İdris Kartal yazdı; "Reis Bey; Ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz..."

İdris Kartal yazdı; "Reis Bey; Ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz..."

Eserin bir toplum inşa etme fikri sonunda somut bir hal alıyor ve vicdanların ancak kaybederek, hakkından feragat ederek ve gerçekten yenilerek zafere ulaşacağına ve bu yolla rahatlayacağına inandırıyor.

Reis Bey, bir uçtan bir uca insanlığın tüm hallerini tüm yalınlığıyla ve tüm gerçekçiliğiyle yansıtan ve bunu yaparken kendi samimiyet dairesinden bir an olsun çıkmayan bir eser.

Necip Fazıl Kısakürek bir ağır ceza hâkimi üzerinden toplumu fert fert, fertleri kalp kalp sorguluyor. Eserin bir toplum inşa etme fikri sonunda somut bir hal alıyor ve vicdanların ancak kaybederek, hakkından feragat ederek ve gerçekten yenilerek zafere ulaşacağına ve bu yolla rahatlayacağına inandırıyor. Reis Bey, gönülden, kalpten bir taviz kitabı. Gönülden, kalpten verdikçe veriyor ve hiçbir şey almıyor. Teknik olarak seri yani hızlı bir kitaptır diyebiliriz. Evvela bir tiyatro eseri şeklinde kaleme alındığı ve bu haliyle diyalogların seri biçimde sürdüğü, uzun ve gereksiz anlatımların olmadığı bir kitap. Olay örgüsü tümüyle kişilerin sözleriyle ortaya çıkıyor. Biz bu nedenle bu diyaloglara muhtacız.

reis-bey-necip-fazil-parantez-haber-yeni.jpg

Eser, sonradan masum olduğu anlaşılan bir gencin idamına hükmeden bir hâkimin kendi vicdanına attığı sessiz bombayı konu alıyor. Bu bomba öyle sessiz ki taşı ağlatan, dağı eriten cinsten bir bomba. Öyle bir bomba ki içeride ne ciğer bırakıyor ne de beyin… Sadece ve sadece kalp kalıyor geride. Reis Bey de dahil hiç kimsenin ismi verilmiyor. Adeta bir isimsizler ordusuyla karşı karşıyayız. Herkes sıfatlarıyla var ve herkes sıfatlarıyla meydanda. Necip Fazıl herkese temsil ettiği sıfatla muamele etmeyi uygun görmüş. Reisse reis, katilse katil, dadıysa dadı, savcıysa savcı… Tüm bu isimsiz sıfatlara öyle ağır yükümlülükler yüklüyor ki neredeyse tüm insanlık bu isimsizler ordusunun kazanmaya çalıştığı zaferin gözcülüğünü yapıyor. Sanki bu uyuşturucu satıcısı, katil, bar kızı, kalpsiz hapishane müdürü kazanırsa insanlık kazanacak, bunlar kaybederse bir daha hiçbir zaman bu dava, bu insanlık davası kazanılamayacak. Necip Fazıl bir fırsat veriyor. Dünyanın en kötü, dünyanın en yanlış, dünyanın en alçaltıcı öyküsü üzerinden bir deneme yapıyor.

İlk denemesinde Reis Bey’i kurtarıyor. Sonra Reis Bey vasıtasıyla tüm çevresini kurtarıyor. Belki sonra o çevre kendi çevresini kurtaracak. Böylece tek tek, fert fert, kalp kalp kurtula kurtula dünya kurtulmuş olacak.

Reis Bey, kaybetmişlerin, bitirimler âleminin müdavimi konumundaki insanların yanında kendisini rahat ve huzurlu hissediyor. Çünkü artık o da bir kaybetmiş. Öyle bir vicdan yükü var ki sırtında hiçbir an inmiyor, hiçbir an onu bırakmıyor. Bir masum gencin günahsızlığını yükü, bir masum gencin temizliğinin yükü… Reis Bey’in bu bitirimler âlemindekileri adam etme çabası ve bu çabaya hiç ümitsizliğe düşmeden büyük bir sabırla devam etmesi takdirlik. Kitapta insan münasebetlerindeki bayağılıklar, pespayelikler ve çıkara dayalı tutumlar da abartısız biçimde aktarılıyor. İnsanlardaki değişimi sayfa sayfa okuyoruz. Sırayla herkesin merhamete geldiğini okurken dünyanın ne kadar merhametsiz bir yer olduğunu tekrar tekrar, her merhamete gelişte yeniden anlıyoruz. Başta Reis Bey olmak üzere dadının, evden kaçan kızın, katilin, her gün yeni fırıldaklar peşinde koşan kumarhane garsonunun vicdan muhasebesine tanıklık ediyoruz.

İdam edilen genç infazdan hemen evvel Reis Bey’e “ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz” diyordu.

Biz de bu kitabı ağlaya ağlaya anlayabilirdik ancak. Dünyanın en sert adamına yapılmış bu teklif o gencin ilk merhamet teklifi idi. Fakat Reis Bey’e yapılmış ilk okkalı merhamet teklifi, otelde “Köylü Müşteri” karakterinin acılar çeken ve ağlayan ve Reis Bey’i yan odadan rahatsız eden kızı için ettiği taleple gerçekleşiyor. Reis Bey son derece acımasız, dik ve mağrur bir biçimde dünya görüşüne ve hayattaki duruşuna da sadık bir şekilde kendisine sonra çok lazım olacak o tarihi cümleyi sarf ediyor: “Merhamet ağızların iğrenç sakızı!

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.