Ufuk Coşkun Yazdı; "DSÖ İstanbul Ofisi ne iş yapacak?"

Ufuk Coşkun Yazdı; "DSÖ İstanbul Ofisi ne iş yapacak?"

Bilindiği gibi DSÖ 2009 yılında domuz gribi salgınında şöyle bir itirafta bulunmuştu; “Domuz gribi salgını ilaç üreticilerinin kârlarını artırmak için bu şirketlerle ortak olarak üretilen bir korku kampanyasıydı.”

DSÖ İstanbul Ofisi ne iş yapacak?

9 Temmuz 2020 tarihinde Ankara’da DSÖ ile yapılan bir anlaşma 2838 karar sayılı Resmi Gazete’de yayınlandı.

Buna göre İstanbul’da DSÖ’nün Ofisi açıldı. Geçenlerde sosyal medyada bu anlaşmanın özellikle 5 ve 7. maddelerini bir yetkilinin bize izah etmesini talep etmiştim.

Hala o maddelerin ne anlam ihtiva ettiği konusunda ne bir siyasetçi ne de bir yetkili açıklama yaptı. İmamoğlu’nun yedi sülalesini araştıran ve Kaftancıoğlu’nun twetlerini ezbere bilen acar gazetecilerimizden de çıt yok.

Medyamız ise vaktiyle bu anlaşmayı bir iki paragrafla geçiştirmiş.

DSÖ’nün İstanbul Ofisi’nin açılışı Bakan Fahrettin Koca ve DSÖ Avrupa Direktörü Kluge’nin katılımıyla gerçekleşmişti.

Fahrettin Koca, "Bu ofis, COVID-19 ile mücadele başta olmak üzere, sağlık alanında insanlığın karşılaştığı tüm krizlere hem hazırlık hem de yanıt verebilme konusunda bölge ülkeleri için bir rehber olacak" ifadeleriyle ofisin önemine dikkat çekti.

İlaveten “DSÖ teknik uzmanlığını, ülkemizin insani ve sağlık acil durumlarındaki öncü rolüyle harmanlayarak bölge ve küresel sağlığa katkı sağlamayı hedeflemektedir“ diyerek bu ofisin pandemiyle mücadeleye de ışık tutacağını söyledi.

DSÖ Avrupa Direktörü Kluge de ise; "Kısıtlamanın kakması sonrası ilk seyahatimi Türkiye'ye gerçekleştirdim. Covid sonrası döneme başlıyoruz. Covid-19'a karşı sergiledikleri dayanışma için Türk halkı ve makamlarına içten takdir ve saygılarımı sunuyorum” diyerek nedense Covid sonrası döneme işaret etme ihtiyacı hissetti.

Bilindiği gibi DSÖ 2009 yılında domuz gribi salgınında şöyle bir itirafta bulunmuştu; “Domuz gribi salgını ilaç üreticilerinin kârlarını artırmak için bu şirketlerle ortak olarak üretilen bir korku kampanyasıydı.”

Hatta o tarihten sonra pandemi kavramı terminolojik olarak değiştirildi ve artık ölümcül salgınlarda değil her tür bulaşan hastalıklarda bile çağrı yapılması kararlaştırıldı.

Bugün de DSÖ’nün Covid sürecinde korku pompaladığı bilinen bir gerçek. Durum öyle bir hal aldı ki bir ara Bakan Koca akıllı bileklik uygulaması bile getirecekti.

Yazının başında Türkiye ile DSÖ arasındaki DSÖ Coğrafi Ayrık Ofisinin İstanbul'da kurulmasına ilişkin yapılan mali anlaşmanın bazı maddelerini anlamakta güçlük çektiğimi ifade etmiştim.

Örneğin anlaşmanın 14. maddesi şöyle diyor. “Hükümet, İstanbul Ofisi’nin onaylanan planının uygulanması için gerekli personel ve program masraflarının karşılanması için her yılın başında DSÖ Avrupa Bölgesi’ne yıllık en az 2 milyon doları hibe eder.”

12.madde ise DSÖ için göreve çağrılan kişiler için ücretsiz vize, lisan ya da izin verilmesi ve ofis alanlarına engelsiz erişim hakkı tanıyor.

10. madde, İstanbul ofisinde çalışacak görevli memurlara özel ayrıcalıklar tanıyor.

Benim asıl merak ettiğim ve anlayamadığım 5 ve 7.maddeler;

Örneğin 5. Madde şöyle diyor; İdari, adli askeri veya polis olmak üzere hiçbir hükümet memuru veya Türkiye içinde kamu yetkisi kullanan diğer şahıs DSÖ Avrupa Bölge Direktörü ve İstanbul Ofis Başkanı’nın onayı ve kararlaştırdığı koşullar haricinde herhangi birresmi görevi yerine getirmek için İstanbul Ofisi’nin mahaline girmeyecektir.

7.maddede ise; “DSÖ mülkleri ve varlıkları nerede ve kimin elinde tutuluyor olursa olsunDSÖ genel Direktörü açıkça dokunulmazlığı kaldırmağı sürece her türlü yasal işlemden bağışıktır” diyor.

DSÖ’ye ait olan tüm belgeler de hangi biçimde olursa olsun bulunduğu yerde dokunulmaz olacaktır.

Şimdi sormak lazım bu kadar geniş imtiyazlar sağlanan DSÖ İstanbul Ofisi’nde neler olup bittiğini nasıl bileceğiz? Devletin hiçbir memurunun ya da kurumunun bu ofise müdahale edememesi ne anlama geliyor? DSÖ’ye bu kadar dokunulmaz kılan nedir? Bunun dünyada başka örneği var mıdır?

Birisi izah ederse sevinirim...

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.