İdris Kartal yazdı; Tarihi biz yapıyoruz onlar yazıyor...

İdris Kartal yazdı; Tarihi biz yapıyoruz onlar yazıyor...

Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart Mı?

Tarihi dönemlere ayırmak şart mı? Fransız yazar ve tarihçi Jacques Le Golf kapaktan itibaren bu soruyu sormaya başlıyor. Tarih içinde farklı kişilerce farklı zamanlara farklı dönemlendirmeler yapılmıştır. Kitap bu farklılıklara dikkat çekiyor.

Ülkeler kendi tarihlerini kendileri yazar. Mesela Yunan tarih kitaplarında “denize döküldük” ifadesini göremezsiniz. Her devlet hezimetlerde kendi mazeretini uydurur. Bu durum bizim için de geçerli elbette. En yaygın mazeretler arasında ordunun bir kanadının düşman tarafına geçmesi ya da hazar zamanı saldırıya uğramak gösterilir. Karşı tarafın kahramanlıkları, cansiperane vatanını savunuşu pek dikkate alınmaz. Bizdeki durum karışık.

Bizim gibi tarihi cumhuriyet öncesi ve cumhuriyet sonrası diye ayırıyorsanız ve dolayısıyla geçmişini reddeden tarih kitaplarıyla muhatapsanız Viyana kuşatmasının başarısızlığına alttan alta sevinirken bu arada kendi askerinizi kötüleme fırsatını da kaçırmazsınız. Elbette bunda siyasi saikler var. Osmanlının bu kadar ileri gitmesi zaten iyi olmayacaktı. Nefis! Avrupa sosyolojisini ve demografisini gerici(!) Osmanlı kültürünün ele geçirmesi elbette ki iyi bir şey değildi. Bu bakımdan Osmanlıya kızmak yerine teşekkür etmek ve hatta düşmana teşekkür etmek(!) yerinde olacaktır (!). Konu, geçmişi kötülemek ve eski rejim aktörlerini itibarsızlaştırmak olunca yeni rejimin trolleri fırsatı kaçırmıyor. Bu anlamda tarih yazmanın tarih yapmak kadar mühim olduğu sonucuna varıyoruz. Objektiflikten uzak ve üstelik kendi neslini kötüleyen tarih yazımının yol göstericisi bu özdeyişi ana düstur edinenlerle savaşımız devam edecek.

Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart Mı’ bizim yerel sorunlarımızla ilgilenecek değil elbette. Kitap daha çok Ortaçağ kitabı hüviyetinde. Burada ortaya çıkan en önemli sorun bu çağın ne zaman başlayıp ne zaman bittiği. Buradan bile bir emperyalizm kokusu geliyor. Batı, kendi işine gelmeyen olaylarda bir çağ ayrımına gitmeyi pek düşünmemiş. Aslında çağları bir olayla başlatıp bir olayla bitirmek pek mantıklı değil. Öyle bile yapılsa mesela Ortaçağ’ı Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethiyle bitiremiyorsunuz. Çünkü bu, biz övünsek de onlar açısından hatırlandıkça rahatsız edecek bir olay olarak görülüyor. Batı, Bizans kendi kendine yıkılsaydı Ortaçağ’ı oracıkta bitirebilirdi. Ama konusu her geçtiğinde Müslüman-Türk tarihinin altın sayfalarından birini görmemek için Rönesans’ı beklemeyi tercih etti. Bir de Yeniçağ’ı Müslüman dünyasına açtırmayı uygun görmezler. Siz tarihte ne kadar büyük rol sahibi olursanız olun belli ki onlar tarih yazmanın tarih yapmak kadar mühim olduğunda ısrar edecek.

Ne yazık ki tarihi biz yapıyoruz onlar yazıyor…

Dünyada Rönesans bir milat gibi kabul ediliyor ve önceki her yıl karanlık çağ olarak görülüyor. Hâlbuki Rönesans eski dünyayı bıçak gibi kesmiş değildir. Engizisyon uygulamalarının Rönesans başlar başlamaz bittiğini, sanatçıların tablolar yaptığını, aç halkın bu tablolara bakıp bakıp açlıklarını unuttuğunu söylemek mantıklı mıdır? Saray etrafında kümelenmiş birtakım sanatçılar dışında halk kendi sefil yaşantısını devam ettirmiştir. Aynı dönemlerde yazarları belli olmayan romanların yazılışı ve piyasaya el altından sürülüşü çok övülen Avrupa’nın düşünce özgürlüğü konusunda ipuçları veriyordur umarım.

Kitapta Ortaçağ’ın aynı zamanda bir karanlık çağ olduğuna değiniliyor. Genel kabul görmüş tarih aralığına göz attığımızda Asr-ı Saadet’i, uygarlık alanında çağlar ötesi bir konuma gelmiş Endülüs’ü, topraklarında barındırdığı tüm halkları barış içinde yaşatan Osmanlı’yı bu aralıkta görürüz ve bu çağa karanlık demekten utanırız.

Ortaçağ, Batı’nın ve Avrupa’nın karanlık çağı olabilir ama Müslümanların karanlık çağı olamaz.

Müslümanların aydınlık çağı İslamiyet’in doğuşuyla beraber başlamıştır.

Kitabı bilgi verici ve ufuk açıcı bir kitap olarak değerlendirebiliriz. Genel sorunları yerelleştirerek okuyabilirsiniz. Okurken yazarın verdiği bilgileri değil size açacağı ufukları düşünün lütfen.

İdris Kartal / Parantez Haber

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.