Ufuk Coşkun yazdı; Yalanla peynir gemisi yürümez!

Ufuk Coşkun yazdı; Yalanla peynir gemisi yürümez!

Lânet olsun sizin siyasetinize!

Sözcü’nün manşeti hazırdı. “Lanet olsun böyle siyasete.” Gazete, “İBB Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan ağır sözler” şeklinde takdim ediyordu haberini.

Söylentilere göre bir Pazar günü AK Partili oldukları düşünülen kişiler/troller(!) kasıtlı olarak sırf İmamoğlu’nu zor durumda bırakmak için yani ölümü bile göze alarak otobüslere hücum etmişti.

Bu durumda CHP’nin resmi yayın organı gibi çalışan FOXTV spikerleri boş durur mu? Canlı yayınlar, haber bültenleri özenle hazırlandı.

İmamoğlu’nun canlı yayındaki ilk cümlesi “Kanım dondu. Siyaset buysa, Lanet olsun sizin siyasetize” oldu.

Kanı donmuştu başkanın. Spiker denilen herif de şaşkınlığını gizleyemiyordu. Portakal olanı, militanlaşma olarak görüyordu hadiseyi. Yani militanlıkla suçluyordu yolcuları. Güya İBB’yi kötülemek içindi tüm bu olan bitenler.

Her zaman olduğu gibi, ortada kirli bir tiyatro oyunu sergilenmişti. Başından beri bu işin peşini  bırakmayan Kenan Kıran, gerçekleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Murat Ongun’un “Fazilet Durağı’ndan şoförün uyarısına rağmen araca bir anda 47 yolcu binmiştir” şeklindeki paylaşımının ardından muhalefet veryansın etmişti.

Oysa İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tespitine göre; Fazilet Durağı’ndan hiç yolcu binmemişti. BELBİM kayıtları da yayınlandı.

Kenan Kıran’ın yayınladığı belgelere göre, Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun’un; "62 No'lu Kâğıthane Kabataş hattında çalışan otobüse 22 Mart Pazar günü toplamda 1 yolcu binmiştir" iddiası da yalandı. Çünkü 1 yolcu değil 57 yolcu binmişti.

Üstelik evrakta sahtecilik yapmışlar. Yani savcılığa sahte evrak göndermişler. Bakar mısınız şu işe; organize dolandırıcılık şebekesi gibi çalışıyor herifler.

Salgın döneminde yüzlerce İETT otobüsünü garajda bekleterek kamu sağlığını tehdit eden bir başkan bunun hesabını vermek yerine evrakta sahtecilik yaparak AK Parti’yi karalamaya çalışıyor.

Üstelik “lanet olsun sizin siyasetinize” diyecek kadar!

Sigmund Freud bu çağda yaşıyor olsaydı işi gücü bırakır bu tayfaya odaklanırdı. Muhtemelen psikoloji bilimine yeni bir terim kazandırırdı.

Twitter’da Zeynep C. “Size yalan söyleyen bir kişiyle hayatınızın herhangi bir anını paylaşmazken sizin adınıza kararlar verecek bir liderin yalan söylemesine nasıl tahammül edebilirsiniz?” diye soruyordu.

Güdülenmiş muhakeme olarak psikoloji literatürüne geçen bu durumun önüne geçebilmenin de zor olduğunu vurguluyordu. Haksız da sayılmaz.

Çünkü tüm bu “gerçeklere” rağmen muhtemelen İmamoğlu ve Ongun ikilisinin “yalanlarını” tabandan kimse sorgulamayacaktır.

Laurie Calhoun bu durumu“grup sadakati” Eric Hoffer ise “kesin inançlılar” olarak ele alıyor.

Calhoun, “Bir yapıda/grupta/siyasi partide sadakati içselleştirmiş bir bireyin 'Ne yapmalıyım? sorusuna verdiği cevabın, 'Bana söyleneni yapmalıyım' şeklinde tezahür ettiğini ifade ediyor.

 Körü körüne itaatin içselleştirildiği böylesi yapılarda birey, mensubu olduğu grubun iyiliği/faydası için her şeyi göze alabilecek ve inanabilecek bir zihinsel şartlanma içerisindedir.

Bu tür partilerin/yapıların/grupların sadakati en üst seviyede tutmak için kendilerine münhasır ayrı bir eğitim müfredatlarının da olduğunu ifade edelim.

Bana kalırsa doğrudan yalancılar. Hayatlarını yalan üzerine kuran kurnaz tüccarlara benziyorlar.İnsanın yalancılığı karakter haline getirmesi ne aşağılık bir durumdur.

Bilirsiniz mitolojide kurnaz, dolandırıcı, hırsız ve yalancı kimliğiyle tanınan bir Hermes var. Bir yazımda; uçuk, çelişik ve renkli karakteriyle Olimpos’un çok yönlü tanrılarından biri olan Hermes’i hatırlatmıştım, bu tayfaya da“Hermes’in çocukları” demiştim.

Eṭ-Ṭıbbü’r-rûḥânî adlı eserinde yalan söylemenin arkasındaki psikolojik sebepleri inceleyen Ebû Bekir er-Râzî’ye göre; yalanın asıl sebebi kibir duygusu ve yönetme tutkusudur.

Alman Doktor Anton Delbruck ise; “Patolojik Yalancılık” diyor buna. Amaç; odak noktası olmak. Dikkatleri üzerine çekmek için yoğun bir istek ve arzu duyan hasta, bunu başarabilmek adına olayları inanılamayacak derecede büyütmeye, abartmaya, dramatize etmeye ve bundan bir mağduriyet çıkarmaya başlıyor.

Ne diyelim, İstanbul İstanbul olalı böyle yalancılara denk gelmemişti. Lanet olsun sizin siyasetinize!

 

Ufuk Coşkun / Parantez Haber

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum