Mehmet Kumaş yazdı; "Kahrolsun İsrail... Ne yapmalı?"

Mehmet Kumaş yazdı; "Kahrolsun İsrail... Ne yapmalı?"

Burada dile getireceğimiz acı olay, bizim okutup dava, vatan ve millet için yetiştireceğimiz öğrenciyi, ne yazık ki “Kahrolsun İsrail” diye lanetlediğimiz Siyonistler ve işbirlikçileri yetiştiriyor.

İsrail Kahrolsun, Öyle mi!?

Her Ramazan’da olduğu gibi bu yıl Ramazan ayında, hemen bayram öncesinde Siyonist Yahudiler mazlum coğrafya Filistin’de zulüm yağdırdı.

Tüm dünya İsrail’in legal bir devlet olmadığını, illegal bir devlet, hatta bir terör devleti olduğunu biliyor.

Hatta terör devleti İsrail’e tam destek veren ülkeler dahi bu gerçeğin farkındadırlar. Gerçi, destek veren devletlerin de İsrail’den aşağı kalır bir tarafları yoktur.

ABD veya İngiltere vb… Yoktur birbirlerinden farkları…

Siyonistlere destek hususunda dikkatleri çeken her ne kadar ABD olsa bile, ABD’nin rolü bir maşadan öte değildir, İngiltere’nin maşasıdır. Bunun içindir ki, kılıcı elinde taşıyan İngiltere’yi eleştiren bir dünya lideri göremezsiniz. Hatta basında da İngiltere aleyhinde yazı yazan veya yorum yapan gazeteciye pek rastlayamazsınız.

Siyonistleri Filistin topraklarına yerleştiren devlet de İngiltere değil miydi?

Şer odağı devlet!

Kirli planları hazırlanıp tün dünyaya ihraç eden devlet!

Bunları artık herkes biliyor… Farklı şeyler konuşmak lazım!

Siyonist Yahudilere meydanı kimler boş bıraktı? Bunda bizim dahlimiz var mıdır?

Müslümanlar, İngilizler veya Siyonistler gibi şeytanî planlar yapmazlar. Ama Müslümanların yapabilecekleri ve ihmal ettikleri bir konu vardır: Kaliteli insan yetiştirmek!

Sadece son yirmi yıl üzerinden hesap ederek kendimizi sorgulayalım: Kaç insanın yetişmesini sağladık?

Anadolu’nun ücra köşelerinde zeki, ahlaklı, yetenekli, inançlı ve vatanını seven, ancak maddi imkânsızlıklar sebebiyle köyünden, beldesinden çıkamayıp israf edilen binlerce çocuğumuzun oralarda kaybolmasına seyirci kalıyoruz.

Bu hususta ben kendimi eleştiriyorum. Bulunmuş olduğum ortam çerçevesinde sınır koyduğumuz son yirmi yıl içinde,şartları zorlayarak Anadolu’dakionlarca öğrenciyi okutabilirdim. Ancak dolaylı olarak onlarca, belki de yüzlerce öğrenciye bu yönde katkı sağlarken, ortaokuldan itibaren himaye edip üniversiteden mezun edecek şekilde bir öğrenci yetiştirmeyi başaramadım.

Terör devletine vurulabilecek en güçlü tokat, bilim ve teknoloji üretip Kudüs’ü Siyonistlere mezar edecek olan öğrencilerin bulunup yetiştirilmesidir.

Bir milyon insanın aylarca haykıracağı “Kahrolsun İsrail” sloganı yerine, okutulacak olan kaliteli bir öğrenci çok daha etkili ve faydalı olacaktır.

Burada dile getireceğimiz acı olay, bizim okutup dava, vatan ve millet için yetiştireceğimiz öğrenciyi, ne yazık ki “Kahrolsun İsrail” diye lanetlediğimiz Siyonistler ve işbirlikçileri yetiştiriyor.

Hem de bizim çocuklarımızı…

Zeki, gayretli, başarılı ve uysal öğrencileri sıkı sıkı takip edip, ardından kendi eğitim birimlerinde okutup gizli Siyonist olarak yetiştirerek, Siyonizme hizmetkar hale getirip tekrar İslam toplumunun içine entegre ediyorlar ve Siyonistlerin planlarını uygulatıyorlar.

Ve okuttukları kişileri Siyonistlerin değirmenine su taşıyacak birer köle haline getiriyorlar.

Bunlara ister Sebatay, ister Mason, isterse dönek deyin… Ne derseniz deyin bunlar Siyonistlerin hizmetkârlığını yapmaktadırlar ve aktifler.

Bunları, ekranlarda Siyonistlerin tetikçiliğini, ekonomide onların hamallığını, siyasette yalakalığını, basında sözcülüğünü yaparken görmek mümkündür.

Tekrar bize dönelim.

Yıllardır slogan atıyoruz. Ama sonucu değiştirecek eylem veya hamleleri yap(a)mıyoruz. Yani o zalimlerin etki alanını daraltacak adımlarıat(a)mıyoruz.

Son yirmi yılda devlet kademelerinde önemli makamlara gelip öğrenci yetiştirmeyi ihmal edenlerin, ülkenin ekonomik faaliyetlerinde etkili olup öğrenci yetiştirme konusunda duyarsız kalanların, yetki sahibi olup kendi çıkarının savaşını verenlerin,STK’larda yer alıp da öğrenci yetiştirme derdini taşımayanların atacağı “Kahrolsun İsrail” sloganı en hafifiyle mizahi eylemden başka bir şey değildir.

Terör devleti İsrail hedefine ulaşabilmek için maddi ve manevi yönde sözlü ve fiili adımları atarken, onların zulmünden rahatsız olanların elle tutulur fiili bir eylem yapmadan “Katil İsrail”, “Zalim İsrail” sloganları atması utanç tablosu değil midir?

Bir kez daha yazıyorum. Öğrenci yetiştirme derken, zaten okuma imkânı bulunan öğrencilerin değil, maddi imkânı bulunmadığı için Anadolu’nun ücra köşelerinde okumayı bırakma zorunda kalan zeki, gayretli ve eğitilebilir öğrencilerin bulunup dinine, davasına ve devletine faydalı olabilecek şekilde okutulması gerektiğini söylüyorum.

Anadolu’da kendisine el atılması gereken nice cevherler vardır…

Bu söylediğimi masonik yapılar, Siyonist tetikçiler, Sebatay oluşumlar profesyonelce yapmaktadırlar.

O kadar profesyoneller ki, İslam ülkelerini yönetenlerin tamamına yakını Siyonistlerin veya taşeronlarının eğitim sisteminden geçen kukla liderlerdir. Mısır’daki zalim, Suud’daki, kukla, Ürdün’deki maşa, İran’daki molla…

Bize de slogan atmak düşüyor!

İlahî ilk emir “OKU”dur. “OKU”yan dünyayı yönetir. “OKU”tan dünyayı şekillendirir.

Dünyayı insanlar yönetiyor. Dünyada haydut düzenini kuran da insanlardır.

Bu haydut düzeni yerle yeksan edecek olanlar yine insanlardır. Bunun gerçekleşebilmesi, iyi ve merhametli insanların haydutlardan daha fazla iyi ve merhametli insan yetiştirmesiyle mümkün olacaktır.

Bu anlattıklarım dertli insanları ilgilendirir. Ekranda, katil İsrail’in çocukları katlettiğini görünce “Katil İsrail” dedikten sonra çayını zevkle yudumlarken yaşanan zulmü unutan kişileri değil, gece kafayı yastığa koyduğunda yaşanan zulmü unutamıyor olduğu için uykusu kaçan, uykusu arasında bu derdi yaşamaya devam eden kişileri ilgilendirir.

Ekonomik boykottaki omurgasızlık ayrı bir sıkıntı…

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.