Üstada ve gönüldaşlara vefa | Büyük Doğu'nun yapı taşları İsmail Gültekin

Üstada ve gönüldaşlara vefa | Büyük Doğu'nun yapı taşları İsmail Gültekin

Büyük Doğu Fikriyatı'nın önemli isimlerinden İsmail Gültekin'in yıllar sonra ortaya çıkan röportajında Büyük Doğu Cemiyeti'nin hayata geçirilişi ve Üstad'a selam yer alıyor.

Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in "yol arkadaşım" diyerek bahsettiği İsmail Gültekin'in 1999 yılında bir çok dergisine verdiği röportaj gün yüzüne çıktı. Fidan Çocuk Dergisi'nin editörlerimizle paylaştığı röportajı sadece parantezhaber takipçileri ile paylaşıyor. Büyük Doğu'nun fikir savaşçısı değerli İsmail Gültekin'i rahmetle yad ediyoruz.

1935 yılında Tavşanlı'da doğdum. İlkokul mezunuyum. Bazı kulüplerde idarecilik yaptım. Sosyal faaliyetler içerisinde İstanbul'da çıkan çeşitli dergi ve gazetelerde makalelerim, hikayelerim, röportajlarım yayınlandı. Bazı televizyon kanallarında muhtelif konularda konferans verdim. 

Tavşanlı'yı tanıtmak tarihinden gelişiyle oluşumları bilmekle olur. Çocukluğumuzdaki Tavşanlı savaş yılları arasında geçti. 2. Dünya harbinde vahşi nazilerin sınır tanımayan saldırganlığı Tavşanlı'ya da taşıdı. Çocukluğumuzda anne ve babalarımız lölü geliyor diye bizde dev veya lölü korkusuyla annelerimizin şefkatli kucaklarına sığınırdık. Sonra gece karartmaları Tavşanlı'da işığa umut vermeyen karanlığın savaş korkusunu getirdi. Savaş günlüğünde ekmek bulmak güçtü. Kişi başına bir ekmeğin 1/4'ü vesika ile verilirdi.
Şimdiki gençlerin bilmediği misket gibi ağzımızda gezdirdiğimiz ağda koba vardı. Şeker bulunmayan günlerde ağda kobağını bulmak ağız tadına kavuşmanın sevincini yaşatırdı. Çünkü şeker bulunamadığı için Tavşanlı'nın çay tiryakileri üzüm ve yemişle çay içerlerdi. Tavşanlı halkı alışkanlık itibarı ile çaykolikdir. Dün olduğu gibi
bugünde tiryakiliği devam etmektedir. Uçurtmalarımız gazetelerden olurdu ve rüzgar karşısında boynu bükük uçardı. Toplarımız o zamanda da vardı. Çapıt top fakir aile çocuklarının topu idi. Meşin top ise orta halli ve zengin aile çocuklarının topu idi. Bu topun peşinden koşar ayakkabılarımızı eskitirdik. O yıllarda top oynamak
ayakkabıları eskitmekden daha önemliydi. Rahmetli babam çocukluğumun sağlığında iskarpin alacaktı. Halbuki biz meshi bulup lastiği bulamıyorduk. Babam sevdiğim iskarpini bana zorla giydirdi ve sordu nasıl iyi mi dedi. Ben de ayakkabı ayağımı sıkmasına rağmen belki babam ayakkabıyı almaktan vazgeçer diye iyi geldiğini söyledim. Halbuki dünyan geniş olmuş ayakkabın dar ise ne
reye gideceksin mesafeler durduğun ayak acısı ile tükenir. Çocukluğumda biraz alacağım kaldı. Uçurtmam tellere takıldı. Ağda kobağı dişlerimi çürüttü. Tabii ağda kobağını bakkalda bulurduk ama çürüyen dişleri bakkal satmıyordu. Tavşanlı 5000 nüfuslu bir ilçe idi. Polis teşkilatı yoktu. Jandarma geliyor korkusunu eklemiştik.
Tavşanlı tarihi savaşları ard arda gelmesini yaşamasına rağmen komşuluk yardımlaşması çok güzel idi. Hırsızlık ve cinayet gibi suçlar hiç olmazdı. Hava kirliliği ve suç cezaları yoktu. Insanların elinde nasır evinde hasır olsa da huzuru vardı.

whatsapp-image-2022-09-25-at-15-36-41.jpeg

Tavşanlı'da Üstadım Necip Fazıl Kısakürek çıkardığı Büyükdoğu dergisi savaş yıllarından sonra Tavşanlı'da fikri analık yapan hüviyeti ile bizleri besledi. Burada Büyükdoğu Fikriyatı'nın ilk cemiyeti kulübünü kurduk. Garipdir ama şu gerçeği de kısaca arz edeyim. Tavşanlı Tunç
bilek işlerinde işe girmek çok kolay idi. Köylüler harman zamanında işi bırakır. Sonbaharda işbaşı yaparlardı. Hatta işçi açığı olduğu için işe gitmeyenleri mecburi mükellefiyetiyle ve jandarma zoru ile işe götürürler
di. Şimdi üniversietyi bitiren gençlerimizin zorlaştı. Makine mühendislerimiz Tavşanlı pazarında domates satıyor. Ziraat mühendislerimiz kaynana burnu gibi acı bibere müşteri arıyorlar. Şimdide büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperiz diye
mektup yazıyorlar. Ortancalara bir şey yok diye uyuşturuyorlar uyuyorlar. Bir Tavşanlı'lının çocukluk hikayesini okudunuz. Zamsız, zulümsüz çocukluk günlerimizin tükenmediği günler niyaz ederim.

Çocuklarımız geleceğimizdir. Geleceğimizi hazırlamak çocuklarımızı hazırlamakla eşdeğerdedir. Kuran'ın ilk ayeti okudur. Bunun için çocuklarımızı yıldırmadan devamlı okutmamız gerekir. Okuduktan sonra
okudukları konuyu nasıl anlayacaklarını öğretmek gerekir. İyi ile kötüyü zararlı ile faydalıyı güzel ile çirkini ayırt edebilme yeteneğini kazanmaları gerekir. Sigarayı kesinlikle ağzımıza almamalıyız. Çünkü parasını el alır.
Dumanını yel alır. Bize de tedavi edilmenin zararı kalır. Tavşanlı'da yaşamakta olan biri sigara yüzünden kollarıni ve bacaklarını kaybetmişdi ve dilencilik sektöründe işveren olmuştu. Eli ve kollarından aşağı atacak birini bulmuştu. Netice itibarı ile ne şehit oldu ne gazi. Sigara dumanları arasında boğuldu bizim Niyazi. Sigara hazretleri uğruna kolunu bacağını kestiren bir kişi bu kişiye düşmanlıkla gelip senin kolunu ve bacağını keseceğim dese sen benim kolumu bacağımı nasıl kesersin diye belki hismını öldürmeye kalkar. Demek ki sigara bu kadar kötü
bir şey. Gençlerimiz şurada çok dikkat etmelidir. Bazı okul kapılarında sigara içine uyuşturucu konarak gençlere uyuşturucu aşılanıyor ve daha sonra uyuşturucuya alışan gençlerin paralarını yiyip bitiriyorlar. Kötü arkadaşlarla konuşan kişilere kötü ve şifa bulunmaz hastalıklar
bulaşır. Peygamber efendimiz (S.A.V.) savaşdan gelince askerlerine dönerek şimdi küçük savaştan çıkdık büyük savaşa başlayacağız. der. Sahabelerden biri ayağa kalkarak efendimiz şimdi savaşdan çıkdık. Büyük savaş nedir der. Peygamber efendimiz (S.A.V.) ise cevap verir. Her
= şeyin kendi nefsi ile savaş etmesi büyük savaştır der. İş
te yukarıda verdiğimiz sigara örneği de insanın nefsine
yenik düştüğü bir savaşdır.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum