İdris Kartal yazdı; Türk-Amerikan ilişkilerinin kısa özeti!

İdris Kartal yazdı; Türk-Amerikan ilişkilerinin kısa özeti!

Hemen hemen herkes bilir ki 1960 ve 1980 darbesinin arkasındaki güç Amerika’dır. 1971 muhtırasında da raydan çıkan bir şeylerin olduğunu görüp içeride bulunan aygıtlarına müdahale ettirdiler.

Amerika'nın dünyanın kalanıyla olan ilişkisi daima bir süper güç kibriyle kendini gösteriyor. Prof. Dr. Fahir Armaoğlu 1919-1997 arası Türk-Amerikan ilişkilerini incelediği kitabında dış politikamızda uğraştığımız birçok sorunun da öznesinden bahsediyor aslında.

turk-amerikan-iliskileri-iki.jpg

On binlerce kilometre uzakta bulunan bir devletin işgallerle komşu devlet haline gelmesi muhakkak ki güttüğümüz politikada Amerikan etkisini zorunlu kılıyor. Cumhuriyet döneminde bazı ara dönemler ve son yıllar dışında ABD'yi rahatsız edecek bir politika güdülmedi. Zaten o ara dönemler içerideki güçler harekete geçirilerek gerçek bir ara dönem haline getirildi. Darbe ortamlarını, darbeleri, darbe girişimlerini böyle düşünmek gerekiyor.

Kitapta kronolojik bir sıra var. Wilson prensiplerinin Türkiye topraklarına uyarlaması elbette can sıkıcı. Fakat ABD'nin o yıllardaki etkinliği çok yüksek değil. Sadece uzaklardaki güçlü ülkenin Ortadoğu'ya ilgisi vardı. Monroe Doktrini çerçevesinde daha az müdahaleci bir ABD günümüzde de özlenmiyor değil. Bu arada Kurtuluş Savaşı yıllarında bir grubun ABD mandası istediğini herkes biliyor. Bunlar arasında gazeteciler, politika dünyasının en önemli figürleri de var. Bağımsız bir devlet kurulmadan evvel bağımlı bir devlet kurulmaya çalışıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ancak ABD Türkiye'ye o kadar sıcakkanlı yaklaşmamış ve adeta kâr yapmayacak bir yerde açılacak dükkâna kira ödemek istemediğinden içeriden gelen bu taleplere olumsuz cevap vermiş. İki tarafın ileri görüşsüzlüğü ve vizyonsuzluğu ibret verici gerçekten.

ABD'nin Lozan'daki tavrı da dikkate değer bir başka konu. İmzacı devletler arasında olmayışı, Osmanlı Devleti ile savaş halinde olmaması dolayısıyladır. Bu nedenle Lozan Konferansı'na gözlemci olarak katılmışlar ve kendi çıkarlarını bu şekilde savunmaya devam etmişlerdir. Yazar da belirtmiş Lozan'da anlaşmazlık çıkan konularda tümüyle ABD'nin İngiliz tezlerine destek verdiğini görüyoruz. Lord Curzon'a karşı askerlikten başka bir şey bilmeyen İsmet İnönü'nün çok fazla direnemeyeceği zaten açıktı. Bu manada Lozan için süren tartışmalara bu konu da eklenebilir. Fakat İnönü'yü “Lozan Fatihi” olarak görmek resmi tarihin işine geliyor. Ayrıca bu diplomatlık-askerlik konusu hiçbir yerde tartışılmaz. Formaliteden Dışişleri Bakanlığına atanıp Lozan’a gönderilen bir kişinin ülkenin tezlerini savunması, o tezlerin her ne olursa olsun arkasında durması bilinmeyen bir yeteneği yoksa mümkün değil. Nitekim İnönü’nün bu konuda pek bir yeteneğinin olmadığı da imzalanan anlaşmayla ortaya çıktı.

1946 tarihi Türk-Amerikan ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olarak görülmelidir. Bu tarihte hayatını kaybeden Washington Büyükelçisi Münir Ertegün'ün cenazesi Missouri Savaş Zırhlısı ile İstanbul'a getirilir. Buradan başlayarak Türk-Amerikan ilişkilerinin yeni bir ivme kazandığı söylenebilir.

Hemen hemen herkes bilir ki 1960 ve 1980 darbesinin arkasındaki güç Amerika’dır. 1971 muhtırasında da raydan çıkan bir şeylerin olduğunu görüp içeride bulunan aygıtlarına müdahale ettirdiler. Darbeler ve muhtıralar ve hatta darbe ortamları, söylentisi bile ülkenin gerek ekonomik gerekse de siyasi açıdan istikrasızlığa sürüklenmesine zemin hazırlayan ortamlar.
Son 20 yılda yaşanan gelişmeler daima ikiyüzlü bir süper güçle muhatap olunduğunu tekrar tekrar gösterdi.

 Bu dönemde daha önce tam manasıyla anlayamadığımız terörü finanse etmek, terör örgütleri kurarak ya da işleterek ülkeleri kaosa sürüklemek, ekonomik saldırılar yapmak, fiziki işgallerde bulunmak artık ABD’nin markası haline gelmiş politikalar oldu.

Yazar Prof. Dr. Fahir Armaoğlu alanında son derece birikimli bir isim. Ömrü vefa etmediğinden 1997 sonrası için bir eseri yok. 1998’de yaşamını yitiren Armaoğlu, hem bir bilim adamı sorumluluğuyla hem de bizim özellikle son yıllarda biriktirdiğimiz öfkeye kapılmadan kitabı hazırlamış. Belki yaşasaydı son yıllarda meydana gelen olaylar çerçevesinde biraz daha sert değerlendirmeleri olabilirdi.

Kronik Kitap’tan çıkan Türk Amerikan İlişkileri 1919-1997 kitabı iki ülke ilişkilerinin yaklaşık seksen yılını kapsayan olaylarını ele alıyor. Unuttuğumuz pek çok olayı da bu kitap aracılığıyla hatırlıyoruz. Ayrıca olayların Amerikan belgelerinden anlatımı da son derece değerli.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum