İdris Kartal yazdı; Yarım kalan devrim rüyası...

İdris Kartal yazdı; Yarım kalan devrim rüyası...

Türk endüstri tarihinde bir devrimin sembolü olan Devrim, karşı devrimciler tarafından yıkılmıştır

Yarım Kalan Devrim Rüyası ile bitmemiş ve belki de hiç bitmeyecek bir rüyanın, bir hayalin, bir idealin, kimilerince medeniyetin kitabını okumuş oldum.

 Şimdi yerli ve milli bir şeyler yapmayı bırakın yapmayı tasarlamaya çabaladığınızda daha düşünme halindeyken bunu yok etmeye, alaşağı etmeye, silmeye ve bir daha böyle tahayyüllerde bulunmayı önlemeye çalışan zihniyetin aynı olduğunu ve hiç değişmediğini görüyoruz.

 Maalesef yine basının bir kesiminin önayak olduğu zihinsel operasyonlarla yapılan işin itibarı yok edilmiş, yazılmış bir tarih başarısız bir girişim ve israf edilmiş millet sermayesi olarak lanse edilmiştir. Günümüzde de aynı sorunlarla muhatabız.

yarim-kalan-devrim-ruyasi-muhitten-simsek.jpg

Kitabın teknik anlamda pek çok bilgiden, değerden ve veriden faydalandığını, bunları okuyucuya bir anı, bir öykü, bir hikâye tadında verilmek maksadıyla aralara serpiştirildiğini görüyoruz. Muhittin Şimşek, kitabın ilk halinin tüm bu teknik veriler etrafında 800-900 sayfayı bulacağından ve kendisi açısından da okunacak bir kitap olmaktan çıkacağından ve belki yalnızca bir başvuru kaynağı olabileceğinden bahsediyor.

Yazar bu nedenle boğucu bilgilerden, gereksiz ve anlaşılması güç rakamlardan sakınarak herkesin anlayabileceği bir eser ortaya çıkarmış.

Devrim otomobillerinin ortaya çıkışı Türk siyasi tarihi açısından karışık bir döneme rastlar. 1960 darbesi yapılmış ve seçilmiş kişiler hapislerde sözde mahkemelerde sözde muhakemelere maruz bırakılmış vaziyetteydi. Şüphesiz konuyu zamandan ayrı düşünmemek gerekiyor. Türkiye’de Adnan Menderes denildiğinde herkesin sol tarafında bir sızı başlar. 1960 darbesi ve darbeye giden yolda yaşanan muhalif hareketler ve nihayetinde darbe sonrasındaki infazlar Türk demokrasi tarihinin hiç çıkmayan kara lekesi olarak sonsuza kadar anılacaktır. Bu kara sayfaya tanıklık eden etmeyen herkesin gönlünde idamlar dışında başka bir senaryo vardır muhakkak. Fakat cunta yönetimi başka senaryolara yer vermedi ve kendi senaryosunu sahneye koydu. Ben Türk siyasi tarihinin söz konusu 10 yıllık dönemini sonu kötü biten filmlere benzetiyorum. Bazen sonunun kötü bittiğini bildiğim filmleri izlemek, kitapları okumak istemezsiniz ya öyle işte…

Buradan hareketle altyapısı daha önceki zamanlarda hazırlanmış kuruluşlarla yeni bir fikirden yola çıkılarak bir otomobil yapma denemesinin darbeci yönetim tarafından hayata geçirilmiş olması ve henüz Menderes 1,5 ay evvel asılmışken otomobilin ortaya çıkarılması insanları ikilemde bırakmış mıdır bilemiyorum. Muhakkak sanayileşme ve millileşme ve yerli sermayenin gelişmesine yardımcı olmak adına yürütülmüş bir planın Türkiye’ye faydaları tartışılmaz.

Fakat adı Devrim olarak dikte edilen bir otomobille bu emelin gerçekleştirilmeye çalışılması kalp kırıcı. Burada ayrıca yaşanan başka bir çelişki de yazarın pek güzel ifade ettiği yerli otomobile karşı anında kendini gösteren defansın bir sene öncenin darbe şakşakçılarından gelmesi. Darbeyi milli olmadığı için alkışladılar, otomobile milli olduğu için karşı çıktılar…

Kitap, dönemin şahitleri ve konuyla ilgili pek çok isimle o siyah beyaz günleri bizlere renkli yapmış, bulanık görüntüleri netleştirmiştir. Yazarın ifadesiyle Türk endüstri tarihinde bir devrimin sembolü olan Devrim, karşı devrimciler tarafından yıkılmıştır. Dönemin gazetelerinde Devrim’le ilgili çıkan haberlere ve yorumlara bakacak olursanız bugün de o dönemden kopya tepkilerin verildiğini görürsünüz. Aynı mahfiller hem de aynı basın yayın kuruluşlarıyla alay etmişler ve Türkiye’nin hiçbir zaman yerli herhangi bir şey üretemeyeceği hususunda birleşmişlerdir.

Yazarın bir başka eseri Bir Öncünün Romanı: Nuri Demirağ kitabında da benzer şekilde engellenen yerli ve milli bir proje konu ediliyor. Orada da yarım kalmış hayaller ve umutlar vardı.

Nuri Demirağ olayına bu kitapta da ayrıca yer verilmiştir. Muhittin Şimşek, gerek bilgi ve birikimiyle gerekse de akademisyenliği ile yerli üretim meselesine çokça kafa yormuş bir isim. Onun bu eseri hiç şüphe yok ki bu ülke insanının yerel kaynaklarla neler yapabileceğini de göstermesi bakımından da son derece önemli.

Bu eserin TRT’de belgesel haline de getirilmiş bir eser olduğunu hatırlatmak isterim. Muhittin Şimşek aynı zamanda bir dolmakalem koleksiyoneri. Kaleme, kâğıda, yazıya dair Altıncı Parmak da okunacak bir diğer eseridir.

Yarım Kalan Devrim Rüyası yarım kalan hayallerimiz aynı zamanda. Fakat artık hemen vazgeçmeyen, kendine güvenen bir Türkiye var. Özellikle savunma sanayi yerli imkânlarla üretilmiş birçok araç-gereç ve ekipmanla geleceğe dair ümitlerimizi yeşertmektedir.

"Satırlarından Allah sevgisi, vatan sevgisi sırayla akıyor gidiyor..."

incir-cekirdegini-doldurmayan-sozler-enveri.jpg

Enverî’ye Dair…

Enverî, “İncir Çekirdeğini Doldurmayan Sözler” kitabıyla bir dost edasıyla uzatıyor ellerini.

Sözleri birer motto, menzile koşan birer ok gibi…

Her ne kadar incir çekirdeğini doldurmayan sözler dese de cevabı yine kendisi veriyor: “İncir çekirdeğinde uygun şartlar oluştuğunda ağaç olabilme istidadı vardır.

Satırlarından Allah sevgisi, vatan sevgisi sırayla akıyor gidiyor.

Biz bu sevgiden nasibimizi alıp çekiliyoruz kenara…

Enverî’yi kendi yaşam çizgisinden ayırmaya, inandıklarından vazgeçirmeye kimsenin gücü yetmeyecek belli ki. Sefer Vakti’nde diyor ki:

Aslanlar gibi yaşayıp, koçlar gibi yola revan olmak

Tek kişiliktir saltanatım

El üzerinde menzil

Kendinle baş başa

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.