Müfid Yüksel: "Türkiye bu tür operasyonların yapılmadığı bir ülke değil, bu konuda tecrübeliyiz!"

Müfid Yüksel: "Türkiye bu tür operasyonların yapılmadığı bir ülke değil, bu konuda tecrübeliyiz!"

Müfid Yüksel; son günlerde piyasaya sürülen, "Türkiye'de selefi gruplar silahlanıyor" iddiası ile ilgili Parantez Haber'e çok önemli değerlendirmelerde bulundu!

ÖZEL HABER: BÜŞRA KILIÇ

Kamuoyunda "Cübbeli Ahmet Hoca" olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'nün bir televizyon programında "Türkiye'de 2 bin civarı selefi yanlısı derneğin silahlandığı" şeklindeki iddiasını ve bu iddialar üzerine tarikatlara saldırılma nedenlerini Araştırmacı- yazar Müfid Yüksel Parantez Haber’e değerlendirdi.

mufid-yuksel-parantez-haber-selefi-dernekler.png

Araştırmacı- yazar Müfid Yüksel:

BU GRUPLAR ÖTEDEN BERİ VARDI

Ahmet Mahmut Ünlü'nün böyle bir iddiayı birden neden ortaya attığını çözemediğini söyleyen Yüksel, “Selefi gruplar bu tarz şeylere yakın. Mesela DAEŞ’de selefiliğin aşırı uç temsili, El Kaide de öyle. Silahlı olan ya da ‘radikal siyasal İslamcı’ denilen grupların neredeyse tamamı selefi tandansı ya da selefiliğin daha uç noktası olan katı selefilik dediğimiz bir marjinal akideyi temsil ediyorlar. Böyle bir durum öteden beri vardı. Türkiye’de de bunun uzantıları elbette vardı. Bundan seneler önce DAEŞ’e Türkiye’den katılan gençler de oldu ve Türkiye’de de uzantıları olduğu zaten belli.Bu yeni bir şey değil.” dedi.

TARİKATIN ADINI LEKELEYENLER VAR

Yüksel, “Türkiye’deki selefiliğe yakın bütün gruplar silahlanıyor, şöyle şöyle bir hazırlık var tarzında hedef gösterme, muhbirlik gibi bir şeyin yapılması da kabul edilebilir bir şey değil. Türkiye’de zaman zaman bu tarz şeylere göz yumuluyor muydu yumulmuyor muydu o ayrı bir mesele, o tartışılır. Neden DAEŞ burada üye bulabiliyordu, kendisine militan bulabiliyordu ya da nasıl Avrupa’dan gelip Türkiye üzerinden geçip Suriye’de veya başka yerlerde DAEŞ ve benzeri örgütlere katılma oluyordu? Bunlar tartışıla bilinir. 2011 veya daha öncesinden beri bu tür vakalar biliniyor. Yeni görülmüş bir durum değil. Türkiye’de dini grupların hedef gösterilmesi de yeni değil. Bu tür gruplar birbirini de hedef gösteriyor.

Diğer yandan katı selefi grupların ve tarikat adı altında faaliyet gösteren kötü örneklerin parayı da nereden bulduğunu sorgulamak gerekir. Tarikatın adını lekeleyen, tasavvufu lekeleyenler var. Aslında tasavvufta da ciddi bir sapma olarak göreceğiz bunları. Tarikatların ve tasavvufun temelinde böyle şeyler olmaz. Bu kadar finansal desteği nereden buluyor diye sorgulamak lazım.” ifadelerini kullandı.

mufid-yuksel-uc.jpg

TARİKAT VE CEMAAT YAPILARI HEDEFTE

Yüksel, “Cübbeli Ahmed’in adeta muhbir gibi çıkıp böyle bir şey söylemesi hiç de hoş bir şey değil. SankiTürkiye’deki dini yapılanmaların üzerine gidilmesinin zemini hazırlanıyor.

Tasavvuf ve tarikatların üzerine gidilmesi gibi bir operasyon var. Diğer taraftan bu tür selefi gruplar silahlanıyor vesaire denerek cemaat yapılanmalarının üzerine gidileceği gibi görünüyor. Tarikat ve cemaat yapılarının sanki hedefte olduğu görülüyor. Burada çok fazla bir iyi niyet yok.” şeklinde konuştu.

mufid-yuksel-bir-002.jpg

PLANLI BİR ŞEYİN OLMA İHTİMALİ ÇOK YÜKSEK

Tarikatların ve cemaatlerin üzerine gidilme nedenini değerlendiren Yüksel, “Türkiye’de belirli odaklar, ister buna derin güçler vesaire deyin bunların iplerinin ucu dışarıda da içeride de olabilir. Türkiye bu tür operasyonların yapılmadığı bir ülke değil. Bu konularda tecrübeliyiz. Dolayısıyla planlı bir şeyin olma ihtimali çok yüksek.

Çünkü 28 Şubat’ta da bu tür bahaneler ileri sürüldü ve o dönemde de böyle operasyonlar yapıldı. Müslüm Gündüz gibiolaylar bahane edildi. 28 Şubat olayında böyle bir patlatılma operasyonu oldu adeta. Burada da böyle bir şey mi var acaba diye insanlar irkiliyor. Türkiye’de de buna doğru sanki bir gidiş var. Birileri sanki belli operasyonlarla Türkiye’nin geleceğine yönelik hesaplar yapıyor. İçeride de belli siyasi yelpazeler bu hesaplar çerçevesinde operasyon yapıyorlar.” dedi.

ANA YOLUMUZU, MEDENİYETİMİZİ KAYBETTİK

Türkiye’de dini grup ve cemaatlerde eskiden beri edilgenliğin söz konusu olduğunu vurgulayan Yüksel, “Aksiyoner olma durumları maalesef zayıf. Kötü örnekler de ön plana geçinde daha da vahim bir duruma gidiyor. Bu kötü örnekler İslam’a ve Müslümanlığa, Müslümanların geleceğine ağır darbe vuruyor.

Diğer taraftan da katı selefi dediğimiz gruplar marjinal akide şeklinde ciddi bir sapma durumu çıkabiliyor. Bunlar normalde baskın ve domine edici şekilde olmaz. Ana akımın dışındadırlar, normal olanın gerisindedir. Ana bir akım vardır ve ana akım cereyan eder. Marjinal akımlar ana akım haline geldiği zaman onun renginde çok ciddi bir bozulma olur. Sapmalar da o şekilde cereyan eder. Marjinal akidenin bir şekilde yayılması, selefiliğin katı selefilik şeklinde siyasal İslami hareketler üzerinde ağır bir etki oluşturması zaman içerisinde bu reaksiyonel hareketlerin oluşması şeklinde.

Marjinal gruplar ya da sapma gösteren gruplar inşa edici değiller. Medeniyet inşa edemezler. Ana yolun dışındadırlar. Asıl aksiyoner olan ana yoldur.

Maalesef biz büyük oranda kendi ana yolumuzu, medeniyetimizi kaybetmiş olduğumuz için bu ana akımı devam ettirecek elimizdeki araçları tamamen yitirdik. Bunun verdiği sıkıntı içerisinde marjinal olan yani aslında ana akımın dışında olan veya sapma olarak görülebilecek olan fırkalar veya gruplar ana yolu istila etmiş durumda diyelim. Korkutucu olan bu istilanın verdiği büyük sıkıntılar.” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.

MARJİNAL AKİDELER ORTALIĞI İSTİLA ETMİŞ DURUMDA

 Ana akım tarafından sapan grupların eskiden dışlandığını ifadene eden Yüksel, “Sapan gruplar, ana akımı etkileyemezlerdi ve tesirleri minimalize edilirdi. Şimdi maalesef böyle bir güç yok. Ana akımı, bu anlamda orta yolda dengeli bir ümmet anlamındaki vasatı büyük oranda kaybettik. Marjinal akideler ortalığı istila etmiş durumda. İnsanlık tarihinde böyledir zaten. Tarikatlardaki son durum da maalesef böyledir. Bu tarikatların finansal destek bulması da ayrıca dikkat çekici. Diğer tarafta selefi grupların bu şekilde İslam aleminde,İslam siyaseti üzerinde adeta bir tekel kurmuş olmaları sorunu var. Bu sorunu çözebilecek yeni bir inşaya ihtiyaç var. Müslümanların bu şekilde bir yapı inşa etmesi lazım. Ana akımı tekrar yola koyacak bir akla, inşaya ihtiyaç var.” dedi.

busra-kilic-parantez-ozel-haber-yeni-logo-daha-kucuk.png

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.