İdris Kartal yazdı;  Sahte kahramanlar!

İdris Kartal yazdı; Sahte kahramanlar!

Tarihsel olay ve kişilerin gerçek yüzlerini onun akıcı anlatımından dinlemek bizlere nasip olmasa da okumak nasip oldu. Bu manada onu okumakla düşmanla nasıl harp edileceğini öğrenmiş olduk.

Necip Fazıl Kısakürek'in verdiği konferanslardan basılan ilk kitap olan Sahte Kahramanlar, gölgede kalmış tarihi gerçeklikleri gün yüzüne çıkartıyor. Necip Fazıl,  çok isimli ve çok olaylı bu kitapta yanıldığımız noktalardan geri dönmemize yardımcı oluyor. Tarihsel olay ve kişilerin gerçek yüzlerini onun akıcı anlatımından dinlemek bizlere nasip olmasa da okumak nasip oldu. Bu manada onu okumakla düşmanla nasıl harp edileceğini öğrenmiş olduk. Çünkü belki de Türk tarihinin edebiyat alanındaki en büyük savaşçısı Necip Fazıl... Karşı tarafla nasıl savaşılacağını iyi bilen, onların zayıf noktalarını en ince ayrıntısına kadar tespit etmiş bu ismin eserlerinin dikkatle ve titizlikle okunmasını tavsiye ederim.

sahte-kahramanlar-kapak-iki.jpg

O, kimsenin söylemeye cesaret edemediği zamanlarda tüm doğruları haykırmış, inandığı davayı hep yükseklerde tutmuş ve tavizsiz bir biçimde İslam’ı savunmuş, bunun bedelini de fazlasıyla ödemiş gerçek bir kahraman. Şimdi ona kimler hücum ediyorsa, kimler onu itibarsızlaştırmaya çalışıyorsa anlayın ki onlar bu ümmetin ve milletin dostu değil. Necip Fazıl’ın halka halka genişlettiği bilinç ve dönüp tarihe bakma, İslâm’dan güç alma cesareti birilerinin canını fena halde sıkmış, günümüzde de sıkmaya devam etmektedir.

Bu nedenledir ki onun kişiliğine ve eserlerine olan kin bitmiş değil, bitecek gibi de görünmüyor. Ardından gelen neslin üreticilik noktasında olmasa da dava bilinci noktasında Kısakürek'i gururlandıracağı çok olay gördük. Türkiye'nin şekillenmesinde, gerek iç gerekse de dış düşmanlarla başta kültürel alanda olmak üzere Necip Fazıl'ın yaşam tasavvurunun belirleyici olduğunu görüyoruz. Fikriyatının gelecek nesillere aktarılması gerekirse bir devlet projesi ve gerekirse bir ideolojik plan olarak desteklenmelidir. Çünkü Necip Fazıl'ın karşısına koyduğunuz her kişi çocukları ve gençliği zehirlemeye, ondan uzaklaştırıp öz kültürünü unutturmaya adaydır. 

Kitapta Müslim-gayrimüslim ayırt etmeksizin isimler zikrediliyor. Örneğin hepimize kahraman olarak tanıtılan Galileo… Üstad onun hakkında çok çok farklı düşünüyor. Zaten Necip Fazıl'ı Necip Fazıl yapan da bu farklı düşünme becerileri. Ayrıca inandığı dava uğruna sözünü sakınmıyor. Yakın dostu Abdülhak Hamit'le ilgili söyledikleri tam bir üstad sözü gerçekten. Ona bu sözleri söyleyebilen biri Galileo için neler neler söyler siz hesap edin.

Sahte kahramanlara Mustafa Reşit Paşa ile başlıyor Necip Fazıl… Aile yaşantısı, yükselişi, mizacı vs. birçok özelliğinden bahsediyor ama asıl önemli husus Tanzimat kafasını tarif etmesi. Üstadın herhalde en çok üzerinde durduğu konu bu Tanzimat kafalılar… Türkiye’nin Batılılaşma meselesinin tavan yaptığı dönem olarak kabul edebileceğimiz bu döneme dair ne söylense az gelir. Bir milletin kendisini bu kadar hakir gördüğü bir dönem var mıdır? Belki daha kötüsü tepeden başlayarak Türk milletinin kendini hakir görmesinin başlangıcı da bu dönemdir. Mustafa Reşit Paşa bu dönemin bir ürünü, bir Tanzimat figürü olarak dikkatleri çekiyor. Mustafa Reşit Paşa’dan sonra Ali Paşa ve Fuad Paşa’yı aynı dönemin bir başka çeşidi olarak anlatıyor. Yani Tanzimat kafalı bu iki ismi de pek sevmiyor.

Mithat Paşa da Necip Fazıl’ın “sahte kahraman” sıfatına layık gördüğü kişilerden biri. Mithat Paşa’nın üzerine bir de mazlumluk ve şehitlik kondurulsa da hakkında herhangi bir olumlu fikri yok. Zaten üzerine yapıştırılan mazlumluktan ve şehitlikten pek mutlu değil.   Bununla beraber Mithat Paşa’nın bahsedilen sahte kahramanların en büyüğü olduğunu ifade ediyor. Sokaklara, caddelere, okullara ismi verilmişken nasıl olur da Mithat Paşa sahte kahraman oluyor diyoruz. Onu da pek güzel anlatıyor üstad.

Hepimize vatan şairi olarak takdim edilen Namık Kemal hakkında da söyleyecekleri şeyler var. Namık Kemal’i eğitimsiz ve zevksiz olarak tanımlıyor. Şiirlerini ise hiç beğenmiyor. Verdiği örneklerle bunu izah ediyor ve tam tabirle herkese vatan şairi olarak tanıtılan bu ismi yerin dibine sokuyor. Sıra yeni nesle “hür düşünce” abidesi olarak lanse edilen Tevfik Fikret’e geliyor. Onun “basit ve yavan” şiirlerinden örnekler veriyor. Tevfik Fikret denilince akıllara nedense hep Sultan Abdülhamid’e karşı düzenlenen suikast girişiminin başarısızlığı üzerine yazdığı “Bir Lahza-i Teahhur” şiiri ve sonra kısmen tövbe ettiği “Rücu” şiiri gelir. Bu iki şiir Tevfik Fikret’in gelgitlerini göstermesi bakımından önemli örneklerdir.

Necip Fazıl’ın eleştirilerinden nasibini alanlardan biri de Ziya Gökalp olmuş. Gökalp, özellikle Türkçülüğün Esasları üzerinden eleştiriliyor. Bilhassa İslam’a ve Allah’a bakışı, ölürken nasıl bir halde öldüğü dikkat çeken bölümlerden birisi. Necip Fazıl’ın etkili ve inandırıcı anlatımı kitabı konudan bağımsız olarak okunur kılan en önemli faktör.

Yukarıdakiler isim isim, olay olay anlatılan ilk bölümü oluşturuyor. İkinci bölüm ise İslâm ve Öbürleri olarak adlandırılmış. Bu bölümde tümüyle kıyaslama var. Kelime kökleri, başlangıçlar, peygamberler tarihi, demokrasi, hümanizm, sosyalizm vs. çok geniş yelpazede hakikatler anlatılıyor.

Büyük Doğu Yayınları’ndan çıkan Sahte Kahramanlar, kahraman olarak gösterilen isimlerin kimlere hizmet ettiğini ve bu toprakların ürünü olmadıklarını gösteren bir eser. Tüm kütüphanelerde bulunması ve hatta okullarda ders kitabı olarak okutulması temennisiyle…

İdris Kartal/ Parantez haber

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.