İdris Kartal yazdı; Sözünü sakınmayan bir Ahmet Hamdi Tanpınar portresi...

İdris Kartal yazdı; Sözünü sakınmayan bir Ahmet Hamdi Tanpınar portresi...

Hem Osmanlı dönemini hem de Cumhuriyet dönemini yaşamış ve idrak etmiş bir sanatçı olarak gerek belirli değişim ve dönüşüm zamanlarını gerekse de gözlemciliğiyle belki de yalnız onun fark ettiği ayrıntıları bizler de yakalamış oluyoruz. Diğer eserlerinde

Her şeyden önce Ahmet Hamdi Tanpınar bir otoritedir. Söze bu ifadeyle başlanmalı ve söz bu ifadeyle bitirilmelidir. O, kendisinden bir asır evvelki edebiyatı bir uzman gözüyle incelemiş, bizler de şimdi bildiğimiz her şeyi onun verdiği hükümler doğrultusunda şekillendirmişiz. Bu durum “On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyat Tarihi” kitabı dikkatlice incelenirse kolaylıkla anlaşılacaktır.

Ahmet Hamdi Tanpınar, bu eserinde söz konusu döneme damga vurmuş isimleri yerli yerince incelemiş, tenkit etmiştir. Eserde sözünü sakınmayan bir Ahmet Hamdi portresi ile karşı karşıyayız. Elbette bunda kendi üstün özellikleri ve bu özelliklerinin farkında oluşu ana etkendir.

Herhalde Ahmet Hamdi kadar donanımlı bir edebiyatçı daha yoktur. Onun bu yönünü eserlerinden çıkarıyoruz. Mesela “Beş Şehir”de zamanla gelen değişiklikleri çok iyi yakalamış ve eskiyle olan kıyası ile okuyucusunu doyurmuştur. Onun bir öğretmen olarak aynı zamanda öğretici üslubu edebiyatçılığıyla da birleşince böylesine mükemmel bir eser doğmuş oluyor.

Hem Osmanlı dönemini hem de Cumhuriyet dönemini yaşamış ve idrak etmiş bir sanatçı olarak gerek belirli değişim ve dönüşüm zamanlarını gerekse de gözlemciliğiyle belki de yalnız onun fark ettiği ayrıntıları bizler de yakalamış oluyoruz. Diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de onun çok yönlülüğünü görmekteyiz.

Ahmet Hamdi Tanpınar musikiden, tiyatrodan, mimariden ve daha başka kültüre ve sanata dair ne varsa hemen hemen hepsinden anlayan ve bunları okuyucuya anlatan bir dilden mahrum bırakmayan özelliğiyle de oldukça cömert bir sanatçı. “Beş Şehir” biraz da Ahmet Hamdi’nin bildiklerini öğrenmek maksadıyla okunmalıdır.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nde bambaşka bir Ahmet Hamdi görürüz. Eser ironik, kurgusal ve mizahi... Yazar çok ciddi bir şey anlatıyor gibi yapıp gülmeden güldürmeyi ve belli etmeden dalga geçmeyi başarıyor. Kitabın ismi de esasında belirli ipuçları veriyor: Önemsiz bir şeyi önemliymiş gibi lanse etme... Ahmet Hamdi bu eserinde de çok şeyden anladığını gösteriyor. Saatin iç aksamından, tarihi eserlerden, bürokrasiden… Görüldüğü gibi burada da herkese uygun pek çok konu mevcut. Ayrıca herkesin gönlünde bir “Şerbetçibaşı Elması” efsanesi yatmaz mı? Yazar, bu arzulara da cevap veriyor.

Nehir roman üçlemesinin ikinci kitabı olan “Huzur” İkinci Dünya Savaşı’nın hemen evveli bir dönemi yansıtmaktadır. Diğer iki kitap ayrılığın acıklı ve unutulmaz ve hatta nesillere aktarılmış olan bestesi olarak tanıtılan “Mahur Beste” ve “Sahnenin Dışındakiler”dir.

Bu üç kitap kahramanları bakımından birbirlerine benzese de konu olarak ve anlattıkları dönem olarak birbirlerinden bağımsızdır. Bu üçlemede en dikkat çekici olanı “Huzur”. Bu roman elemleri, yorgunlukları, telaşları da barındıran istikamette tek ihtimale sahip olanların öyküsü bir bakıma. Üstelik bir de giz taşıyor. O giz baskısı yakın zamanda yapılan “Suat’ın Mektubu”dur ve  mektubun içeriği ilk defa bu baskıyla ortaya çıkmıştır. O da Ahmet Hamdi’nin yazıp sildiği ve belki de son halini verip vermediği tam belli olmayan notlarından toparlanmış.

Suat karakteri “Huzur”da kötü bir karakter olarak anlatılıyor. Suat'ın intihar mektubunu okurken acaba “Huzur” romanında ona haksızlık ettik mi diye düşünebilir okuyucu. Fakat bu düşünce mektubun ilk birkaç cümlesini bitirir bitirmez yerini bir önceki düşünceye bırakacaktır.

Sahiden de Suat aynı Suat ve kendini sevdirmek yahut herhangi bir şeyi sevilebilmek için hiçbir çabası olmayan bir adam olarak öylece duruyor. Suat daha mektubun başında intihar edeceğini söylüyor. Bu bakımdan ortada merak uyandırıcı bir durum yok. Ancak kısa yaşamı ve davranış biçimlerinin sebepleri merak konusu. Mektupta bunlara ilişkin doyurucu hiçbir açıklamada da bulunmuyor.

 Aile kavramından, iyilik kavramından uzak ve bihaber yaşantısı her şeyin en kısasına meyyal tutumu onu çevresindeki herkesten farklı kılmış ve bu da yabancılaşmasına, genel toplum kurallarına aykırı davranan bir adam olmasına ve nihayetinde de intihar etmesine yol açmıştır.

Ahmet Hamdi eserlerinde çok nitelikli karakterler ortaya çıkartmış, yıldız karakterlerle eserlerinin kalitesini yükseltmiş ve dönem meseleleri bu karakterler üzerinden ya da onların kendi aralarında konuşmaları üzerinden değerlendirmiş ve toplum bir bakıma bilgilendirmiştir. Başta söylediğimi tekrar etmek istiyorum: Ahmet Hamdi Tanpınar bir otoritedir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.