” gerekir; (Tasavvuf, “az yemek, az uyumak ve az konuşmak” üzeredir malûmunuz…)

O yüzden, O’nun çilesi, KİM’in çilesi, milyonlara İslâm’ı sevdirir ve benimsetir…

Demek ki neymiş sevgili Gönüldaşlar; “Uzun konuşanı kısa dinlemek” gerekiyormuş, ki fesada uğramayalım, ifsada düşmeyelim…

Okuyanların hatırlayacağı üzere; KİM’in başta İstikbal İslamındır ve Kültür Davamız eserlerinde; topyekûn varlık ve oluşun (“şuur, zaman, mekan, ruh, eser, müessir, hayat) sırrî karakteri, sıradan bir irfanla kavranamayacak bir tevhdî tecrit derinliğinden –aklın takatinin tükendiği noktadan- izaha kavuşturulmuştur; “Zaman sırra ilişik sır” başlığı altında… Bu konuları anlamayanlara bile “sezgi yoluyla” sezdirilmiştir bir bakıma… Bu meselelere bu derinlikten bakan kimse de yoktur, Üstad ve KİM’den başka…)

(Bu arada, “Kur’an’ı okuyup anlayanların”(!) çoğu, bu meselelerde nedense hep fasa fiso ve sığır gibi… Hani, “O’nu aklım almıyor, bunu aklım almıyor” diye, kendi aklından başka referans tanımayan(!) ilahiyatçılar gibi…)

Bunu neden hatırlattık? “Nakşî sırrı”nı, esnaf takımının “uçma-kaçma hevesine” indirgeyen, bu “mânâyı” da onlara yamayan(!) boş beleş lakırdılar ile bir ilgisinin bulunmadığını belirtmek için…

Esasen, “sırrın” olmadığı yerde, her şey “dümdüktür…” (Bunlar hayatın ve dünyanın sırrını “çözmüşler”(!), ahretin-berzahın sırrını da videolara yüklemişler… Geçelim…

-II-

Dediğiniz gibi herhangi bir "hazret" yoktur!

Bir de çok önemli bir mesele var, bunu da parantez içinde özetleyelim…

K.. hazretleri” diye herhangi bir “hazret” yoktur.

O’nu kendinize benzetmeyeceksiniz! Saygınız ve bağlılığınız varsa, siz O’na “benzemeye”-anlamaya çalışacaksınız! Çalışacağız…

(Bir büyüğü, O’nun kendisini tarif etmediği bir şekilde “tarif” etmek yanlıştır, “saygılı davranıyorum” zannıyla yapılan bir çarpıtmadır…)

Şu apaçık bir gerçek ki, KİM hayatta iken, kimse ona “K.. Hazretleri” dememiştir, diyememiştir! Zaten öyle denilecek bir durumda yoktur! O kendi “KİM”liğini değişik vesilelerle ile kendisi tarif etmiş, ortaya koymuştur!

Daha da ötesi, O'nun "KİM"liği, Üstad tarafından da defalarca ifade edilmiştir!

Hem Üstad tarafından, hem kendisi tarafından "tarif edilmiş" bir kimliği, bunların aksine tarif etmek, açık bir çarpıtmadır!

O’nu kendinize benzetmeye çalışmayın! Çalışmayalım…

Siz de “hazret” çoktur, onu onlara atfedin, hatta siz bile bir “hazret” sayılırsınız, ama O’nu, O’nun kendini tarif ettiği şekilde ifade etmek en doğrusu!

-III-

Yedi kat göklerde uçmanın nesi "ideolojik" neresi "formasyon" canım kardeşim?

Aslında, saçmalıkları, zırvaları, KİM’in argümanları ile örtmeye davranmasa, böyle hileler yapmasa, görmezden gelinebilir tabii ki… Fazla üzerinde durmaya da gerek kalmaz!

Ama sıkıştığı her durumda, bu çarpıtmaların ortaya saçılması, bazı düzeltmeleri zarurî kılıyor...

Az sonra anlatacağım… Misallendireceğim…

Buna demişler ki;

-“Güzel abiciğim, iyi hoş, “ledün medün muhavere ediyorsun da, söylediğin şeyler çıkmıyor, yanlış çıkıyor, tersi çıkıyor. “İstanbul cepte” diyorsun, bir  bakıyoruz, İstanbul gitmiş… Sen bu gaibden haber verme işlerini bıraksan?” diye…

Abimizde en ufak bir “makûl” cevap yok… Kendisini uyarana dalıyor bu defa;

-“Dur bir dakika, sen bunu sormadan önce, bizim teklif ettiğimiz altyapının bir üst kısmı var oraya çıktın mı?” diyor, “Bir ideolojik formasyonunuz yoksa, bütün bu bahsedilen şeyler, “uçtu kaçtı”nın ötesinde bir şey ifade etmez…” diyor!

-IV-

Bizi delirtmek mi istiyorsun?

Aaa! Canım abiciğim, güzel abiciğim, ben de senin kafanın aynısından istiyorum, ne kullanıyorsan bana da ver gözünü seveyim, nedir bu ya?

Ben de "uçmak"(!) istiyorum, muhavere etmek istiyorum, "gaib recûller" ile tanışmak istiyorum! Ben de "gaibden haber almak-haber vermek" istiyorum! Verdiğim haberler "yanlış" çıkarsa, "sende ideolojik formasyon eksikliği var, o yüzden anlamıyorsun" demek istiyorum!

Nedir bu yahu?

Yedi kat göklerde uçmanın nesi “ideolojik”, neresi “formasyon” canım kardeşim?! Bizi delirtmeye mi uğraşıyorsun, lütfen!

Altı yedi senedir, yedi kat göklerden inmeyen, “uçan”, semalarda gezen, arşdan, ferşden, geçmişten gelecekten haber veren, her türlü “muhavereyi” üfleyen sizsiniz…

Bunun için mi, “ideolojik formasyon” gerekiyor? Lütfen, lütfen ama!

Güzel abiciğim, bu yaptığınız şeyler, “ideolojik bir formasyonla” gerçekleşmesi mümkün olmayan işler!

Bu işler için, çok başka bir "formasyon" olmalı, ama nedir inanın bilmiyorum...

İdeolojik formasyon”dan ne “anlıyorsun”(!) bilmiyoruz ama, bunun bilinen anlamı şu;

“İdeolojik formasyon”; ideolojik eğitimle kazanılan bir eylem-söylem-tavır tutarlığı ve ideolojiye uygunluğu-uygun davranmayı ifade eden bir kavram…

Yani ortada bir “ideoloji” var, sonra bunun “kuşanılması” var, sonra da buna “uygun davranma” durumu var…

KİM’in, “Anlayış temin eden teoriden daha pratik bir yol yoktur” dediği “teori” yani…

Eğer, bu "ideolojiyi" okuyup öğrenip-anlayarak, bu "anlayışı kuşanarak" yedi kat göklere çıktıysanız, (Eğer bu "uçma ameliyesine" de "ideolojik formasyon" diyorsanız) helal olsun, fakat bu "sistemin amacı", yeryüzünü "yaşanılır" hâle getirmek!

(Gerçi daha önce, “Biz “istihbarat” deyince, istihbarat anlamış salaklar” diye yine çıtayı yükseltmiştin? Sakın ola yine; “İdelojik formasyon deyince, “ideolojik formasyon” anlamış salaklar” demeyesin!)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum