İdris Kartal yazdı; Salih Mirzabeyoğlu ile zindan konuşmaları!

İdris Kartal yazdı; Salih Mirzabeyoğlu ile zindan konuşmaları!

Şükrü Sak’ın sorduğu sorulara Salih Mirzabeyoğlu’nun verdiği cevaplar aynı zamanda onun fikriyatını anlamamıza yardımcı oluyor.

"Bitmek tükenmek bilmeyen bir mücadele aşkı..."

Salih Mirzabeyoğlu ile Zindan Konuşmaları: Sohbet ve İntibâlar, gazeteci yazar Şükrü Sak’ın 2012-2014 yılları arasında Salih Mirzabeyoğlu ile yapmış olduğu röportajlardan oluşuyor. Bu röportajlar yazarın tabiriyle sohbet-intibâlar, ilgili tarihlerde gazete ve dergilerde yayımlanmış.

zindan-konusmalari-salih-mirzabeyoglu-sukru-sak.jpg

Kitabın öznesi adından da anlaşılacağı gibi Salih Mirzabeyoğlu. Şükrü Sak da büyük bir alçakgönüllülükle eserin değerinin “konuşan”dan ileri geldiğini ifade ediyor. 28 Şubat’ın öldürmeye yemin ettiği bu kişinin fikirleri, duyguları ve sarsılmaz duruşu onun çektiği acıların binde birini çekmemiş herkese örnek olmalı.

Kitap, “ölüm odası” ile başlıyor. Daracık bir yer ve namaz kılmaya dahi yer bırakılmamış bu alan özellikle hazırlanmış. 24 saatin 20 saati havasız bir ortam ve mahkûma kalan sadece 70 cm… Tüm özgürlük 70 cm’ye sığdırılacak… Böyle büyük fikirleri olan bir şahsa böyle daracık alan yeter mi? Bu bilgilerin verildiği bölümde yazarın cezalar arası yaptığı kıyas da bir hayli ilginç. İdamın kaldırılışından sonra yerine konan ağırlaştırılmış müebbet hapsin özelliklerinden bahsederken “normal” hapse rahmet okuyorsunuz. Öyle ki ağırlaştırılmış müebbette yakınlarını, sevdiklerini görmek imkânsız. Diri diri mezara gömdükleri bu yerde yaşamak ise sadece bir dava uğruna olabiliyor.

Tümüyle röportajlardan oluşan kitabın birinci bölümünde Şükrü Sak’ın sorduğu sorulara Salih Mirzabeyoğlu’nun verdiği cevaplar aynı zamanda onun fikriyatını anlamamıza yardımcı oluyor. Ne çeşit bir kaynaktan beslendiğini, Büyük Doğu idealini ve bitmek tükenmek bilmeyen mücadele aşkını buradan öğrenebiliyoruz. Kişinin davasını demir parmaklıklar ardında, dört duvar arasında ve neredeyse insan yüzü görmeden de savunabileceğini ve bundan bir adım dahi geri atmadan mücadelesini sürdürebileceğini Mirzabeyoğlu’nun dik duruşundan öğreniyoruz. Bu açıdan da gerek kendisine sorulan sorular gerekse de verdiği cevaplarla ortaya bir biyografi kitabından çok daha faydalı bir eser çıkmıştır diyebilirim.

2012-2014 yılları Türkiye tarihinin en karışık yılları arasında gösterilebilir. Sonu üç ile biten yıllar için özel olarak bir şeyler mi tasarlanıyor ve harekete geçiliyor bilemiyorum. Bunun yüzden 2023 için korktuğumu belirtmeliyim. Röportajların bu yıllarda yapıldığını dikkate aldığımızda sorulan soruların ve verilen cevapların daha da bir önem kazandığını görürüz. Salih Mirzabeyoğlu’nun cevapları birkaç sene önce her gün konuştuğumuz ve henüz bitmeyen sorunlarla ilgili yorumları kapsıyor. İnsan bazen ne düşüneceğini bilemediği zamanlarda bir yol gösterici arar. Mütefekkir Mirzabeyoğlu yaşamı süresince deniz feneri misali karşılıksız yol gösterici olmuş bir fikir adamı aynı zamanda. Bu anlamda vefatı için “Âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir” hadisini burada zikretmek yanlış olmayacaktır.

Salih Mirzabeyoğlu, mağdur edilmiş fakat devletine hiçbir zaman küsmemiş, vatansever bir kitlenin de öncü ismi. Onun hayata bakışı, Büyük Doğu idealleri çerçevesinden İslâm tasavvuru ölmeyecek ve varlığını sonsuza sürdürecek ilkelerden meydana geliyor. Bunun için yerini doldurmak mümkün değil ama bu ideallerle nefes alan, bu ideallerle hayat bulan ve yaşatan fikir yapısı sönmeyen bir yıldız gibi parlamaya devam edecektir. Bunları siyasal oluşumlardan ve türlü aidiyetlerden ayrı tutup ona göre değerlendirme yapmak sadece ve sadece İslâm penceresinden bakıp değerlendirmek en doğru yol olacaktır.

İkinci bölümde yer alan Şükrü Sak ile röportajlar kısmı da esasında belirli ipuçları veriyor. Bu kez sorulara cevap verme konumunda olan Şükrü Sak’ın da Mirzabeyoğlu ile benzer şeyler söylediğini görüyoruz.. Burada önemli olan haksızlıklara, hukuksuzluklara ve türlü türlü işkencelere karşı takınılan istikrarlı tavırdır. Anlaşılıyor ki Mirzabeyoğlu davasını devam ettirenler de en küçük bir geri adım atmadan mücadelelerini sürdürmekteler. Bunu Şükrü Sak’ın şahsında da görüyoruz zaten.

Salih Mirzabeyoğlu ile Zindan Konuşmaları: Sohbet ve İntibâlar’ı alelade bir yazarın röportajı ve alelade bir mahkûmun fikirleri olarak okumamak gerekiyor. Mirzabeyoğlu’nu anlamak aynı zamanda Necip Fazıl’ı anlamak olacaktır. Geçmişte ve gelecekte İslâm düşünce yapısına açıkça savaş açanların hedefe koydukları isimlerden de duracağınız yeri belirleyebilirsiniz. Salih Mirzabeyoğlu’nun hayat tasavvuruna karşı olanların her gün saldırdığı dava İslâm davası, her gün indirmeye çalıştıkları sancak İslâm sancağı. Kitabı okumayan herkese bu kitabı okumalarını tavsiye ediyorum. Erken yaşta kaybettiğimiz bu değerin geleceği aydınlatan fikirleri daima yol gösterecek, daima yaşayacak.

İdris Kartal / Parantez Haber

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.