İdris Kartal yazdı; "Ortadoğu’nun tozlu coğrafyasını en iyi anlatan eserlerden biri..."

İdris Kartal yazdı; "Ortadoğu’nun tozlu coğrafyasını en iyi anlatan eserlerden biri..."

Kırmızı Çizgi: Paylaşılamayan Toprakların Yakın Tarihi kitabı James Barr’ın olabildiğince objektif davranarak kaleme aldığı bir eser.

Ortadoğu’nun tozlu coğrafyasını en iyi anlatan eserlerden biri

Kırmızı Çizgi: Paylaşılamayan Toprakların Yakın Tarihi, bir Ortadoğu kitabı.

Bu sebepten sadece güç mücadelelerine değil aynı zamanda hilelere de şahitlik ediyoruz. Konu Ortadoğu olunca entrikalar, ayak oyunları eksik olmaz. Kitapta büyük iki savaş arasında olup bitenler iki devletin mücadelesi olarak anlatılıyor. Fakat bundan Türkiye de dâhil olmak üzere onlarca devlet etkileniyor. Uzaklardan olaya müdahil olma arayışı içinde olan Amerika Birleşik Devletleri ve hemen dibinde olanları kulağının üstüne yatarak duymamaya çalışan genç Cumhuriyet de kıyaslanabilir ayrıca.

Kitapta İsrail’in bağımsız bir devlet haline getirilene kadar hazırlanan ortam ve bölgede yaşananlar ele alınıyor. Aynı ittifakın iki üyesinin konu petrol ve diğer sömürü kalemleri olunca nasıl bencilce ve acımasızca hareket ettiğini görüyoruz. 1948’e yani bağımsız İsrail’e uzanan süreçte bunu yakinen teşhis ediyoruz. Üzerinde çok durulmamış ama Yahudi devletinin varlığının İngilizler için zaruri hal aldığını söylemek gerekiyor. Çünkü bitmek tükenmek bilmeyen istekleriyle ve topraklarındaki varlıklarıyla Yahudiler İngilizler için büyük yüktü. Uganda Planı hayata geçirilebilmiş olsaydı belki de insanlık İsrail kaynaklı bunca acıyı yaşamamış olacaktı. Öte yandan iki nehir arası hariç hiçbir planın Siyonistler tarafından kabul görmeyeceğini de biliyorum.

 Britanya ve Fransa arasındaki rekabet Arap-İsrail çatışmasını körüklemiş, masum pek çok insanın kanının dökülmesine sebebiyet vermiştir. Britanya’nın Ortadoğu’da Fransız emellerine engel olabilmek için Siyonistleri kullanması Araplar ve Yahudiler arasındaki gerilimin tırmanmasına yol açmıştır. Ayrıca iç savaşları bu pencereden görmek daha doğru olacaktır. Temelinde ırki ve dini fark olmadan gerek mezhep gerekse de aile bağları nedeniyle aralar açılmış, bölge insanı dışarıdan uzanan eller vasıtasıyla çatışmaların aleviyle yakılmıştır.

Bu noktada Sykes-Picot Antlaşması Ortadoğu’ya yeni bir nizam vermek için kapalı kapılar arkasında imzalanmıştır.

Osmanlı toprakları lime lime edilip yerine merkezi otoriteye bağımlı olmayan sınırları doğal yollarla çizilmemiş devletler ortaya çıktı. Başlarına da daha önce söz verildiği gibi kendileriyle iş birliği yapan aşiret reisleri oturtuldu. Bundan sonra işler daha kolay olacaktı. Çünkü yönetim o ailelerin tekelinde kalacak ve insan hakları ya da demokrasi gibi Batı’nın kendi topraklarında titizlendiği kavramlar çöllerde unutulup gidecekti.

Yönetimi manevi hisleri yüksek birilerine vermek ya da onlara şans vermek tüm kazanımları yok edebilirdi. O zaman Osmanlı’nın sistematik bir biçimde bölgeden çıkarılması ve sonunda yerine kendilerine benzeyen bir devlet kurulmasının bir anlamı olmayacaktı. İslâm dünyası olarak yaşadığımız sorunları ve çektiğimiz acıları bu planlara bağlayabiliriz.

Filistin toprakları Yahudi teröristlerin silahlandırıldığı ve yerli halkın üzerine öylece salındığı bir saha oluvermişti.

Toprakların, evlerin eski sahipleri kendilerine ait bu yerlerde yabancı konumuna getiriliyor ve çoğunluktan azınlığa düşürülüyordu. İngilizlerin de Fransızların da kendi çıkarları dışında hareket eden hiçbir grubu desteklemediğini söyleyebiliriz. Fransızların amacı mevcut İngiliz kazanımlarını, İngilizlerin amacı da mevcut Fransız kazanımlarını sonlandırmaktı. Fakat ortak bir noktada buluşmaları gerekiyordu ki bu da paylaşımla mümkün olacaktı.

Kitapta pek çok ünlü isim var. Bu isimler doğal olarak dönemin başat aktörleri. Winston Churchill, Charles de Gaulle, Harry Truman, Lloyd George gibi isimler İngilizlerin, Fransızların ve Amerikalıların Ortadoğu üzerinde verdikleri güç mücadelesini anlamamıza yardımcı oluyor. İki savaştan da yenik çıkmış Fransa’nın kırılgan yapısını, kimi isimlerin karşılaştırmasını okumak da mümkün.

Filistin topraklarını aşama aşama kendilerine yurt yapan gizli ve sinsi Yahudi politikalarının hedefe ulaşabilmek için kan dökmeyi meşru saydığı yılların günümüzden pek de bir farkı yok. Yahudiler aynı şekilde kendilerince emirle bildirilmiş hakikatlere ulaşma noktasında gereken her şeyi gerek meşru gerekse de gayrimeşru tüm yolları kullanmaktan geri durmuyor.

Kırmızı Çizgi: Paylaşılamayan Toprakların Yakın Tarihi kitabı James Barr’ın olabildiğince objektif davranarak kaleme aldığı bir eser.

Ayrıca diyebiliriz ki eser, Ortadoğu’nun tozlu coğrafyasını en iyi anlatan eserlerden biri.

İdris Kartal / Parantez haber

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum