Mehmet Kumaş yazdı; "O Gün Kıyametin Kopacağı Gündür..."

Mehmet Kumaş yazdı; "O Gün Kıyametin Kopacağı Gündür..."

"... artık isteyen iman etsin, isteyen inkâr etsin..."

O Gün Kıyametin Kopacağı Gündür

Size kıyametin kopacağı günü haber vereceğim desem gülüp geçersiniz...

Zira gün olarak kıyametin ne zaman kopacağı Allah tarafından saklanmıştır. Hz. Peygamber'e dahi bu günün bilgisi verilmemiştir.

Ancak kıyametin alametleri hakkında bilgiler verilmiş, insanlar uyarılmıştır.

Dünya hızlı bir şekilde zamanı meçhul olan o güne doğru sürüklenmektedir.

Bu dünyanın yaratılışında insan merkeze konulmuştur. Allah Teâlâ kâinatı ve içindekileri insanın faydalanması ve istifade etmesi için yaratmış, bunun sonucu olarak insana sorumluluk yüklenmiştir.

İnsanın yaratılış amacına müdahale edildiği an dünyanın sonu gelmiş demektir.
Bu yönüyle en önemli husus insanın akıllı bir varlık oluşu, bunun yanında düşünme melekesine ve bir iradeye sahip olmasıdır.

Eğer kişinin elinden iradesi alınmış olunursa bu varlık insan olma özelliğini yitirmiş ve dünyanın var olma gerekçesi ortadan kalkmış demektir.

İrade, bir şeyi yapma ya da yapmama konusunda yetkili olan birinin, aklıyla düşünüp hür iradesiyle yapacağı şeye karar vermesidir.

İnsan için en önemli değer imandır. Allah Teâlâ iman konusunda dahi insanın iradesine müdahale etmemiştir.

“Rabbinizden hak gelmiştir, artık isteyen iman etsin isteyen inkâr etsin...” (Kehf 18/29)

“İstediğinizi yapın; ancak bilin ki Allah yaptıklarınızı görmektedir.” (Fussılet 41/40)

İslam davetinde Peygamberin insan iradesine baskı yapmaması istenmektedir: “O halde (Resulüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin.” (Ğaşiye 88/21-22)

Hakeza, din seçiminde bile Allah Teâlâ insan iradesini serbest bırakmıştır.

"Dinde zorlama yoktur. Artık doğru ile yanlış, birbirinden ayrılmıştır: O halde, şeytani güçlere ve düzenlere (uymayı) reddedenler ve Allah'a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam mesnede tutunmuşlardır..." (Bakara, 2/256)

Bugün dünyayı yönetenler, dünyada yeni bir düzen kurmak isteyenler tam da ayetin ifade ettiği gibi “şeytani güçler ve şeytani düzen”lerdir.

Günümüzde dünyayı yönetmeye çalışan bu şeytani güçlerin yaptıklarını kısaca bir düşünelim:

11 Eylül safsatasıyla İslâm âlemini sindirdiler ve üzerlerine çöktüler.

Afganistan'da insanlığı katlettiler.

Irak'ta tarihin katliamını yaptılar. Milyonlarca insanın yerlerini, yurtlarını terk etmesine sebep oldular ve İslâm kadınlarının namusunu ayaklar altına aldılar.

Avrupa'nın tam ortasında, şeytani güçlerin gözü önünde ve kontrolünde Bosna'da soykırım yapıldı, masum insanlar katledildi ve kadın-çocuk demeden binlerce insan yerleri bilinmeyen toplu mezarlara gömüldü.

Doğu Türkistan’da bir milleti yok ediyorlar. Hem de canice…

Şeytani güçlerSuriye'de de insanlık suçu işliyor.

Ve son yüzyılın her geçen gün büyüyerek devam eden kanayan yarası Filistin ve Mescid-i Aksa'daki zulüm ve katliamın ana aktörleri yine şeytanî güçlerdir.

Libya'da, Mısır'da, Yemen'de, Myanmar’da yaptıkları ayrı bir dram...

Sıraladığımız bu zulmün aktörleri yenidünya düzenini kurmaya çalışan şeytani güçlerdir. Bu bozguncu aktörler GDO’lu tohumlarla ekini bozdular. Şimdi de nesli bozma peşindedirler:

“İş başına geçince de yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır.  Allah bozguncuları hiç sevmez.” (Bakara 2/205)

Bunlar, “dünyaya yeni bir format” adı altında insan iradesinin sınırlarını daraltmaya başladılar. Bu daraltma her geçen gün kendini daha fazla belli ettirmektedir.

Şeytanî planda ilk hedef insan iradesini hapsetmek, nihai hedef ise bu iradeyi kontrol edebilmektir.

Ne yazık ki, Covid 19 pandemisiyle insan iradesini kontrol altına alma projesi tıkır tıkır işlemektedir. Bu proje kapsamında, karşıtlık olarak algılanmasın ama aşının ciddi bir prova olarak karşımızda durduğunu söylemek mümkündür. Dünyadaki uygulamalara bakıldığı zaman insan iradesini baskı altına alma ve hapsetme olarak sayılabilecek bir durumun sistematik bir şekilde oluşturulduğu görülür. Ve bu kabul edilebilir bir şey değildir.

Dile getirdiğim durumu okurken okurların muhtemelen "ya hu insanların sağlığı için yaptırımların olması gerekir ama" gibi düşüncelerin oluştuğunu hissedebiliyorum. Ben de okurlarla aynı düşüncedeyim.

Ama bu aşama nihai hedefin ön hazırlığıdır ve insan beynine darbe çalışmasıdır.

Burada şu soruyu sormak istiyorum:

Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de, Doğu Türkistan'da vb. ülkelerde milyonlarca mazlum ve masum insanı dünyanın gözü önünde katledenler, kendilerinden olmayan insanların daha çok yaşaması için mücadele ederler mi?

Siz bu sorunun cevabını ararken biz konumuza devam edelim.

Bir sonraki aşamada insan iradesi kontrol altına alınacak.

Bu nasıl mı olacak?

Dünyanın her yerinde yüksek sesle konuşulmaya başlanan ve insanların hazır olmalarını sağlamaya yönelik çalışma olan "insan beynini kontrol altına alan çip" uygulamaya konulacaktır.

Hem de çok yakın bir zamanda…

Bu çiple insanın iradesi kontrol altına alınabilecek, insan beynine ve iradesine istenildiği durumda uzaktan müdahale edebilecektir.

Çip taktırma insana belki mecburi kılınmayacak ama insan çip taktırmaya mecbur bırakılacaktır.

Başta ikna yolu tercih edilecek; güvenlik gerekçe gösterilerek, sağlık gerekçe gösterilerek vb. gerekçeler ileri sürülerek…

İkna olmayanların sırasıyla;

Uluslararası yolculuklarına müsaade edilmeyecek,

Yurt içi uçak yolculukları engellenecek,

Şehirlerarası toplu taşıma yolculukları yasaklanacak,

Kamu binalarına girişlerine sınırlama getirilecek,

AVM vb. yerlere girişlerinin önüne geçilecek

Ve nihayetinde toplumdan uzaklaştırılacaklar…

Bu adımların herbiri insan iradesini hapsetmektir.

Çip uygulamasına geçilmesi ise insan iradesinin elinden alınması demektir.

İşte tam da burada kıyametin kopacağı günü görmek mümkündür.
Çünkü insan iradesinin, sahibi dışındaki kişiler tarafından kontrol edilebilir hale getirilmesi dünyanın özelliğini yitirmesi anlamına gelir. Bu noktada zalimlerin hedeflerine ulaş(a)mamaları için ya ilahî bir müdahaleolacak ve kurulmak istenen bu yenidünya düzeni batacak ya da dünya ömrünü tamamlayacaktır.

Konunun belki de en acı tarafı insanın, iradesini kendi isteğiyle yenidünya düzenini kurmaya çalışan haydutlara bırakacak olmasıdır.

Biliyorum ki birçoğumuz “ben çip uygulamasını asla kabul etmem” düşüncesini taşımaktadır. Ancak mevzubahis çip o kadar cazip hale getirilecektir ki,“ben çip uygulamasını kesinlikle kabul etmem” diyenlerin birçoğu dayatmaya gerek kalmadan buna sahip olabilmek için sıraya girecektir. Ezberlenmesi gereken binlerce sayfa bir kitabın veya milyonlarca matematiksel işlemin çip sayesinde elektronik yollabir dakikadan daha kısa bir sürede beyne yüklenebilecek olması buna örnek olarak gösterilebilir.

İşte bu gibi cazibeler önemli bir kitlenin iradesini başkasına teslim etmesine yetecektir. Cazibelere aldanmayanlar da dayatmalarla aynı sona mahkûm olacaklardır.

İradesi olmayan, kendi kararını kendisi ver(e)meyen, beyni başkasının kontrolünde bulunun insanın ve insanlığın var olması bir anlam ifade eder mi?

Ve o gün; insanın iradesini elinden alacak olan “çip uygulaması”na karşı çıkacak olanlar toplumun belli bir kesimi tarafından linçe tabi tutulacaktır. Bugün benzeri bir durumu yaşadığımız gibi…

Mehmet Kumaş

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.